T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, müvekkili şirketlerin tescilli ve tanınmış markalarıyla iltibas yaratacağı iddiasıyla benzer marka başvurusuna ilişkin YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepli dava.
Özet: Davacılar, davalıya ait marka başvurusunun, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca, kendi tescilli ve tanınmış markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ortalama tüketicide iltibas yaratarak ticari kaynakları karıştıracağını ileri sürerek hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmektedir; davalı ise marka başvurusunun kendine özgü yapısı, farklılaştırılmış unsurları ve tescil edildiği sınıflara göre ayırt edici niteliğini koruduğunu, davacı markalarıyla karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve davacının tanınmışlık iddiasının bu sonucu değiştirmeyeceğini belirterek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/149 Esas - 2025/489

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/149
Karar No : 2025/489
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi :10/04/2025
Karar Tarihi : 27/11/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 27/11/2025
Davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; dava konusu “..." marka başvurusunun, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1’inci maddesi uyarınca, müvekkili şirketler adına tescilli markalar ile ortalama tüketicilerde bıraktığı genel intiba ve görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer, hatta aynı olduğunu, bu benzerliğin, iltibasa yol açacak düzeyde olduğunu, dava konusu marka başvurusunu, müvekkili şirketler adına tescilli markaların esas unsuru olan "...." ibaresinden ayıran tek farkın, iç kısma “O” harfinden sonra “U” harfinin eklenmesi olup; iç kısma harf eklenmesinin, markaları farklılaştırmaya yetmemiş olduğunu, tüketiciler nezdinde genel izlenim açısından dava konusu marka başvurusu ile müvekkili şirketler adına tescilli markaların farklı ticari kaynaklara sahip olduğunun algılanmasının imkansız olduğunu, dava konusu marka başvurusunu gören ve duyan alıcıların, dava konusu marka başvurusunu, müvekkili şirketlerin seri markalarından biri olduğu izlenimine kapılmalarının kaçınılmaz olduğunu, böylelikle dava konusu marka başvurusu, müvekkili şirketler adına tescilli markalardan biri, hatta müvekkili şirketlerin marka serisinden zannedileceğinden, ortalama seviyedeki tüketicilerin, görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal olarak ayniyet derecesindeki bu benzerlik sebebiyle müvekkili şirketler adına tescilli markaları taşıyan ürün/hizmet yerine dava konusu ibareyi taşıyan ürünü satın alacak ve hizmetlerinden yararlanacağını; bu nedenle tüketiciler nezdinde iltibasın ortaya çıkacağını, dava konusu marka başvurusunun 7'nci/12'nci/35'inci nice sınıflarında tescili talep edilmiş; yapılan itiraz üzerine ise, başvuru kapsamından 35'inci nice sınıfının çıkarılmasına karar verilmiş olduğunu, ancak tesciline devam edilen 7'nci ve 12'nci nice sınıfları ile müvekkili şirketlere ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının, benzer ve/veya ilintili olduğunu, müvekkili şirket ...’nin, tüm mal ve hizmet sınıflarında tescili olan “torun” tanınmış markasının sahibi olduğunu, “....” ibaresinin, müvekkili şirketler adına tescilli markalar dışında, müvekkili şirketlerin ticaret unvanının esas ve vurgulayıcı unsuru olup; tüketici nezdinde, söz konusu ibarenin, müvekkili şirketlerin ticaret unvanı ile sıkı sıkıya bağlı hale gelmiş olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, 6102 sayılı .... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ....vekili cevaplarında özetle; davaya konu edilen marka başvurusu ile kısmi ret kararına gerekçe olarak gösterilen markalar arasında, tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetlere ilişkin benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, "..." ibareli marka başvurusu ile “torun” unsuruna sahip itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların, tescil edilen mal veya hizmet sınıfları yönünden, aralarında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davalı marka başvurusunun beyaz zemin üzerine siyah renk kullanılarak oluşturulan büyük harflerle yazılan “...” ibaresinden oluştuğu, markada başka bir unsurun bulunmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının ise özgün tarzda büyük harflerle yazılan “.... ibareleri bulunan markalar olduğunu, markalarda başka kelime ibareleri ve asli-ayırt edici şekil unsurunun bulunduğunu, davalı tarafından yapılan marka tescil başvurusu incelendiğinde tescil edildiği mal veya hizmet sınıfında markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğu; kullanılan renklerin, harflerin, kelimelerin ve yazı stilinin farklı olduğunu; tescil edildiği sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, dava konusu marka tescil başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında karşılaştırma yapıldığında ihtiva ettikleri unsurların tamamı ve bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle tescil edilen mal veya hizmet sınıflarına ilişkin görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından davacı markasının tanınmışlığının da bu sonucu değiştirmeyeceği ve marka tescil başvurusunun reddini gerektirmeyeceğini, davaya konu edilen marka tescil başvurusu, davacıya ait alan adı veya ticaret unvanını aynen içermediğinden davacı tarafından yapılan bu yöndeki iddiaların da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialar olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalı şirketin ve vekilinin dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacıların tanınmışlık ve 6769 sayılı kanunun 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının.... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 07/12/2022 tarihinde 07 / 12 / 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacılar tarafından.... ibareli markalara dayanılarak itirazda bulunulduğu, davacılardan ....’nin itirazı 35. Sınıf bakımından kısmen kabul edildiği, davacılardan ....’nin itirazının ise reddine karar verildiği, davacı şirketler tarafından söz konusu kararlara karşı tekrar itirazda bulunduğu, .... sayılı kararlarıyla itirazların reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. ... değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
.... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava Konusu ...’ye ait redde gerekçe markaların kapsamındaki 01., 03., 29., 30., 31. ve 32. sınıflardaki mallar ile benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılamadıkları, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılmadıkları hususları dikkate alındığında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmadıkları,
Dava konusu marka ile davacılardan ...’nin markaları arasında işaret bakımından benzerlik olup olmadığı değerlendirilmiştir. Davacının .... sayılı markaları hükümden düştüğü anlaşıldığından söz konusu markalar değerlendirmede dikkate alınmamıştır.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük harflerle, standart karakterle, “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Davacı ...’ye ait redde gerekçe markalar, “torun” ibaresi ile birlikte şekil unsurları ve/veya ayırt edici niteliğe haiz olmayan “çay”, “pirinç”, “ayçiçek yağı” gibi ibarelerin kullanıldığı karma markalardır. Davacının markalarının esas unsurunun “torun” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kapsamında; değerlendirmeye konu olan markalara görsel, işitsel ve kavramsal olarak bakıldığında; dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi ile davacının redde gerekçe markaların esas unsuru olan “torun” ibaresi arasındaki tek farkın “u” harfi olduğu, dava konusu marka telaffuz edilirken “u” harfinin telaffuz edilmeyeceği, markaların işitsel ve görsel olarak oldukça benzer olduğu, davacı markalarında yer alan şekil unsurunun markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketici kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde, bunun davacının “torun” esas unsurlu markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı; neticede, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, her ne kadar dava konusu marka ile davacı ...’ye ait markaların kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmaması nedeniyle dava konusu marka ile davacı .... sayılı ve “...” ibareli marka kapsamındaki 07. ve 12. Sınıflardaki malların davacı ....’ye ait redde gerekçe markaların kapsamındaki 35., 36., 37., 41. ve 43. sınıflardaki hizmetler ile benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılamadıkları, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılmadıkları hususları dikkate alındığında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmadıkları değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük harflerle, standart karakterle, “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır.
Davacının redde gerekçe markaları, “....” ibarelerinin kullanıldığı kelime markası veya karma markalardır. Davacının markalarının esas unsurunun “torun/torunlar” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Bu kapsamında; davaya konu olan taraf markalarına görsel, işitsel ve kavramsal olarak bakıldığında; dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresi ile davacının redde gerekçe markaların esas unsuru olan “torun” ibaresi arasındaki tek farkın “u” harfi olduğu, dava konusu marka telaffuz edilirken “u” harfinin telaffuz edilmeyeceği, markaların işitsel ve görsel olarak oldukça benzer olduğu, davacı markalarında yer alan şekil unsurunun markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketici kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde, bunun davacının “torun/torunlar” esas unsurlu markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı; neticede, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, her ne kadar dava konusu marka ile davacı .... markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunsa da, dava konusu markanın kapsamındaki malların davacı ....’ye ait markaların kapsamındaki hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmaması nedeniyle dava konusu marka ile davacı ....’ye ait markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Tanınmışlık İddiaları Bakımından Değerlendirme;
Davacıların tanınmışlık gerekçeli itirazları birlikte değerlendirilmiştir.
6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacılara ait “torun/torunlar” esas unsurlu markalarının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, dava konusu markanın haksız yarar sağlayabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği, ayırt ediciliğini zedeleyebileceği ihtimallerinden birinin davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.
6769 Sayılı SMK’nın 6/6 Bendi Kapsamında Değerlendirme;
6769 s. SMK’nın 6. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlenen nispi ret nedenlerinden biri olan 6/6 bendinde “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu maddeden de anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, internet alan adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri/sınai mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığına bakılmalıdır.
Davacılara ait ticaret unvanlarının kılavuz unsuru “....” ibaresidir. Dosya kapsamında sunulan belgeler neticesinde, davacıya ait ticaret unvanının dava konusu mallar bakımından markasal olarak kullanıldığının ispat edilemediği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacıların SMK 6/6 maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet İddiaları Bakımından Değerlendirme;
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren deliller sunulmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Haksız Rekabet Bakımından Değerlendirme;
Haksız rekabet, rakipler arasında ya da tedarik eden ve müşteri arasında dürüstlük kuralına uygun olmayan ticari uygulamalardır. Ticaret hayatında dürüstlük kuralına uygun olmayan tüm eylem ve işlemlerdendir. Haksız rekabetten söz edebilmek için aldatıcı hareket ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışın bulunması şarttır. Haksız rekabetin üç unsuru bulunmaktadır: İktisadi rekabet, Aldatıcı hareket ve dürüstlük kuralına aykırı çeşitli davranışlar, rekabet hakkının kötüye kullanılması. İktisadi rekabetten söz edebilmek için ortada ekonomik bir faaliyetin olması gerekmektedir. Ekonomik bir etkinlik olmaksızın iktisadi rekabetten ve dolayısıyla haksız rekabetin varlığından bahsedilemez. İktisadi rekabet ticaret hayatının önemli unsurlarından olduğu için çeşitli kanunlarla korunmuş ve desteklenmiştir. İktisadi rekabet bir haktır ve bu hak kullanılırken dürüstlük kuralına aykırı davranılmaması gerekmektedir. Bir firmanın kendisine rakip olan diğer bir firmayı kötülemesi, onun müşteri çevresini yanıltıcı hareketlerde bulunması vb. dürüstlük kuralına aykırıdır ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil eder. Dürüstlük kuralı ile sınırları belli olan rekabet hakkının sınırları aşılmışsa burada kötüye kullanma vardır. Her haksız fiilde olduğu gibi, haksız rekabetin doğmasına neden olan fiil ile oluşacak zarar veya zarar tehlikesi arasında nedensellik bağı olması gerektiğini de belirtmek gerekmektedir.
Somut olayda, dosya kapsamında yukarıda ifade edilenler doğrultusunda, davacıların haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil olmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacıların haksız rekabete ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
.... Kararının İptali ve Hükümsüzlük Talebi Bakımından:
Dava konusu marka ile davacılardan ....’ye ait markalar arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın mallarının davacılardan ...’ye ait markaların kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olmadığı, dava konusu marka ile davacılardan ...’ye ait markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, davacının SMK 6/6 kapsamındaki iddiasının yerinde olmadığı, haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı,
.... Kararının İptali ve Hükümsüzlük Talebi Bakımından:
Dava konusu marka ile davacılardan ....’ye ait markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, davacının SMK 6/6 kapsamındaki iddiasının yerinde olmadığı, haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığı,
Kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
.... sayılı kararlarının iptali taleplerinin ve hükümsüzlük taleplerinin ayrı ayrı reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
.... sayılı kararlarının iptali ve hükümsüzlük taleplerinin reddi yönünden, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,
.... sayılı kararlarının iptali ve hükümsüzlük taleplerinin reddi yönünden, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27/11/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır