Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, markalar arası karıştırılma ihtimali, hükümsüzlük, tecavüz ve haksız rekabet iddialarını inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: Bu yargılamada, davacı, davalıya ait markaların kendi tescilli markalarıyla benzerliği ve karıştırılma ihtimali taşıdığını, marka haklarına tecavüz edildiğini ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek ilgili tescillerin hükümsüz kılınmasını, tecavüz fiillerinin önlenmesini ve üretim araçlarına el konulmasını talep ederken; davalı, tescillerinin usulüne uygun olduğunu, davacı markasının tanınmışlık kaydı bulunmadığını ve kendi markalarının görsel, fonetik ve anlamsal olarak farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, uyuşmazlık 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesi kapsamında markalar ile mal ve hizmetler arasındaki karıştırılma ihtimali ekseninde değerlendirilmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/126 Esas - 2025/362
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/126 KARAR NO : 2025/362....DAVA : Marka Hükümsüzlüğü, Tecavüz ve Haksız RekabetDAVA TARİHİ : 04/02/2022KARAR TARİHİ : 25/09/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü, tecavüz ve haksız rekabet istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin .... numaralı markaların davalı adına kayıtlı olduğunu öğrendiklerini, bu markaların müvekkilinin markaları ile benzerliği sebebi ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı tarafın marka haklarına tecavüzde bulunduğunu beyanla bu fiillerin önlemesi, ürünlerin üretiminde kullanılan araçlara el konulması, davalı şirket adına tescilli .... nolu 29,30,32 ve 35. Sınıflarda tescilli, ..... nolu 30. Sınıfta tescilli markaların hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davalının marka tescil başvurularının usule uygun şekilde yapılıp iltibas tehlikesi görülmediğinden yayına çıkarıldığını, bu yayınlara itiraz gelmediğini, davacı markasının .... kayıtlarında tanınmışlık kapsamında bir kaydı bulunmadığını, davalının iddia olunan tanınmışlıktan haksız yarar sağlama, marka itibarına zarar verme, markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi bir durum içerisinde olmadığını, ihtilaflı markaların tüketiciler bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bütün olarak incelendiğinde markaların görsel, fonetik ve anlamsal olarak farklı olduğunu, marka adlarının ".... adlı çiçekli bir bitki türünden almaktayken bu ibarelerin hiç kimsenin tekeline bırakılamaması gerektiğini, davacı markalarındaki ibarelere ek olarak kendi şirket adları gibi unsurlar ilave edilerek tescil ettiklerini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında davacı markaları mal ve hizmetleri ile davalı markaları mal ve hizmetleri arasında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı , davalı kullanımlarının tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amir olduğu, 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliği olduğu, markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şartın markaların benzerliği olduğu, eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verileceği, Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı Davacıya ait markada yer alan “Makarnalar, mantılar, erişteler.Bal, arı sütü, propolis.Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar.Mayalar, kabartma tozları.Her türlü un, irmikler, nişastalar.Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri.Tuz.Pekmez. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububat (tahıl) ve mamulleri. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” malları/hizmetlerinin dava konusu markalarda aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu markalarda yer alan diğer mallar/hizmetlerin davacının redde gerekçe markasında yer alan mallar/hizmetlerle benzer/ilişkili olduğu, Yukarıda dava konusu markalarda yer alan malların davacı markasında yer alan 35. Sınıfta yer alan gıda ürünlerinin satış hizmetleri ile ilişkili olduğu ilişkili olduğu, nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…....) şeklinde kurulan hüküm onaylandığı, Davaya konu markalar bakımından 29., 30. ve 32. Sınıflarda yer alan mallar ile davacıya ait markada yer alan 43. Sınıftaki hizmetler arasında da irtibat bulunduğu, davacı markasında yer alan söz konusu “Geçici konaklama hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin davalı markalarında yer alan 29., 30. ve 32. Sınıflarda yer alan mallar ile ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus bir Yargıtay kararında da ifade edilmiştir. (.... Sonuç olarak, dava konusu markaların kapsamında yer alan malların hizmetlerin tamamının davacı markasında aynı/aynı tür benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Davacının davasına gerekçe gösterdiği markasının tescil kapsamına giren 30. sınıfa giren emtialar ile davalının başvuru markasının kapsamına alınmak istenilen 29., 30., 32. sınıflara ait mallar ve 35. sınıf altında 29., 30., 31. ve 32. sınıflarda yer alan malların satışı hizmeti yani gıda maddeleri ve bunların satışı hizmetinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik, algı, dikkat, özen, bilinç seviyesinin ortalama, makul düzeyde olduğu, Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsur olduğu, dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı, diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan olmadığı, marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşıdığı, Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerektiği, global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacağı, bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel olmadığı, dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılması gerektiği,.... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkik olduğu, bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemesi gerektiği, markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsur olduğu, markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsur olduğu, markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edildiği, Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacağı, Davacının marka görseli "...." şeklinde olup,.... ibaresinin ön planda büyükçe vurgulu şekilde yer aldığı, “coffee, house” kelimelerinin ise markayı tamamlayan, tanımlayıcı ibareler olduğu, “since 1976” şeklindeki ibarenin de yaratılış tarihini tasvir ettiği, Dava konusu .... ibaresinin ön planda ana unsur olarak yer aldığı bileşke markadır. Markanın sağ üst kısmında görece küçük yazılmış “four seasons” tali unsur bulunmaktadır. Marka bu hali ile ilk bakışta .... ibaresini esas olarak vurguladığı, Dava konusu ... sayılı ve "...." ibareli marka (müddet olduğu), beyaz zemin üzerine, kahve fincanı şeklinin arka, ... ibaresinin ön planda ana unsur olarak yer aldığı bileşke marka olduğu, marka bu hali ile ilk bakışta “....” ibaresini esas olarak vurguladığı, Dava konusu diğer marka ise, "...” gibi kelimeler ihtiva etse de, ilgili ürün ve hizmetlerde sıkça kullanılan bu tanımlayıcı kelimelerin markada, bütün olarak ana unsuru oluşturmadığı, Dava konusu markalar ile davacının markası karşılaştırıldığında, “.....” ibarelerini ana unsur olarak içerdiği, taraf markalarındaki kahve fincanı ve kahve çekirdekleri gibi görsel öğelerin, aralarında ayırt edicilik bakımından yeterli uzaklaşmayı sağlamadığı, İşitsel bakımdan benzerlik kıyaslamasında, taraf markalarında ana unsur olan ihtilaflı ibaredeki “c” ve “k” harf farklılığının, okunuşta farklılık doğurmayacağı, davalı markasında geçen “coffee” “klasik” ibareleri, markanın İngilizce – Türkçe karışımı olduğu, Kavramsal açıdan benzerlik değerlendirmesinde, dava ve cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere, taraf markalarında ortak bulunan, ve “meyvesinden kahve çekirdeği edilen çiçekli bir bitki türü” anlamına gelen, ihtilaflı “Arabika” ibaresi “kahve” ürünü, bununla ilgili olması muhtemel mal ve hizmetler için yüksek ayırt ediciliği haiz olmasa da, marka tescil hakkından doğan asgari derecede de olsa bir koruma gerektirdiği, Somut uyuşmazlıkta tek harf değişikliğinin görsel, işitsel, yazılış ve anlamsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, “gold, klasik” gibi unsurların tanımlayıcı ibareler olması, “four seasons” ibaresinin markada tali unsur olarak kalıp genel izlenimde yeterli ayırt edicilik katmaması, dava konusu markalar ile davacının markası arasında marka işaretleri bakımından, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, Karıştırılma İhtimali Bakımından Ara Değerlendirme Dava konusu markaların kapsamında yer alan mallar/hizmetlerin davacının markası kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alması ve markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu markalar ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Davalı Kullanımlarının Tecavüz Oluşturup Oluşturmadığı;Dosya kapsamında davalı kullanımlarına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı bulunmadığından davalı kullanımlarının tecavüz oluşturmadığı,Dava konusu davalı şirket adına kayıtlı ... ve ... sayılı markaların markaların kapsamında yer alan mallar/hizmetlerin davacı markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı,Dava