Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan verilen hükmü, sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunmaması nedeniyle savunma hakkı kısıtlandığından bozmuştur.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde, sanığa yüklenen suçun Türk Ceza Kanununun 142/2-d ve 143. maddeleri kapsamında alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması yasal zorunluluk olmasına rağmen, müdafiinin yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edildiğinden, istinaf incelemesi sonucu verilen kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/2430 E.  ,  2026/7744 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/2417 E., 2023/2200 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın ikrarda bulunduğuna, suçu bilinçsiz olarak işlediğine, kilitli olmayan araçta bulduğu anahtarla aracı çalıştırdığına, aracı zarar vermeden teslim ettiğine, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak inandırıcı, kesin delil bulunmadığına, beraate karar verilmesi gerektiğine, dair olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeplerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.