Yargıtay Ceza Genel Kurulu, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda kısmi birleşme ile organ sokma eyleminin nitelikli halin oluşumu için yeterli olup olmadığına dair direnme kararını inceliyor.
Özet: Bu hukuki metin, 14 yaşındaki mağdureye yönelik "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan yargılanan sanık hakkındaki bir temyiz sürecini özetlemektedir; Bölge Adliye Mahkemesi, araçta çıplak yakalanma, mağdurenin ikrarı, kullanılmış prezervatif ve tıbbi rapordaki himen zedelenmeleri gibi delillerle kısmi organ sokmanın nitelikli istismar suçunu oluşturduğu kanaatiyle ısrar ederken, Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise suç vasfının tayininde yanılgı olduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Bu direnme kararının ardından dosya, sanığın eyleminin basit mi yoksa nitelikli cinsel istismar suçu mu olduğunu ve eksik araştırma bulunup bulunmadığını kesin olarak belirlemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : 1753-1464I. HUKUKÎ SÜREÇÇocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.07.2023 tarihli ve 107-151 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 30.11.2023 tarih, 1357-1643 sayı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına ve sanığın TCK'nın 103/2, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu kararında sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.06.2024 tarih ve 4179-5812 sayı ile; "...Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında mağdure ile cinsel ilişkiye girdiğine dair ikrarı mevcut ise de mağdureye ait rapor dikkate alındığında sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ise 05.12.2024 tarih ve 1753-1464 sayı ile; "..17.03.2023 tarihli olay tutanağında mağdurenin polisler tarafından 32/ACU/116 plakalı araç içesinde çırılçıplak yakalanması üzerine görevli polislere "abi pişmanım, ilk defa ilişkiye girdim şeklinde" beyanda bulunduğu, araç içerisinde cozonova marka kullanılmış prezervatif ve kullanılmamış prezervatiflerin bulunduğu tespit edilmiş, mağdure hakkında tanzim edilen SDÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Bilirkişi Kurulu tarafından tanzim edilen raporda "vücuda organ sokulmuş olduğunun kanıtları bulunmadığı, hymen kenarlarının sağlam olduğu ancak hymenin dış yüzünde saat kadranına göre 5-7 ve 9 hizalarında ekimotik alanlar ve sıyrıklar bulunduğu, iç kısımda 5 ve 7 hizasında 0.5 cm kırmızı renkli sıyrık bulunduğu, bu durumun organ sokma girişimi sırasında oluşmakla uyumlu olduğu belirtilmiş olup mevcut adli rapor, mağdurenin ilk aşamada alınan beyanları, araç içirisinde kullanılmış prezervatifin bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın organ sokma eylemini gerçekleştirdiği, nitelikli cinsel istismar eyleminde suçun oluşumu hususunda tam dühulun oluşmasının suçun oluşumu için aranmayacağı, kısmı birleşme ile de atılı suçun oluşacağı, maddi olayın mevcut deliller kapsamında sanık ve mağdure arasındaki yaş farkı, fiziki durumları dikkate alındığında sanığın kısmı olarak organ sokma eylemini gerçekleştirdiği, bu sebeple sanığın eyleminin nitelikli cinsel istismar suçu kapsamında kaldığının kabulü gerektiği,.." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2025 tarihli ve 27251 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.06.2025 tarih ve 2548-5927 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE ÖN SORUNDirenme kararının kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu mu yoksa bu suçun nitelikli hâlini mi oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de müzakere sırasında bazı Ceza Genel Kurulu Üyesince sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulduğunun ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından; 17.03.2023 tarihinde kolluk devriye ekiplerince sokak üzerinde perdeleri kapatılmış park hâlinde bulunan minibüsten şüphelenilmesi üzerine yapılan kontrolde, araç içinde çıplak vaziyette kadın ve erkek şahısların görüldüğü, kimlik kontrolünde katılan mağdur ...'nın 14... aylık olduğunun belirlendiği, bu aşamada katılan mağdurun "Abi pişmanım, ...'ı bırakın, ilk defa ilişkiye girdim, iki yıllık sevgilim, zaten evleneceğiz." dediğinin aynı tarihli olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ile belirlendiği ve soruşturma işlemlerine başlandığı, Olay yeri inceleme raporu ile tespit edildiği üzere araç içerisinde kullanılmış peçeteler ve prezervatif, koltuklar üzerinde ise boxer ve atlet görüldüğü,Katılan mağdur hakkında düzenlenen 18.03.2023 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilirkişi Kurulu raporuna göre; alınan anamnezinde katılan mağdurun; sadece ön bölgeden birlikte olduklarını ve ilk cinsel birlikteliği olduğunu beyan ettiği, 17.03.2023 tarihinde yapılan iç beden muayenesinde; hymenin kenarlarının sağlam bulunduğu, vücuda organ sokulmuş olduğunun kanıtlarının bulunmadığı, ancak hymenin dış yüzünde saat kadranına göre 5-7 ve 9 hizalarında kırmızı renkli ekimotik alanlar ve sıyrıklar, labium minusta (iç dudak) saat kadranına göre 5 ve 7 hizasında 0.5 cm'lik kırmızı renkli sıyrık, posterior forşet (vajen arka duvarı) kırmızı renkli ekimozun vücuda organ sokma girişimi sırasında oluşmakla uyumlu bulunduğu, 04.04.2023 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bilirkişi Kurulu raporuna göre; katılan mağdurun 17.03.2023 tarihinde maruz kaldığı iddia edilen olay ile ilgili bir ruhsal rahatsızlığının saptanmadığı, muayeneleri sırasında olayla ilgili duygulanımının anlatımıyla uyumlu olduğu,Anlaşılmaktadır.Katılan mağdur Çocuk İzlem Merkezinde; 2021 yılı Ağustos ayından beri sanık ile görüştüklerini, haftada bir iki kere buluştuklarını, bugün ilk kez sanık ile cinsel birliktelik yaşadıklarını, öğrenci servisini park edip içerisinde cinsel birliktelik yaşarken polislerin kendilerini yakaladıklarını, bu sırada alt kısmında iç çamaşırının bulunmadığını, polislerin cama vurması üzerine giyinerek kapıyı açtıklarını, sanığın yanında prezervatif ve kayganlaştırıcı getirdiğini, ilişkinin on beş dakika sürdüğünü, kanamasının olmadığını, tahminen aynı yıl Ocak ayında sanıkla öpüşüp sarıldıklarını beyan etmiş; bu sırada hazır bulunan adli görüşmeci tarafından düzenlenen 24.03.2023 tarihli adli görüşme raporuna göre; katılan mağdurun yaşadığı olay nedeniyle kaygılı, ancak iletişime açık olduğu, kendisini ifade edebildiği, yaşadığı olayı, duygu ve düşüncelerini açık, anlaşılır ve nesirsel şekilde aktarabildiğini belirtmiştir. Kovuşturma evresinde; araç içerisinde bulundukları sırada sanığın kendisini öptüğünü, kendisi de de karşılık verince ilişkinin ilerlediğini, kıyafetlerini çıkardıklarını, bu sırada polislerin gelmeleri üzerine yakalandıklarını, sanıkla aralarında öpüşmek dışında bir olay yaşanmadığını ifade etmiş; beyanın alınması sırasında hazır bulunan psikolog ise katılan mağdurun sanığı koruduğu izlenimi edindiğini ifade etmiştir. Sanık 18.03.2023 tarihinde Cumhuriyet savcılığında; uzaktan akrabası katılan mağdur ile 2021 yılı Ağustos ayından beri görüşmeye başladıklarını, 2023 yılının ocak ayında öpüştüklerini, 17.03.2023 tarihinde yol kenarına park ettikleri minibüs içinde yemek yedikten sonra yakınlaşarak yarı çıplak vaziyette öpüştüklerini, cinsel organını mağdurun vajinal bölgesine soktuğunu, yaklaşık üç ila beş dakika boyunca bu şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini, ilişki esnasında prezervatif kullandığını, ardından polislerin aracın kapısını çalmaları üzerine yakalandıklarını ifade ettikten sonra, sorulması üzerine cinsel organını mağdurun vajinal bölgesine soktuğunu belirtmiş, talebi üzerine kendisine söz hakkı verildiğinde ise "Her ne kadar savunmamda mağdurun vajinal bölgesine soktuğumu söylemiş isem de hatırladığım kadarıyla cinsel organımın tamamını mağdurun vajinal bölgesine sokmadım, kısmi olarak penisimin mağdurun vajinal bölgesine soktuğumu hatırlıyorum. Cinsel ilişki esnasında da mağdurun kanaması olduğunu görmedim." şeklinde açıklamada bulunmuştur.Sulh Ceza Hâkimliğinde; katılan mağdur ile cinsel ilişkiye girmediğini savunmuş, çelişki nedeniyle sorulduğunda; "Her ne kadar savcılıktaki ifademde cinsel organımı mağdurun vajinal bölgesine soktuğumu beyan etmiş isem de, böyle bir olay gerçekleşmedi, kendisi ile vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmedik, benim huzurda verdiğim ifadem doğrudur" şeklinde açıklamada bulunmuştur.Kovuşturma aşamasında ise; olay günü araç içerisinde aralarında yakınlaşma gerçekleştiğini, katılan mağdurun aniden kendi pantolonunu çıkartarak elini cinsel organına attığını, bu nedenle uyarıldığını, prezervatif kullandığını, katılan mağdurun cinsel organına dokunmasından itibaren iki ya da üç dakika içerisinde boşaldığını, cinsel ilişkiye girmediklerini savunmuştur. IV. GEREKÇEA. Sanık Hakkında Eksik Araştırmayla Hüküm Kurulup Kurulmadığı;Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;17.03.2023 tarihinde gerçekleşen ve sanık ile katılan mağdurun aynı gün alınan beyan ve savunmalarında cinsel birliktelik yaşadıklarını ifade ettikleri olayda; katılan mağdurun genital muayenesinin aynı gün Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalınca yapılmasına, 18.03.2023 tarihinde düzenlenen Adli Tıp Bilirkişi Kurulu Raporunda tespit edilen bulgu ve değerlendirilmelere yer verilmesine; olayın gelişimine, suç ve muayene tarihlerine, tarafların iddia ve savunmalarına, muayenenin uzman hekimlerce gerçekleştirilmesine ve dosya kapsamına nazaran iç beden muayene raporunda bir eksiklik bulunmadığı ve eksik araştırmayla karar verilmediği kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu...; "Bölge Adliye Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen direnme kararına konu hükmün, katılan mağdurun mevcut iç beden muayene raporunun suçun vasfının belirlenmesi noktasında yetersiz olması, raporda tespit edilen bulguların kısmi olsa da duhul olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tıbbi olarak tespitinin gerekmesi nedeniyle bu hususta yeniden rapor alınması gerektiği, bu yönüyle eksik araştırma ile hüküm tesis edildiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim" kanaatiyle,Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,Karşı oy kullanmışlardır. B. Sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu mu yoksa bu suçun nitelikli hâlini mi oluşturduğu;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.09.2015 tarihli ve 824-276; 17.12.2013 tarihli ve 294-615; 20.10.2015 tarihli ve 574-338; 22.11.2023 tarihli ve 334-622 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; TCK'nın "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı 103. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alınan nitelikli hâlinden ayrılır. İkinci fıkradaki nitelikli hâlde maddi unsur, vücuda organ ya da sair bir cisim sokulması olup failin kastının da bu tür bir eylemin gerçekleştirilmesine yönelik olması gerekmektedir. Suçun temel şeklinin aksine, ikinci fıkrada tanımlanan nitelikli hâlinin oluşabilmesi için eylemin cinsel arzularının tatmini amacına yönelik olması şart değildir. Bu itibarla, her somut olayda hangi organ veya cismin vücudun hangi bölgesine sokulmaya çalışıldığı, organ veya cisim ile kastın yöneldiği vücut bölgesi arasında cinsel bir bağ veya ilişki bulunup bulunmadığı, yapılan davranışın objektif olarak cinsel özgürlüğü ihlal edici nitelik taşıyıp taşımadığı, mağdurun cinsel özgürlüğünün suçun temel şekline göre daha ağır bir biçimde ihlal edilip edilmediği belirlenmeli ve sonucuna göre uygulama yapılmalıdır.Cinsel istismar suçunun nitelikli halinin gerçekleşmesi için, organ veya sair cismin kısmen de olsa vücuda girmiş olması (penetrasyon) gerekli ve yeterlidir. Fiziksel temasın ötesine geçen harekette tam bir penetrasyon/birleşme/duhul aranmadığı gibi eylemin herhangi bir sonuç meydana getirmesi (boşalma, kızlık zarında deformasyon, fissür gibi) zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bir başka ifade ile eylemin mağdur üzerinde kalıcı bir iz bırakması ya da failin cinsel doyuma ulaşması şart değildir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;Sanık ile katılan mağdurun iki yıl kadar devam eden duygusal birliktelikleri çerçevesinde muhtelif zamanlarda bir araya geldikleri, öpüştükleri, 17.03.2023 tarihinde ise buluşup gittikleri yerde minibüs içerisinde alt kıyafetlerini çıkardıktan sonra yakınlaştıklarının iddia ve kabul edildiği olayda;Devriye ekiplerince araç içerisinde yarı çıplak vaziyette görülen katılan mağdurun kimlik kontrolünde küçük yaşta olduğunun tespit edilmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlanmak üzere sevkinin gerçekleştiği sırada polis ekiplerine ilk defa ilişkiye girdiğini, pişman olduğunu söylediği tespit edilmiştir. Katılan mağdur aynı gün çocuk izlem merkezinde, yakalandıkları 17.03.2023 tarihinde ilk kez rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, bu olayın on beş dakika kadar sürdüğünü beyan etmiş, ifadesine eşlik eden adli görüşmeci tarafından yaşadığı olay nedeniyle kaygılı olmasına karşın iletişime açık olduğu, kendisini ifade edebildiği, yaşadığı olayı açık, anlaşılır şekilde aktarabildiği kanaati bildirilmiştir. Sanık soruşturmada Cumhuriyet savcılığında katılan mağdur ile normal yoldan üç ila beş dakika boyunca organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerini ifade ettikten sonra organ sokmanın kısmi olarak gerçekleştiğini savunmuştur. Katılan mağdurun aynı gün gerçekleştirilen iç beden muayenesinde, hymen sağlam bulunmuş ise de hymende tespit edilen kırmızı renkli ekimotik alanların ve sıyrıkların katılan mağdurun anlatımındaki vücuda organ sokma girişimi sırasında oluşmakla uyumlu bulunduğuna yönelik tıbbi kanaat bildirilmiştir. Olayın adli makamlara doğal şekilde gelişen intikali ile aynı gün içinde alınan beyan ve savunmalarda cinsel birlikteliğin yaşandığının ifade edilmesi, istismar suçunun nitelikli hâlinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi için tam bir duhulün aranmayıp, bunun kısmen gerçekleşmesinin dahi yeterli olması ve katılan mağdurun iç beden muayenesine yönelik tıbbi raporda da kısmi duhulün gerçekleştiğinin anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın ilk ifadelerinde cinsel ilişkiyi ikrar etmesine karşın sonraki aşamalarda mağdurla cinsel birliktelik yaşamadıkları yolundaki savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya, katılan mağdurun değişen beyanlarının ise kovuşturma aşamasındaki psikolog değerlendirmesi de dikkate alındığında sanığın ceza almasını önlemeye yönelik olduğu ve sanığın katılan mağdura yönelik eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Soruşturma aşamasında usulüne uygun şekilde tespit edilen ve birbiriyle uyumlu olan katılan mağdur beyanı ile sanık savunmaları ve bu anlatımları destekleyen adli muayene raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda oluşan vicdani kanaatte ve eylemin vasfına ilişkin gerekçede isabetsizlik bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; ''Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini; toplanan deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıramayan Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve değerlendirmelerinde isabet bulunmadığını ve sanığın sübut bulan eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğunu düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim'',Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi de; Bölge Adliye Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen direnme kararına konu hükmün isabetli olmadığı, sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARARAçıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.12.2024 tarihli ve 1753-1464 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, söz konusu hükmün usul ve kanuna uygun olması sebebiyle ONANMASINA2- Sanığın tutukluluk hâlinin DEVAMINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sanık hakkında eksik araştırma bulunup bulunmadığına yönelik uyuşmazlık yönünden 11.02.2026 tarihinde; sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu mu yoksa bu suçun nitelikli hâlini mi oluşturduğunun belirlenmesi yönünden ise 11.02.2026 tarihli ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 25.02.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.