konusu davalı şirket adına kayıtlı ... ve ... sayılı markalar ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu davalı şirket adına kayıtlı ... ve ... sayılı markalar ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,Dava konusu davalı şirket adına kayıtlı ... ve ... sayılı markalar bakımından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, Dosya kapsamında davalı kullanımlarına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığından markaya tecavüz hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir..... Mahkemesi .... İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalı adına tescilli ..., ... ve .... sayılı markaların hükümsüzlüğü isteminde bulunulmuş, mahkemece kurulan hükmün gerekçe kısmında, davalının hükümsüzlüğü istenen diğer markalarının yanında, .... sayılı markası hakkında "dava konusu diğer marka" ve "....maddesi uyarınca, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması gerekli olup, mahkemece davalı adına tescilli .... sayılı markaların hükümsüzlüğü istemi yönünden bir karar verilmemesi doğru olmamıştır. 2- Yine dava dilekçesinde davacı vekilince, müvekkili adına tescilli markasının tanınmış olduğu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağladığı ileri sürülmüş, mahkemece davacı markasının tanınmış olup olmadığı yönünde de herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Oysa davacı markasının tanınmış olması halinde, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca farklı mal veya hizmetler yönünden de tecavüz ve hükümsüzlük nedeni olabileceği tabiidir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda davacının, davalı adına tescilli 2018/78360 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemi yönünden olumlu ve olumsuz bir karar verilmemesi ve davacı markalarının tanınmış olduğu iddiası yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yeni bir karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 3- Kabul şekli bakımından da davalı vekilince, dava konusu "..." ibaresinin çiçekli bir bitkiden adını alan bir kahve türü olduğu, bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, diğer bir deyişle anılan ibarenin kahve ve kahve emteası ile ilişkili mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğu, müvekkilinin de dava konusu ibareyi kendi şirket adları gibi ibarelerin eklenmesi suretiyle tescil ettirmek istedikleri bildirilerek, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı esaslı itirazlarda bulunulduğu halde, mahkemece davalı vekilinin bu itirazları da incelenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, gerekirse yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak davalı vekilinin "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğuna yönelik itirazlarının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir iltibas değerlendirmesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. 4-İstinaf kararının neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile....sayılı kararının KALDIRILMASINA;" biçimindeki gerekçeler ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizce dosya tetkik edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. DEĞERLENDİRMELER; EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim.... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin,malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. 30. Sınıfta yer alan mallar davacı markasında yer alan mallar ile aynıdır, yine davacı markasında yer alan perakendecilik hizmetinin altında sıralanan bu mallar ile mal ve o malın satışı bağlamında doğrudan bir ilişki ve benzerlik vardır. Öte yandan davalı markasında yer alan “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” malları direk olarak davacı markasında yer almasa da davacının “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile benzer olduğu değerlendirilmektedir. Zira, Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, “……….Bununla beraber, bazı durumlarda, yiyecek veya içecek ile “yiyecek içecek hizmetinin sağlanması” arasında tamamlayıcılık söz konusu olabilir. Bilindiği üzere, malların (veya hizmetlerin) birinin diğerinin kullanımı için zorunlu ya da önemli olması nedeniyle birbirleriyle yakın bağlantı içinde olmaları ve bu yakın bağlantı nedeniyle tüketicilerin de bu malların üretiminin ya da hizmetlerin sağlanmasının aynı işletmenin sorumluluğunda olduğunu düşünebilecek olması durumlarında tamamlayıcı mallar (veya hizmetler) olarak kabul edilir. Bu kapsamda, gıda ürünleri ile yiyecek içecek hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi kurulabiliyorsa bu durum genellikle düşük de olsa benzerliğe sebep olacaktır. Ayrıca, ilgili sektörde yiyecek içecek sağlanması hizmetlerini sunan işletmelerin aynı zamanda yaygın olarak yiyecek veya içecek ürünlerinin üretimini de gerçekleştirdiği durumlarda da benzerlik bulunduğu sonucuna varılabilecektir. Bu açıklamalar kapsamında çaylar ve kahveler açısından inceleme yapılacak olursa, çaylar ve kahveler ile kafe hizmetleri birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olan mallar ve hizmetlerdir. Söz konusu malların ve hizmetlerin dağıtım kanalları da aynı olabilir, örneğin bir kafede kahvenin veya çayın kendisi paket halinde müşterilere satılabilir. Dolayısıyla, belirtilen mallar ve hizmetler arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu sonucuna varılabilir. Sonuç olarak dava konusu markanın tüm emtiaları bakımından emtia benzerliğinin gerçekleştiği, Dava konusu marka kelime markası olarak ...., kahve çekirdeklerinin yavaşça kavrulması, demleme ve ardından dondurarak kurutma yöntemiyle elde edilen granül kahve türüdür.” Şeklinde ifade edildiği, aynı şekilde “Klasik kahve, "granül kahve" veya "hazır kahve" olarak da bilinir. Klasik kahve; kahve çekirdeklerinin öğütülmesiyle hazırlanmakta ve ardından sıcak suyun öğütülmüş kahve üzerinden dökülerek demlenmesiyle hazırlanmış olur” şeklinde belirtildiği, ... ibaresi ise İngilizce kökenli bir kelime olup Türkçe karşılığı “kahve” anlamına gelmekte ve dilimize yerleşmiş bir kelimedir. Bu bağlamda bu 3 ibarenin de doğrudan tanımlayıcı olduğu, hatta aşağıda detaylandırılacağı üzere ... ibaresinin de kahvenin cinsi olduğu bu noktada bu ibarenin de tanımlayıcı olduğu ve marka bütünün tamamen tanımlayıcı ibarelerden oluştuğu, Davacı markasının ise, ... .... ibarelerinin küçük yazıldığı ve ayırt ediciliğinin olmadığı/düşük olduğu, yine ... ibaresinin tali unsur konumunda olduğu, bu bağlamda her iki markada, marka algısının ... ibaresi üzerinde toplandığı, ...-... şeklindeki tek harf değişikliğinin markaları farklılaştırmaya yetmediği, yine aynı şekilde telaffuz edileceği, her ne kadar dava konusu marka ... ibaresi ile başlasa da, fonetik açıdan çok baskın bir fark yaratmadığı, davacı markasında şekil unsuru bulunsa da “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bu farklılığın bertaraf edilebileceği, ilgili tüketicinin markaları birbirinin serisi şeklinde algılayabileceği, .... nolu marka ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ... nolu markaya ilişkin olarak mahkememiz kanaatinde bir değişiklik olmadığı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Davacının tanınmışlığa ilişkin savlarının bulunduğu, ....de bu durumun incelenmesi yönünde kararının olduğu görülmüştür. Ancak dosya içerisinde yapılan incelemede tanınmışlığa ilişkin hiçbir belge-somut delil sunulmadığı, her ne kadar mahkememiz bilgi, tecrübeleri ve kendi yaşam deneyimleri doğrultusunda ilgili markanın Kahve kafe hizmetlerinde belli bir bilinirliğe sahip olduğu düşünülse de, ilgili maddenin uygulama alanı bulması somut delillere bağlıdır. Bu noktada davacı tarafından hiçbir belge sunulmadığı için, ilgili madde uygulamasından yararlanamayacağı, 5/1-c maddesi ise “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescil edilemeyeceklerini düzenlemektedir. 556 s. KHK döneminde 7/1-c maddesinin doğrudan karşılığı olan bu düzenlemeye göre bir işaretin 5/1-c kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. “Bir işaret, olası anlamlarından en az birisinin marka kapsamında bulunan mallarla veya bir işaret, olası anlamlarından en az birisinin marka kapsamında bulunan mallara veya hizmetlere ilişkin karakteristik özellik belirtmesi durumunda marka olarak tescil edilmemelidir.” (... “7(1)(c), kamu yararı açısından tanımlayıcı işaretlerin mal veya hizmetlerin karakteristikleriyle ilgili olarak herkesin özgürce kullanabilmesi amacını gözetir.”.... Nitekim doktrinde de kabul gördüğü üzere “Mal ile sadece uzaktan ilişkisi olan basit hatırlatmalar ve telmihler markaya tasviri bir karakter vermez. Eğer marka bir şeyin adını ihtiva ediyorsa, onun herkes tarafından kullanılabileceğinin kabulü için mal ile öyle bir fikri yakınlığı olmalıdır ki markanın tasviri karakteri özel bir zihni çaba harcanmaksızın anlaşılabilsin.” Yüksek Mahkemece benimsenen görüş de doktrindeki görüş ile paralel doğrultuda olup bu husus, muhtelif kararlarda aşağıdaki şekilde vurgulanmıştır. “…Başvuru konusu mal veya hizmet için doğrudan karakteristik özellik belirtmeyen, ancak ifade ettiği anlamlar ya da tanımlayıcı ibareler bakımından birden çok seçenek içerisinden yapılacak değerlendirme sonucunda dolaylı olarak bu ibarenin başvurusu konusu mal