Kadastro Mahkemesinin tapu kayıtları, mirasçı paylaşımları ve zilyetlik kaynaklı arazi uyuşmazlığına dair bozma sonrası temyiz kararı.
Özet: Kadastro mahkemesinde görülen dava, 1995 yılı kadastro tespitiyle, vergi kayıtları ve zilyetlik esas alınarak yapılan parselasyon ve tescile, eski tapu kayıtlarına dayanan davacılar tarafından itiraz edilmesiyle başladı ve arsanın orman niteliği de iddia edildi; Yargıtay, tapu uygulamalarının eksikliği, mirasçılar arası harici taksimin yeterince araştırılmaması, zilyetlik durumunun netleştirilmemesi ve orman iddiasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını bozdu; ancak bozma sonrası yargılamada, eski ve eksik verili tapu krokilerinin araziye tam olarak uygulanamaması gibi sorunların devam ettiği görülmektedir.
8. Hukuk Dairesi         2025/648 E.  ,  2026/4713 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2016/24 E., 2024/22 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar, davacı ... ve müşterekleri vekili, davalı ..., davalı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Mersin ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1995 yılında yapılan kadastro sırasında; 1 32... parsel sayılı 40.247,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ile vergi kayıtları uygulanarak tapu dışı paylaşma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle beyanlar hanesinde taşınmazın üzerindeki elma ağaçları ... oğlu ...'ye aittir şerhi ile birlikte ... mirasçıları olan ... ve paydaşları, 1 32... parsel sayılı 17.915 m² yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı uygulanarak satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., 1 32... parsel sayılı 42.582,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise vergi kayıtları uygulanarak satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi uyarınca 1995 yılında yapılmıştır.
2. İtirazları kadastro komisyonunca reddedilen davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; ... köyü sınırları içinde bulunan 1 32... , 2 98... parsellerin tapu kaydı (Aralık 1962 tarihli 25... numaralı) ve krokisinin bulunduğunu, taşınmazlar üzerinde iştirak halinde malik olan mirasçıların gelişi güzel tasarruf etmekte iken kadastro esnasında rızai taksim yapılmış gibi tahdit ve tespit yapıldığını, bunun hatalı olduğu gibi krokinin de yanlış uygulandığını, uygulamanın 300 parselin bir kısmından başlaması gerekirken tersine bir uygulama ile güney hududunda okunan sahibi senet tarlasının tapu kapsamına alınarak uygulama yapıldığını belirterek, tapuların miktarlarının davalı parsellerden tamamlanmasına ve maliklerin tapudaki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
3. Asli müdahil ... vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2004 tarihli ve 2002/10 Esas, 2004/32 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, 1 32... , 2 98... parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılardan ... ve ... vekili ile ... ve ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.12.2006 tarihli ve 2006/14613 Esas, 2006/16971 Karar sayılı ilâmıyla "Mahkemece yapılan tapu uygulamasının yetersiz olduğu, taraflar murisleri ... ve ... arasında harici paylaşım yapılıp yapılmadığı, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki kullanım durumunun nasıl olduğu, zilyetliğin kimden kime geçtiğinin somut olaylara dayalı olarak saptanmadığı, bu sebeple öncelikle, dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gittileriyle birlikte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, bundan sonra dosyada bulunan Asliye Hukuk Mahkemesinin yüzölçüm arttırılmasına ilişkin krokiden de yararlanılarak zemine uygulanması, kapsamlarının kesin olarak belirlenmesi, zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği, paylaşma olup olmadığının somut olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, uzun süreli kullanımın paylaşıma karine olacağı, paylaşım olmaksızın iştirak halinde maliklerden birinin 3. şahsa yaptığı satışın geçersiz olduğu, ancak mirasçıların birbirine paylarını devretmesinin mümkün olduğunun gözönünde bulundurulması, bu arada davaya dahil edilen Orman İdaresinin harcını vererek 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesi gereğince davaya katılması halinde iddiasının yöntemince incelenmesi, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2009/13 Esas, 2013/26 Karar sayılı kararı ile davacıların tutundukları tapu kayıtlarının mahkeme kararıyla yüzölçümlerinin artırıldığı, yüzölçüm artırılmasına ilişkin kararın dayanağı olan krokinin 1959 yılında çelik metreyle oluşturulduğu, krokide açısal verinin bulunmadığı, sadece ölçekli olduğu için mesafelerin belirlendiği, krokinin tam ve eksiksiz uygulanamadığı, tapu kaydının batı sınırını oluşturan ve sabit kabul