Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemelerinin CMK 280/1 (e) ve (f) dışında usul hatası içeren konularda dosya üzerinden bozma kararı veremeyip duruşma açarak karar vermesi gerektiği ilkesini ortaya koydu.
Özet: Bölge adliye mahkemesinin, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanık sorgusuna yönelik emredici usul hükmüne aykırılığı, kanunun duruşma açma gerektiren bozma nedenleri yerine, dosya üzerinden bozma yetkisinin olmadığı haller kapsamında değerlendirerek verdiği kararın, hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve bu geçersiz karara dayanarak ilk derece mahkemesince yeniden kurulan hükümlerin ağır hukuka aykırılık taşıdığı, bu durumun kişilerin temyiz hakkını da ihlal ettiği tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/812 E., 2023/1787 K.SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar vermeHÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanık ... hakkında her üç suçtan kurulan hükümlerin sanık ... ve müdafii tarafından temyiz edildiği, sanık ... hakkında her üç suçtan kurulan hükümlerin ise sadece sanık ... tarafından temyiz edildiği belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... ve müdafinin temyiz istemlerinin, cezalandırmaya yeterli kesin, şüpheden uzak, inandırıcı delil bulunmadığına, eksik inceleme ile hatalı hükümler kurulduğuna, fikri içtima gereği tek suçtan hüküm kurulması gerektiğine, beraate karar verilmesi gerektiğine, sanık ...'in temyiz isteminin ise, cezalandırılabilmesi için dosyada kesin, somut delil bulunmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçları işlemediğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine dair olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280/1. Fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükümlerin bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli 2017/1 35... /987 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli 2019/ 85... /2011 Karar sayılı kararı ile " Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, yasa koyucu tarafından, sanığın sorgusuna yönelik getirilen talimat yasağına dair emredici usul hükmüne aykırı olarak, sanık ... 'ın duruşmada hüküm mahkemesince 24.05.2018 tarihinde çıkarılan yakalama kararına istinaden, yakalandığı Develi Asliye Ceza Mahkemesince 09.06.2018 tarihinde, tespit olunan sorgusunun hükme esas alındığından ve diğer sanık ...'nun da sanık ... 'la iştirak halinde atılı suçları işledikleri ve bu şekilde hükümlülüklerine karar verildiğinden " bahisle, her iki sanık hakkında her 3 suçtan kurulan hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hükümler kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2021 tarihli 2019/928 Esas, 2021/911 Karar sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli 2019/ 85... /2011 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, aynı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ile sanık ... müdafinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.