İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ihlalli geçişler sebebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemli davaya dair istinaf kararı.
Özet: Uyuşmazlık, davacı tarafından işletilen paralı yollardan davalıya ait araçların ücret ödemeksizin yaptığı ihlalli geçişler sebebiyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir; ilk derece mahkemesi davalı itirazını kısmen iptal ederek icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, davalı usul, yetki, zamanaşımı ve esasa ilişkin itirazlarla kararı istinaf ederken, davacı ise işlemiş faiz ve KDV alacaklarının reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1437 Esas
KARAR NO: 2026/1137
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/05/2022
NUMARASI: 2021/625 Esas, 2022/385 Karar
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 10/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ve ... (...) işletmesinin müvekkili tarafından yürütüldüğünü, davalıya ait araçlar ile 03.06.2020 ile 03.10.2020 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresi itibariyle Gaziantep İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davaya konu geçişlere ilişkin müvekkili tarafından yapılan kontrollerde sistemde ihlalli geçişin bulunmadığını, iddia edilen geçiş tarihlerinde otomasyon sisteminin arızalı olup olmadığının tespiti gerektiğini, ayrıca müvekkili şirket araçları tır olduğundan hem araç plakası hem de dorse plakası mevcut olduğundan HGS sistemlerinin mükerrer okuma yapıp yapmadığının da tespiti gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; davalıya ait araçlar ile, davacı şirket işletmesindeki ... A.Ş. otoyollardan muhtelif tarihlerde ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığı, temerrütün takip ile oluştuğu, davalının likit bir borcunun varlığını bildiği halde sadece alacağın tahsilini geciktirmek için itirazda bulunması sebebiyle icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, davalının icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 13.878,75 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara yasal faiz uygulanmak suretiyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20 icra inkar tazminatı tutarı olan 2.775,75 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olup davacı vekili ise katılma yoluyla hükmü istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuna beyan ve itiraz süresi devam ederken karar verildiğinden hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, yargılamayı uzatmaya mutaf olduğu gerekçesi ile mesleki mazeretlerinin reddinin mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, ayrıca tahkikat aşamasının bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeksizin karar verildiğini, Gaziantep İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetki itirazının reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin ihlalli geçiş yapmasının mümkün olmadığını, otomasyon sisteminin arızalı olup olmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, ihlalli geçiş ile ilgili tebligat yapılmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın asıl alacak yönünden kabulüne ilişkin karar hukuka uygun olmakla birlikte, işlemiş faiz ve KDV taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, ihlâlli geçişlerin yapıldığı tarihlerden itibaren 15 günlük yasal sürenin sonrasında asıl alacağa ticari faiz işletilmesinin hukuka uygun olduğunu, talep edilen KDV alacak kaleminin ise işlemiş faize bağlı olup 3065 Sayılı Kanun uyarınca davalıdan tahsil edilmesinin de hukuka uygun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, ihlalli geçiş ve ceza ücreti ile işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında, 13.878,75 TL asıl alacak (geçiş ücreti/para cezası), 624,69 TL ve 112,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.615,90 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emri ile ödeme emrine itirazın tebliğine dair belgeye ratlanmadığından davalının takibe ve borca karşı itirazı süresinde olduğu gibi işbu itirazın iptali davasının da yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişiden rapor alınmıştır.
6100 sayılı HMK'nun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281/1 maddesi "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nun "Hukuki Dinlenilme Hakkı" başlıklı 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu, bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği belirtilmiştir.
Hukuki dinlenilme hakkı gereğince; tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunlu olup yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahip oldukları için, iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi gerekmektedir (Yargıtay 3. HD 2024/213 Esas 2024/3485 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, bilirkişi raporu 14/05/2022 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş olup henüz rapora karşı beyan ve itiraz süresi dolmadan 24/05/2022 tarihli celsede karar verilmiştir. Üstelik karar celsesine mazeret dilekçesi sunarak katılmayan davalı vekili, mazeretinin kabulü ile duruşma gününün bilirkişi raporuna beyan ve itiraz süresi gözetilerek belirlenmesini de talep etmiştir. Buna göre davalı tarafın rapora karşı beyan ve itiraz süresi devam ederken karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlâli niteliğinde olduğundan mahkemece davalının rapora karşı beyan ve itiraz süresi gözetilerek varsa itirazları değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki dinlenilme hakkının ihlaline yol açacak şekilde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kabul şekline göre ise, bilirkişi raporu ile, icra takibi öncesinde tebligat yapılmadığı için temerrüt oluşmayacağı ve bu nedenle işlemiş faiz talep edilemeyeceğinden bahisle bir hesaplama yapılmamış ise de, bilirkişinin işlemiş faiz hesabını yapması ve işlemiş faize hükmedilip hükmedilmeyeceğinin mahkemece değerlendirilmesi gerekir. O halde bu eksikliğin tamamlanmasını sağlamak için, dava konusu icra takibi ile "işlemiş faiz" adı altında belirtilen 2 ayrı kalemin davacının beyanlarına başvurulmak suretiyle açıklığa kavuşturulmasından sonra mahkemece bilirkişiden ek rapor alınması gerekir.
Açıklanan sebeplerle, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 bendi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kaldırma ilamına uygun şekilde yargılama yapılmak ve oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı ve 24/05/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 237,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 494,98 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Taraflarca karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10.09.2026