ve hizmetler bakımından da (telmih yoluyla) karakteristik özellik ifade edeceği sonucuna yol açan işaretlerin, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi anlamında mutlak red sebebi olan tasviri işaretlerden kabulü mümkün değildir.” Yüksek Mahkemenin başka bir kararında ise bu durum aşağıdaki şekilde vurgulanmıştır. “Bir işaretin 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendinde belirtilen münhasıran veya esas unsur olarak karakteristik özellik belirten tasviri nitelikteki işaretlerden olduğunun kabulü için, başvuruya konu markanın kapsadığı emtia bakımından cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer coğrafi, kaynak vb hususlarda doğrudan karakteristik özellik belirten, tanımlayıcı nitelikteki ibareler vasfında olması gereklidir. Başvuru konusu mal veya hizmet için doğrudan karakteristik özellik belirtmeyen, ancak ifade ettiği anlamlar ya da tanımlayıcı ibareler bakımından birden çok seçenek içerisinden yapılacak değerlendirme sonucunda dolaylı olarak bu ibarenin başvurusu konusu mal ve hizmetler bakımından da (telmih yoluyla) karakteristik özellik ifade edeceği sonucuna yol açan işaretlerin, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi anlamında mutlak red sebebi olan tasviri işaretlerden kabulü mümkün değildir.... “....” ibaresinin titanyum elementinin kısaltılmış hali olduğunu ve saat emtiası için üstün özellik katan bir metal olduğunu beyan etmiş ise de bu açıklamaya dayalı olarak anılan ibarenin özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran saat emtiası için karakteristik özellik belirten bir işaret olduğu sonucuna da varılamaz. (.... Benzer uygulamalara Adalet Divanı kararlarında da rastlamak mümkün olup Adalet Divanına göre bir markanın tanımlayıcı olup olmadığı incelenirken öncelikle bu işaretin tescili istenilen mal veya hizmetleri, diğer firmaların mal veya hizmetlerinden ayırt edip etmediğine, daha sonra markanın tescilinin istendiği mal veya hizmete, nihayet hitap edilen ortalama tüketicinin bu işareti ne şekilde algılayacağına bakılması gerektiği belirtilmiştir. Yine .... kararında “7/1-(c) bendi incelemesinde araştırılması gereken husus, tescili talep edilen işaretin kamunun ilgili kesiminin zihninde inceleme konusu mallarla veya hizmetlerle ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği veya bu tip bir ilişkinin gelecekte kurulacağının düşünülmesinin makul olup olmadığıdır” şeklindeki gerekçeler ile somut ayırt edicilik ile ilgili önem teşkil eden kriterleri net ifadelerle ortaya konulmuştur..... Federal Mahkemesi ise bir kararında güneş yağları için “.....” (bakır ton) marka başvurusunu ürünün kullanıcısına bakır tonunda bir cilt sağlayacağını ima ettiği halde bu ilişkinin kurulmasının tüketicinin hayal gücüne bağlı olduğu ve aynı sektördeki rakiplerin bu ibareyi kullanma olasılığının düşük olduğu gerekçelerine dayanarak kabul etmiştir. Görüleceği üzere işaretin 6769 s. SMK 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında kalıp kalmadığı hususu, başvuru kapsamındaki emtialar ile işaret arasındaki ilişki gözetilerek değerlendirilmesi gereken bir husustur. Zira tescili talep edilen işaretin kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olup olmadığı ya da ilgili mal ya da hizmetin bir özelliğini ifade edip etmediği değerlendirilirken, başvuru kapsamındaki mallar / hizmetler esas alınmak durumundadır. Çünkü bir mal / hizmet için tanımlayıcı nitelikte olan bir kelime, başka bir mal / hizmet için tanımlayıcı olmayabilir. Örneğin; meyveler için nitelik belirten “taze” kelimesi, elektronik cihazlar için, akaryakıt ürünleri için cins belirten “diesel” ibaresi pantolonlar için herhangi bir özellik belirtmemektedir. Ek olarak, bir ibarenin tanımlayıcılığını araştırırken; o ibarenin ülkesel bazda değerlendirilmesi gerekmektedir. İbarenin o ülkede ne kadar yaygın kullanıma konu olduğu, ilgili dil bakımından anlam ifade edip etmediği, pazarın niteliği gibi faktörlerin dikkate alınması gerekmektedir. Somut olaya dönecek olursak, .... ... ibaresinin, google da yapılan araştırmada Wikipeida adlı sitede .... ..., ... kahvesi olarak da bilinir. Kahve ve kök boya ailesi Rubiaceae'den çiçekli bir bitki türüdür. Yetiştirilen ilk kahve türü olduğuna inanılmaktadır ve küresel üretimin yaklaşık %60'ını temsil eden baskın kültür türüdür. Daha az asidik, daha acı ve daha yüksek kafeinli robusta çekirdeğinden üretilen kahve, kalan kahve üretiminin çoğunu oluşturur. .... ...'nın doğal popülasyonları .... ormanlarıyla sınırlıdır.” Şeklinde bilginin bulunduğu, Son yıllarda hızla kahve kültürünün (Türk Kahvesi dışında) ülkenin geneline