edilen su hendeği ile halen zeminde varlığını sürdüren kuru derenin kesiştiği nokta sabit kabul edilerek kesişen nokta ile 1 32... parsel arasında kalan yerin sahibi senet yeri olduğu, sabitlenen güney ve batı sınırına göre yapılan uygulamaya göre 1 32... sayılı parselin tamamını, fen bilirkişiler... ve ... tarafından ortak düzenlenen 02.11.2010 tarihli rapor ekindeki 3 numaralı krokide 1 32... sayılı parselin koyu mavi renk kalemle taralı olarak işaretlenen 14.478,49 m² yüzölçümlü kesimini ve 1 32... parselin I ile işaretlenen 1.006,93 m² yüzölçümlü bölümünü kapsadığı gerekçesiyle bu yerlerin 1/2 payının ... mirasçıları, 1/2 payının ... mirasçıları adına paylı mülkiyet üzere tescillerine, 1 32... sayılı parselin kırmızı renk ile boyalı 3.492,42 m² yüzölçümlü kesiminin ve 1 32... sayılı parselin yeşil renk ile boyalı 41.575,57 m² yüzölçümlü bölümünün tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, ... dışındaki tüm davacılar tarafından reddedilen bölümler yönünden, davalılardan ... ve arkadaşları vekili tarafından 1 32... sayılı parsel yönünden, asli müdahil ... tarafından ise tüm parseller yönünden temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.01.2016 tarihli ve 2015/13789 Esas, 2016/508 Karar sayılı ilâmıyla "Mahkemece verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu gibi hükmüne uyulan bozma ilâmının da gereklerinin yerine getirilmediği, Orman İdaresinin davaya harçlı katıldığı, Mahkemece de 12.11.2010 tarihli oturumda Orman İdaresinin katılan davacı sıfatıyla duruşmalara kabulüne karar verildiği halde, karar başlığında davalı olarak yazılması ve Orman İdaresinin davası hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamasının doğru olmadığı, yine, kısa kararda 1 32... sayılı parsel yazılmakla birlikte gerekçeli kararda hükmün 1-B bölümünün birinci cümlesinde 1 32... sayılı parsel yerine 1 32... sayılı parsel yazılmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmasının da usûl ve kanuna aykırı olduğu, kabule göre de; önceki bozma kararında açıkça belirtildiği halde tarafların miras bırakanları ... ve ... arasında harici paylaşım yapılıp yapılmadığı, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki kullanım durumunun nasıl olduğu, zilyetliğin kimden kime ve ne şekilde geçtiğinin yöntemine uygun olarak araştırılmadığı, bozma sonrası yapılan keşifte dinlenen üç yerel bilirkişinin bu yönlerdeki beyanlarının hiç alınmadığı, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki fiili kullanımın nasıl olduğu yönünde de davacı tanığı ...'ın bilgisine başvurulmadığı, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının yüzölçümleri hükmen artırıldığı halde çekişmeli taşınmazlardan 1 32... ve 300 parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinin, tespit tarihinden önceki akdî veya ırsî bayilerinin anılan ilâmda taraf olup olmadıkları araştırılmadan sonuca gidildiği, diğer taraftan hükmen artırılan tapuların krokisinde kuzeyde ... yazdığı, 300 parsele uygulanan vergi kaydı malikinin ise ... yazdığı bu ikisi arasındaki bağlantının sorulmadığı aynı kişi olup olmadığının araştırılmadığı, bozma öncesi kuzeyde okunan yerin tespit maliki tarafından kullanılan yer olduğu beyanında bulunulduğu halde bozma sonrası alınan beyanlarda bu yönü bilmediklerinin belirtildiği, yine güneyde okunan sahibi senet yerin 296 parsel içinde kalan yer olarak gösterildiği halde Mahkemece bu beyanlara neden itibar edilmediğinin açıklanmadığı, yine ... mirasçılarının davasının bulunmadığı, o nedenle 298 parseldeki 14.478,49 m²lik kısım ile I harfi gösterilen 300 parseldeki yerin bu davalılar adına ½ olarak tesciline karar verilmesinin de isabetli olmadığı, bu doğrultuda daha önce dinlenen tüm mahalli bilirkişiler ve tanıklar ile keşif yapılıp, zilyetlik durumunun belirlenmesi, ... ve ... arasında taksim olup olmadığının saptanması, uzun süreli kullanımın taksime karine oluşturacağı, taksimde azlık çokluk ilkesinin uygulanmayacağı, ... ve ... arasında taksim varsa pay satışının geçerli olacağı, yüzölçüm artırılmasına ilişkin davanın karar tarihi olan 1961 öncesi taşınmazların kim tarafından kullanıldığının araştırılması, tespit maliklerinin bayilerinin bu davada taraf olup olmadığının belirlenmesi, taraf değilse 2 98... parsel yönünden değişir sınırlı tapu kayıtları miktarları ile geçerli olacağının gözönünde bulundurulması ve buna göre kapsam tayini yapılması, taraf ise davadaki kroki kadastro paftası ile çakıştırılarak 20/A uyarınca kapsamının belirlenmesi, uygulanma kabiliyeti yoksa krokideki sınırlar baz alınarak 20/C uyarınca sabit sınırdan başlanarak miktarıyla geçerli kapsamlarının tayin edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı, davacıların Aralık 19 62... ve 26 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayandıkları, 25 numaralı tapunun davacıların murisi ... adına kayıtlı olduğu ve mesaha tashih kararı ile yüzölçümünün 59.500 m²ye yükseltildiği, kök yüzölçümünün ise 10.600 m² olduğu, mesaha tashih kararı krokisinden de şeklen yararlanılarak yapılan tapu uygulaması sonucunda 25 numaralı tapunun 2 99... parselleri kapsadığı, 299 parselin aynı tapuya dayanılarak davacılar adına tespit edilerek kesinleştiği, 300 parselin ise davalı ... adına tespit edildiği, ... ve bayilerinin Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/71 Esas, 1961/22 Karar sayılı mesaha tashih davasında taraf olmadığı, bu nedenle 25 numaralı sabit sınırlı olmayan tapunun 300 parselin tespit maliki açısından yüzölçümünün 10.600 m² olarak kabul edileceği, 299 parselin yüzölçümünün 24.250 m² olduğu ve davacıların bu tapu miktarından fazlasını zaten bu parselden edindiği, 300 parselin zilyetliğinin de davacılarda ve öncesinde murisinde olmadığı, diğer dayanak tapu olan 1962 tarih ve 26 numaralı kaydın davacıların murisi ... ve davalılardan 296 parselin tespit maliklerinin murisi ... adına 1/2'şer olarak paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu, mesaha tashih kararı ile yüzölçümünün 81.125 m²ye yükseltildiği, mesaha tashih kararı krokisinden de şeklen yararlanılarak yapılan tapu uygulaması sonucunda 26 numaralı tapunun 296 parselin büyük bir kısmını, 297 parseli ve 298 parselin büyük bir kısmını kapsadığı, bir kısmının da orman parseli içinde kaldığı, ... ve ... arasında fiili taksim olmadığı, 297 parselin 26.670, 74... yüzölçümü ile davacılar adına 26 numaralı tapuya istinaden tespit görerek kesinleştiği, 298 parselin ise davalı ... adına tespit gördüğü, ...'nın bu parseli 26 numaralı tapu maliki ...'den haricen satın aldığı ve 10 yıldan fazladır zilyetliğinin bulunduğu, Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1958/71 Esas, 1961/22 Karar sayılı mesaha tashih davasında bayi ... taraf olduğundan sabit sınırlı olmayan tapu kaydının 81.125 m² olarak kabul edileceği, bu doğrultuda tapu kaydı kapsamında olupta orman parseli içinde kalan ve bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen 5.166,22 m² düşüldükten sonra geriye kalan 75.958,78 m²lik kısmın yarısında (37.979,24 m²) davacıların hakkının bulunduğu, davacıların aynı tapu kapsamında 26.670,74 m²yi 297 parselden aldığı, kalan 11.308,50 m²lik bölümü de 296 parselin içinde bulunan ve krokide (J) harfi ile gösterilen kısımdan alması gerektiği, 298 parseli, 296 parselin tespit maliklerinin murisi ...'ın haricen tespit maliki ...'ya sattığı ve ...'nın 10 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğundan bu yerin tespit malikinde kalmasının doğru olacağı, yine, 296 parsel üzerindeki elma ağaçlarının da ...'ye ait olduğu gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine, 1 32... ve 300 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağı tespiti gibi tapuya tescillerine, 1 32... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline; fen bilirkişileri ..., ... tarafından tanzim olunan 24.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokide (J) harfi ile gösterilen sarı renk ile taralı 11.308,50 m² yüzölçümündeki kısmının 132 ada içerisinde son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilip, taşınmazın tamamı 5 hisse kabul edilerek 1/5 hissesinin ..., 1/5 hissesinin ..., 1/5 hissesinin ..., 1/5 hissesinin ..., 1/5 hissesinin ... adına tapuya tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine ''İçerisindeki 1 75... -40 yaşlarında elma ağacı ... oğlu ...'ye aittir '' şerhinin yazılmasına, geriye kalan aynı rapordaki krokide (K) ve (A) harfi ile gösterilen toplam 28.247,30 m² yüzölçümündeki alanın tespit gibi tapuya tesciline, kadastro tespit tutanağının beyanlar hanesindeki şerhin aynı şekilde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde; 300 parselde de haklarının olduğunu, tapunun orayı da kapsadığını, tapunun ormana kalan kısımlarının kesildiğini, bunun da hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili ile davalı ... temyiz dilekçelerinde; 296 parsele ilişkin taraflar arasında taksim bulunduğunu, ayrıca 298 parselin tespit malikinde bırakılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu edilen taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığına, dayanak tapular kapsamında ne kadarının kaldığına, tapu malikleri arasında fiili taksim bulunup bulunmadığına, davacıların tapu miktarlarından haklarını alıp almadığına, tapu kapsamı dışındaki alanlarda davacıların zilyetliğinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup davacı ... ve müşterekleri vekili, davalı ..., davalı ... vekili, asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usûl ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.