Mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, haksız fesih iddiaları sonrası oluşan ücret ve masraf talebinin Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığına ilişkin dava şartı değerlendirmesi kararı.
Özet: Mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebiyle açılan bu davada, davacı, davalılardan ödenmeyen hizmet bedelleri, ek iş karşılıkları ve masrafların faiziyle birlikte tahsilini istemiş; ancak mahkeme, davanın esasına geçmeden evvel, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kendi görev ve yetkisini, uyuşmazlığın ticari dava niteliğini ve kamu düzenini ilgilendiren görev ilişkisini resen değerlendirme gereği duymuştur.

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/313 Esas - 2026/320

T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/313 Esas
KARAR NO : 2026/320
HAKİM :....
KATİP :....
DAVACI :....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 1- ....
2- ...
DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2026
KARAR TARİHİ : 17/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil ile davalılar arasında 15 Eylül 2023 tarihli "Agreement/Sözleşme" başlıklı mali müşavirlik sözleşmesi imzalandığını, davalılara verdiği muhasebecilik/mali müşavirlik hizmeti bedeli 2025 yılı için aylık net 30.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin sözleşme süresince mesleğinin gereklerini yerine getirdiğini, sözleşme gereğince müvekkili kendisine iletilen kayıtlara göre mesleğini ifa ettiğini, davalı ... Enerji Şirketi'ne keşide edilen serbest meslek makbuzlarının bir kısmı davalı tarafından ihtirazı kayıt konulmadan ödendiğini, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan hizmetlerin dışındaki bir kısım işleri de yaptığını, sözleşme kapsamında olmayan işlerin karşılığı ve yapılan masraflar davalılarca ödenmediğini, sözleşmede kararlaştırılmayan ancak davalıların talimatları doğrultusunda yapılan işlerin karşılığı ve masrafları müvekkilice istendiğini, müvekkilinin ücret talebi sonrasında davalıların sözleşmeyi dayanaktan yoksun gerekçelerle feshettiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, 300,00 TL "İhracat Kdv İadesi Hizmet Bedelinin (23 aylık)" ihtarname tarihi olan 18.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 300,00 TL "Yıl Sonuna Kadar Olan Ücret Alacağının" (sözleşmenin haksız olarak feshedilmesiyle muaccel hale gelen) ihtarname tarihi olan 18.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 300,00 TL "ATO Tescil Masraflarının, Noter Masraflarının Ve Hizmet Bedelinin" ihtarname tarihi olan 18.06.2025 tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.
Serbest muhasebeci mali müşavirlik ve yeminli mali müşavirlik 3568 Sayılı Özel Yasa ile düzenlenmiş olup, davacı serbest muhasebeci mali müşavir faaliyetini 3568 Sayılı Kanun kapsamında ruhsata dayalı olarak gerçekleştirmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/13-1913 Esas ve 2015/1260 Karar sayılı kararı uyarınca; serbest muhasebecilik faaliyetinin hukuki nitelikçe bir “vekalet sözleşmesi” olarak kabulü gerekmektedir. Zira, davacı serbest muhasebecinin faaliyetini 3568 sayılı Kanun kapsamında ruhsata dayalı olarak gerçekleştirdiğinden, davalı ile aralarındaki sözleşme ilişkisinin BK’nun 387.maddesi(TBK m. 502 vd.) kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 45. Maddesi uyarınca; "serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminli mali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2 nci maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar...Birden çok meslek mensubu çalışmalarını; (…)18 serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik ortaklık bürosu veya şirket şeklinde birleştirebilirler. Bu bürolarda yapılan faaliyetler ticari faaliyet sayılmaz. Şirket şeklinde çalışılması halinde, yapılan işlerden doğacak cezai sorumluluk işi yapan meslek mensubuna aittir..." düzenlemeleri yer almaktadır.
Somut olayda; taraflar arasındaki akdi ilişkinin vekalet sözleşmesi niteliğinde ele alınması gerektiği buna göre eldeki davanın TTK 4. Maddesi kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Davanın nispi ticari dava niteliği bulunup bulunmadığı bakımından, davalı sermaye şirketi tacir ise de, davacının tacir olmadığı, mesleki faaliyetinin 3568 Sayılı Yasa uyarınca ticari faaliyet sayılamayacağı anlaşıldığından davanın nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı görülmüştür.
Anlatılanlar kapsamında somut olayda, uyuşmazlığın niteliği ve tarafların sıfatına göre eldeki davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, (diğer yandan tarafların tüketici sıfatını da haiz olmadığı) bu hâlde, eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. (Aynı yönde İstanbul BAM 57. HD. 2023/235 E-2024/93 K.; İstanbul BAM 17 HD. 2017/560 E.-2017/554 K.; ... BAM 4. HD. 2022/1966 E.-2024/199 K.; Bursa BAM 7 HD. 2019/1487 E.-2021/675 K. sayılı kararları incelenebilir.)
Yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtaratın gerekçeli kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026
Katip ....
Hakim ...
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR