Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, "Mion" markası sahibinin "Mio" markasının kötü niyetli tescilini ve benzerliğini iddia ederek açtığı marka hükümsüzlük davasının gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, mevcut "mion" markası ile davalının "mio" ibareli marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve sınıfsal benzerlikler bulunduğunu, başvuru sahibinin kötü niyetli şekilde kendi tanınmışlığından faydalanmayı amaçladığını iddia ederek bir marka başvurusuna ilişkin YIDK kararının iptalini ve marka hükümsüzlüğünü talep ederken; davalılar, markalar arasındaki iş alanları ve ürün/hizmet sınıflarının farklılığı nedeniyle karışıklık ihtimali olmadığını ve davacının kötü niyet iddiasının somut delillerle desteklenmediğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/124 Esas - 2025/473

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/124
KARAR NO : 2025/473
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 21/03/2025
KARAR TARİHİ : 19/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, taraf markalarının başlangıçlarının aynı olduğunu, aralarındaki tek harf farklılığın itiraza konu marka başvurusunun son harfi olan “N” harfi olduğunu, ancak, itiraza konu markada yer alan ve taraf markaları arasındaki farklılığı oluşturan “n” harfinin okunuşu itibariyle baskın olmaması sebebiyle işitsel benzerliği ortadan kaldırmadığını, taraf markaları incelendiğinde yazı renkleri/fon rengi farklılıkları görülmekle birlikte söz konusu farklılıkların markaların benzerliğini ortadan kaldırmadığını, müvekkili markalarının 35. Sınıfta tescilli olduğunu, itiraza mesnet markanın ise 18. ve 35. sınıflarda tescil edilmek istendiğini, her ne kadar taraf markaları arasında 18. Sınıf açısından benzerlik olmadığı düşünülebilecekse de işbu sınıflar açısından da benzerlik söz konusu olduğunu, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için belirli malların bir araya getirilmesi hizmetleri ile mallar arasında benzerlik bulunduğunu, zira ticari markalar nitelikleri itibariyle satış amacı ile üretildiğini, ortalama tüketicinin, müvekkiline ait “mion” ibareli marka yerine tescil ettirilmek istenilen “mio” ibareli marka adı altında sunulan mal ve/veya hizmetin, müvekkili tarafından sunulduğunu düşüneceğini ya da “mio” ibareli markanın farklı bir işletmeye ait olduğunu bilse bile, o işletme ile güvendiği ve iyi bildiği müvekkili arasında ekonomikidari bir bağlantı olduğunu hatta başvuru markasının müvekkili markalarının serisi olduğunu düşünebileceğini, bu durumda da taraf markalarının iltibas oluşturmasının kaçınılmaz olacağını, davalı .... başka bir ifade seçme olanağı mevcutken, müvekkili şirkete ait “...ibareli markaları çağrıştıran ve bu markalarla işitsel, görsel ve sınıfsal benzerliği bulunan bir ibare kullanması ve hatta bu ibareyi tescil ettirmek için başvuruda bulunmasının dürüst ve bozulmamış rekabetin korunması hükmüyle de bağdaşmadığını, bu açıklamalar doğrultusunda itiraza konu markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığı, sadece ve sadece müvekkile ait markanın tanınmışlığından ve bilinirliğinden yararlanmak amacıyla, kötü niyetli olarak bu ibarenin tescil edilmek istendiğini beyan ederek .... başvuru nolu ....” marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen marka başvurusu ile kısmi ret kararına gerekçe olarak gösterilen markalar arasında, tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tescil kapsamından çıkarılan mal veya hizmetlere ilişkin benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markanın başvuru kapsamında kalan mal veya hizmetler açısından işlemlere devam edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, başvuru kapsamından çıkarılan mal veya hizmet emtiaları açısından SMK 6/1 şartlarının gerçekleşmiş olduğunu, itiraz dilekçesinin ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren somut ve her türlü şüpheden uzak delil sunulmadığından başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki davacı iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davacı ile müvekkilinin iştigal konularının tamamen farklı, çalıştığı alanlar, sektörler bütünüyle birbirinden ayrı olduğunu, buna bağlı olarak müvekkili ile davacının müşteri portföylerinin de tamamen farklı olduğunu, davacı Migros’un perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ürettiği çanta, ayakkabı gibi deri ürünlerinde bu markayı kullanmak istediğini, her ne kadar davacı tarafından yapılan başvuru da 35. Sınıf kapsamında olsa da markaların ve kullanım alanlarının benzerlik göstermediğini, davacının, müvekkili tarafından yapılmış olan marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddialarının da son derece yersiz ve mesnetsiz olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirket tarafından 24.01.2023 tarihinde....başvuru numarası ile “mio” ibareli marka için 18 / 35 / sınıflarda marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu.... tarafından söz konusu itirazlar kısmen kabul edilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara karşı ..... sayılı kararı ile davacının itirazı nihai olarak reddedildiği anılan kararının ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı görülmüştür.
