Konya Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satışla edinilen arızalı buhar kazanının sebep olduğu semenin tenzili ve onarım masrafı tazminatı istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıdan satın aldığı buhar kazanının sürekli arıza vermesi, ayıplı olması ve montaj hataları nedeniyle tamir ve değer kaybı olarak toplam 31.271,30 TL maddi zararının tahsilini talep ederken; davalı şirket ise kazanın sözleşmeye uygun ve ayıpsız teslim edildiğini, sorunların kullanıcı hatasından veya teknik standartların yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ve tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu incelenmektedir.

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/04/2026
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALILAR : 1- ........
2- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/09/2026
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2026
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı şirketten taraflar arasında düzenlenen 21/02/2013 tarihli sözleşme ile ........ marka buhar kazanı satın aldığını, alınan buhar kazanı makinesinin kurulduğu günden itibaren sürekli arıza verdiğini ve düzenli olarak kullanılamadığını, durumun davalı şirkete sürekli bildirilmesine rağmen sonuç alınamadığını, makinedeki sorunlarla ilgili Antalya ... Noterliği'nin 10/10/2013 tarih, ........ yevmiye numaralı ihtarname ile durumun davalıya ihtar edildiğini, davalı tarafça 23/10/2013 tarihli cevabı ihtarname ile arızanın kendilerinden kaynaklanmadığının, bir hafta içerisinde tamir için geleceklerinin müvekkili şirkete bildirildiğini, aradan 1 aylık zaman geçmesine rağmen davalı tarafça tamir için bir işlem yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından dava dışı ........ şirketinden teknik destek alındığını ve 8.271,30 TL onarım için bu şirkete ödeme yapıldığını, davaya konu buhar makinesinin durumu için Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ve bu dosyaya makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan raporla eksikliklerin ve ayıpların tespit edildiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ederek satın alınan malda ağır kusurlu olduğunun ortaya çıktığını, gelinen aşamada baca çapının yanlış hesaplanması sonucu montaj hatası ve diğer ayıplı işlerin giderilmesi için 23.000,00 TL masraf yapılması gerektiğini, mevcut haliyle kazanın değerinin 23.000,00 TL azalmış olduğunu ayrıca müvekkili tarafından tamir ve bakım için 8.271,30 TL masraf yapmak zorunda kaldığını beyanla müvekkili şirketin 31.271,30 TL maddi zararının ve tespit masrafları olan 658,50 TL maddi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın buhar kazanı olup yeni nesil gaz yakıtlı kazanlarda patlama kapağının standartlar gereği yapılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede de böyle bir taahhüt de bulunulmadığını, buhar makinesinde gerekli emniyet tertibatının bulunduğunu, sıvı yakıtlı buhar kazanlarında patlatma kapağının kullanıldığını, davacı tarafça açılan tespit dosyasında alınan raporda bu durumun yanlış tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından satışı yapılan kazanın olması gerektiği gibi davacı tarafa teslim edildiğini, satışının müvekkillerce yapılmadığı bürülürün kullanıcı tarafından uygun şekilde ayarlanmadığından kapak izolasyonunda tahribatlar oluşturduğunu, bürülürün kazanın yanmayı yani ateşlemeyi sağlayan tertibat kısmı olduğunu, bunun kapasitesinden fazla ayarlanması ya da bozuk bir şekilde ayarlanmasının tahrifatlara sebep olabileceğini, bu tertibatla ilgili müvekkilleri şirketlerin bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu durumun mahkememizce yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, müvekkillerinin satışını yapmadığı tertibata ilişkin müvekkillerine yönelik ayıptan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın 8.271,30 TL tamir ve bakım masrafına ilişkin zarar talebinin tamamen kullanıcı hatasından oluşan zararlar olduğunu ve müvekkillerinden talep edilemeyeceğini, davacı şirketin istediği teklife göre müvekkillerinin baca ölçülerini bildirerek teklif sunduğunu, buna ilişkin mail yazışmalarının mevcut olduğunu, baca çapının küçük olduğuna yönelik tespit raporunun da teknik olarak yanlış olduğunu, tespit raporunu sunan bilirkişinin yeni nesil tekniklerden anlamadan böyle bir rapor sunduğunu, davacı tarafın süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkillerinin sözleşme gereğince edimlerini eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde yerine getirdiğini, iddia edilen ayıplardan müvekkillerinin sorumluluğunun olmadığını, talep edilen tazminat miktarın da fahiş bedeller olup gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
DAİREMİZİN 20/11/2025 TARİHLİ VE ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARINDA ÖZETLE; "...Ana davacı iş sahibi ile davalı yükleniciler arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak; birleşen dava ise mal sigortası kapsamında ödeme yapan sigorta şirketinin rücuen alacağı istemine ilişkindir.
Davaların birleştirilmesi başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesi;
" (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." şeklinde;
Davaların ayrılması başlıklı HMK'nın 167. maddesi ise;
" Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda ana davada taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup birleşen davada ise herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığı, davanın dayanağının dava dışı sigortalı için ödenen sigorta bedelinin rücu talebi olduğu, dolayısıyla eldeki davada iki ayrı hukuki sebepten kaynaklı iki ayrı davanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda HMK'nın 166. maddesinde gösterildiği şekilde her iki dava arasında bağlantı bulunduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca iki davanın birleştirilmesi kararı hatalıdır. İki ayrı dava nedeniyle verilen hükümlerin farklı kanun yolu mercileri tarafından incelenmesi gerektiğinden tabii hakimlik ilkesi de gözetildiğinde davaların tefrik edilip yeniden taraf delileri değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekir. Davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile sair yönler incelenmeksizin kararların kaldırılmasına karar verilmelidir..." gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2025 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalılara husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, dava konusu yangın olayı ve bundan kaynaklı zararların ortaya çıkmasına davalıların imalatçısı ve satıcısı oldukları buhar kazanın etkili olup olmadığı, buhar kazanında imalat veya montaj kaynaklı bir ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı, davacıların, davalıların kusurundan kaynaklı bir zararının olup olmadığı, varsa tazmini gerekli zarar miktarının ne olduğu hususundadır.
Bir ticari satımda, üretici veya üretimi sağlayıcı ile alıcı arasında normalde bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile, Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zira, 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür. Nitekim, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla, davalı şirketlerin ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp piyasaya arzını sağlamaları karşısında pasif husumet ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerekmiştir.
TBK'nun İş Sahibinin Sorumluluğu başlıklı 476. maddesi:
"Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz." hükmünü,
TBK'nun Eserin Kabulü başlıklı 477. maddesi:
"Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmünü,
TBK'nun Zamanaşımı başlıklı 478. maddesi:
"Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir.
Dosya içerisinde mevcut mail yazışmaları, servis formları, ihtarname içerikleri dikkate alındığında davacı şirketin ayıp bildirimlerinin süresinde yapıldığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan zorunlu arabuluculuk sürecindeki durma süreleri, zarar tarihi, dava tarihleri dikkate alındığında her iki davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davayı görmeye Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu tespit edilmiştir.
Dava taraflarının iddia ve savunmaları ile dosyaya sundukları deliller, yukarıda yer verilen yasa hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları ile Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarih, ... esas, ... karar sayılı kararı ile kesinleşen maddi vakıa tespitleri ve özellikle Mahkememizce benimsenen 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve bu raporla örtüşen ve anılan ceza dosyasına sunulan teknik üniversitelerin öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı şirket ile davalı ........ arasında düzenlenen 21/02/2013 tarihli sözleşme ile, diğer davalı ........'nin imalatçısı olduğu bir buhar kazanı satın alınarak davacının iş yerine kurulduğu ve kullanılmaya başlandığı, bahse konu buhar kazanının 19/11/2014 tarihinde patlaması sonucunda işyerindeki bazı çalışanlarının vefat ettiği, bazı çalışanlarının ise yaralandığı ayrıca kazanın kullanılamaz hale geldiği ve davacının iş yerinde hasar oluştuğu, birleşen dosya davacısı sigorta şirketi tarafından oluşan bu zarardan dolayı sigortalısına hasar ödemesi yapıldığı, patlamadan kaynaklı vefatlar ve yaralanmalar sebebiyle açılan ve Mahkememizce neticesi beklenilen ceza yargılaması sonucunda Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2019 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile buhar kazanının çalıştırılma yöntemi ve kullanımına bağlı olarak patladığı, iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, kazandaki imalat eksikliği veya hatası sebepli bir patlama olmadığı, kazanın imalatçısı şirketin yetkilisinin bir kusurunun olmadığı tespitlerini yapıldığı ve imalatçı şirket yetkilisi hakkında yüklenen suç yönünden bir kast veya taksirinin bulunmaması gerekçesiyle CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, bahse konu ceza mahkemesi kararının kanun yolu incelemelerinden geçerek kesinleştiği, Mahkememizce talimat dosyası kanalıyla buhar kazanı üzerinde keşfen yaptırılan inceleme ile aldırılan 16/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve kesinleşen ceza dosyasına sunulan teknik üniversitelerin öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, buhar kazanının, patlama hadisesinden önce yaklaşık 17 aylık süre boyunca aktif olarak kullanıldığı, kazanda her türlü emniyet sisteminin bulunduğu, patlamadan 3 gün öncesi kazanın kendisini korumaya aldığı, yani çalışmasını kendiliğinden durdurduğu, buna rağmen kazandaki otomatik su besleme sistemi elektrik panosundan devre dışı bırakılmak suretiyle kazana dıştan emniyetsiz şekilde müdahale edilerek kazanın çalıştırıldığı, patlama günü kazanın 1000 dereceye yükselmesi ve kontrolsüzce kazana su verilmesi sonucunda kazanın 18 bar test basıncının 1,66 katı olan 29,88 bar basınca ulaşması sonucunda patlayarak 300 mt uzağa fırladığı, yani buhar kazanındaki emniyet sisteminin devre dışı bırakılarak kontrolsüz ve emniyetsiz bir şekilde çalıştırılması nihayetinde dava konusu zararların meydana geldiği, buhar kazanının imalatından veya montajından kaynaklı olarak bir zarar oluşmadığı, bu haliyle zararın ortaya çıkmasında davalılara atfedilebilir bir kusur bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hatalı olduğunu, yargılama aşamasında ekspertiz firması da yargılamaya konu olayla ilgili olarak ODTÜ’den rapor aldırıldığını, raporda patlamanın buhar kazanındaki üretim hatasından kaynaklandığının açıkça ortaya konulduğunu, İTÜ'den aldırılan uzman görüşünde de buhar kazanında üretim hatasının olduğunun tespit edildiğini, Antalya ... İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasında aldırılan 27/03/2017 tarihli kusur raporu ile davalılardan ........'nin üretim hatası sebebiyle %50 oranında kusurlu olduğu; müvekkili şirketin kusur oranının ise %30 olduğu tespit edildiğini, yine Antalya ... İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında alınan raporda da buhar kazanında üretim hatası olduğunun tespit edildiğini, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirterek istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı ayıplı ifa nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/04/2026 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2026
.....
Başkan
...
¸e-imzalıdır.
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır.
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır.
.....
Katip
...
¸e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