bir “moda” şeklinde yayıldığı ve sadece kahve satılan cafelerin açıldığı bir gerçektir. Bu bağlamda tüketicinin büyük bir bölümünün kahve çeşitlerine zamanla aşina olduğu, davacı markasının tescil edildiği dönemde herkes tarafından bir kahve çeşidi olarak algılanıp algılanmadığı tam olarak tespit edilemese de, günümüz koşullarında ... ifadesinin bir kahve çeşidi olduğunun herkes tarafından bilindiği söylenebilecektir. Ancak nasıl ki bir ibare yaygın kullanım ile jenerikleşebiliyorsa, tanımlayıcı bir ibare de yüksek bir reklam ve pazarlama, pazar payı, tanınmışlığı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazanabilecektir. Bu durum kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanma olarak marka hukukumuzda kabul görmüştür. Yine belirtmek gerekir ki, davacının kullanımlarına veyahut tanınmışlığına ilişkin olarak bir delil sunmamıştır. Bu bağlamda ... ibaresinin kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandığını söylemek delil eksikliğinden kaynaklı mümkün gözükmemektedir. ... ibaresinin “kahve ve türevleri” bakımından tanımlayıcı- ilgili ürünler bakımından da ayırt ediciliğinin zayıf olduğu değerlendirilmektedir. Doktrinde de kabul görüldüğü üzere, ayırt edici gücü düşük ibareleri seçen tarafın, diğer kullanımlara katlanması gerekmektedir ve fakat davacı markası incelendiğinde ... ibaresini esas unsur olarak tescil ettirdiği görülmüştür. Öte yandan, taraf markalarında ortak unsur olan“...” kelimesinin zayıf bir marka olduğu kabul edilse dahi, bu ibarenin tescilli olduğu sürece korunacağı izahtan varestedir. .....” ibaresinin markanın asli unsuru olduğu, davacı tarafın bu ibareyi tek başına marka olarak aldığı, tanımlayıcı bir ibare olarak kabul edilse bile marka davacı taraf adına tescilli bulunduğundan hükümsüz kılınmadıkça geçerli olduğu ve marka hükümsüz kılınmadığı sürece herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari bir marka hakkı vermekte olduğu, davanın kek emtiası yönünden dahi kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin kek emtiası yönü ile markalar arasında benzerliğe yol açmadığı yönündeki kararının yerinde olmadığından bozulması gerektiğinin bildirilmiştir. Davacının tescilli “...” esas unsurlu/ibareli markaları hükümsüz kılınmadıkça, bu ibarenin aynı mallar üzerinde üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu noktada, davacının “...” ifadesini örnek olarak bir cafenin menüsünde kahve çeşitleri kısmında yazılmasını engelleyemeyeceği, zira bu ibarenin bir kahve çeşidi olduğu ve herkes tarafından kullanıma açık olduğu, ancak davalı markaları incelendiğinde, “...” ibaresi 6769 S. SMK’nın 7/5 maddesi anlamında açıklayıcı bir unsurdan ziyade markasal algı yaratmak amacıyla esas unsur olarak kullandığı ve markadaki diğer unsurların da ya yine tanımlayıcı ya da ayırt edici gücünün oldukça düşük olduğu ve kendi firma adı olan .... ibaresinin ise oldukça geri planda kaldığı, markaların genel izlenim bakımından benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve ilgili ibarelerinin hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, Netice itibariyle, Davalı markalarından ... nolu markanın tescil tamamlamasının yapılmadığı, Davalı markalarından .... nolu markalar bakımından benzerlik koşulunun sağlandığı ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı markalarının tanınmışlığına dair mahkememizce bir kanaate varılmadığı, ... ibaresinin “kahve ve türevleri” bakımından tanımlayıcı olduğu, Dosyaya kazandırılan delillerin incelemesi neticesinde davalının markasal kullanımları dosya içerisinde belirtilmediğinden davalının marka tescil başvurusunda bulunmasının davacının markadan doğan haklarına tecavüz yahut haksız rekabet teşkil ettiğini göstermediği anlaşıldığından davacının tecavüz ve haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine, davalı adına kayıtlı... sayılı marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından bu marka hakkında hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, Davalı şirket adına kayıtlı .... sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalı adına kayıtlı .... sayılı marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı vekilinin tecavüz ve haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 534,70.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 15.725,70.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu harç ve yargılama giderinden ibaret toplam 627,50.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25.09.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 725,70.-TL Bilirkişi Ücreti : 14.600,00.-TL P.P : 400,00.-TL TOPLAM : 15.725,70.-TL