DEĞERLENDİRMELER
Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimali;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim .... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı;
Dava konusu....” ibareli markanın kapsamındaki dava konusu “18. Sınıf: İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.” mallarının davacının redde mesnet markalarının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı tespit edilmiştir. İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, dava konusu markanın kapsamındaki “18. Sınıf: İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler.” malları ile davacının redde gerekçe markalarının kapsamında yer alan 35. Sınıftaki söz konusu malların satışı hizmetlerinin ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 18. Sınıftaki mallar ile bu malların pazarlanması hizmetleri arasında birbirini tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu, nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(....) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır.
Tüketici Kitlesi;
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, benzerliği tespit olunan 18. sınıftaki malların hitap ettiği tüketicinin bilinç düzeyi irdelenecek olursa; çanta, cüzdan, bavul valiz vb. mallarının ortalama tüketicisi genel halktır. Dikkat düzeyi, satın alınan veya kiralanan ürünün özel niteliğine göre değişecektir. Bu mallarının tüketicisinin dikkat düzeyi maliyete ve duruma göre değişebilir; bu tür malları satın almak görsel bir faaliyettir; halk giderek daha fazla marka bilincine sahip olmaktadır Düşük maliyetli mallarla ilgili olarak kusurlu hatırlama potansiyeli artabilir, ancak sık sık satın alınıyorsa bu potansiyel azalabilir. Yüksek maliyetli ürünler nadiren satın alınıyorsa, daha yüksek dikkat seviyesi kusurlu hatırlama riskini azaltabilir, ancak tersine satın alma sıklığı kusurlu hatırlama potansiyelinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle ortalama bir tüketici, bu malları satın alırken görsel değerlendirmeye daha fazla dikkat edecektir, ancak her zaman en yüksek düzeyde dikkat göstermeyebilir.
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
..... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” .
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, ilk harfi büyük, standart karakter kullanılarak “Mio” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun “mio” ibaresi olduğu,
Davacı markaları, farklı renkler kullanılarak “mion” ibaresini veya bu ibare ile birlikte şekil unsurlarının yer aldığı kelime markası veya karma markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince, davacıya ait markaların esas unsurunun “mion” ibaresi olduğu,
Dava konusu markada yer alan “mio” ibaresinin davacının redde gerekçe markalarında yer alan “mion” ibaresi ile marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, davacı markaları ile dava konusu marka, marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karşılaştırıldığında, dava konusu marka ile davacı markalarındaki farklılığın davacı marklarının sonunda yer alan “n” harfinden kaynaklandığı, davacı markalarının esas unsuru konumundaki “mion” ibaresinin ilk üç harfinin dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “mio” ibaresini oluşturduğu, somut uyuşmazlıkta bu farklılığın görsel ve işitsel bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olmadığı, zira ilgili tüketicinin markaların başına daha fazla odaklandığı, son harfteki farklılığın tüketiciler tarafından fark edilemeyebileceği, ilgili tüketicilerin taraf markalarının aynı işletmeye ait olduğunu düşünmesinin kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma İhtimali;
Sonuç olarak, hem dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu mallar redde gerekçe markaların kapsamında ilişkili olarak yer alması, hem dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel ve görsel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu,
Kötü Niyet İddiaları;
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı,
Netice itibariyle,
Dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamlarında ilişkili olarak yer aldığı,
Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu,
Dava konusu marka ile davacı markaları arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği,
.... sayılı kararının yerinde olmadığı iptali koşullarının oluştuğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 16.442,60.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar : 1.947,60.-TL
Gider Avansı :14.495,00.-TL
TOPLAM :16.442,60.-TL