İstinaf Mahkemesi, gizli ortaklık tespiti ve ihtiyati tedbir davasında, dava dilekçesi tebliğ edilmeden hukuki yarar yokluğundan reddedilen ilk derece mahkemesi kararının usul yönünden incelenmesi.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, vergi müfettişi raporuna dayanılarak bir şirketin gizli ortaklarının tespiti ve vergi borçlarına karşılık 26.947.879,66 TL tutarında ihtiyati tedbir konulması talepli davada, ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğu nedeniyle verdiği ret kararını, dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme yapılmadan ve davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmeden esasa girilmesinin usul ve kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırarak dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine iade etmiştir.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE :
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
VEKİLİ : Av. ..., ...
VEKİLİ : Av. ...,
DAVALI : 2 -... - ..., ...
DAVALI : 3 -... - ...
DAVANIN KONUSU : Tespit
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih Esas Karar sayılı dosyasının yapılan İstinaf incelemesi neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde, ....... Dairesi mükelleflerinden ... Ltd.Şti 'nin 2012, 2013, 2014, 2015 yılı hesap dönemi işlemlerinin vergi müfettişi tarafından incelenmesi sonucunda 01/06/2017 tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiğini, şirketin gerçekte diğer davalılar ... ve ... kontrolünde olduğunu, birden fazla mükellefi sevk ve idare ettiğini, mükellef adına tarh edilecek vergiler için mükellef adına ihtiyati tahakkuk verilerek davalılar ... ve ... nezdinde ihtiyati haciz uygulanması gerektiğini belirterek davalı ... Ltd.Şti 'nin gizli ortağı olduğunun tespitine, davalıların hak ve malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ;
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda; dava şartı (hukukî yarar) yokluğu sebebiyle tespit ve ihtiyati tedbire ilişkin davaların ayrı ayrı reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvurusu ile, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere borca yeter kısmının gecikme faizleri ve zamlar hariç 07/09/2017 tarihi itibariyle halen tebliğ aşamasında olan vergi aslı, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezası dahil toplam 26.947.879,66 TL üzerlerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalılar ve anılan şirket arasındaki gizli ortaklığın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, davalı ... ve ...'ın diğer davalı ...'nin gizli ortağı olduğunun tespiti ile toplam 26.947.879,66 TL yönünden ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine yönelik olup, mahkemece dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile duruşma açılmaksızın tensip ile davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, kararın yanlış olduğunu belirterek kaldırılmasına ve davanın kabulü ile ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İstinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı yönünde yapılır (HMK 355 mad.).
Mevcut davada ise öncelikle incelenmesi gereken; ön inceleme tutanağı düzenlenmeden veya ön inceleme duruşması yapılmadan ve dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden, dava şartı yokluğu nedeniyle karar verilip verilemeyeceği hususudur.
Belirlenen bu hususlar kamu düzeni ile ilgilidir. Bu sebeple istinaf dilekçesinde gösterilmese dahi re'sen inceleme yapılması gereken konulardandır.
Bu nedenle, Dairemizce de bu husus öncelikle incelenerek aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir.
(HMK. m. 114/...-c maddesine göre dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m. 137/..., 139/... ilk cümle). Buna göre, davanın esası hakkında karar verilebilmesi için, dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m, 127/...) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m. 136/...) beklenmesi, verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137'nci maddesinin (....) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/.... madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış, bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Taraftan bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar.
Bilindiği üzere HMK'nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan karar verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı tarafa dava dilekçeleri tebliğe çıkarılarak, cevap dilekçesi verildiği takdirde de dilekçe teatileri bitirilerek ondan sonra dava şartı eksikliği hususunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesi tarafından Kanun'da belirtilen bu düzenlemeye uyulmadan, tensip ile karar verilmesi yerinde değildir (Emsal: Yargıtay 8.Hukuk Dairesi01/03/2018 tarih 2017/7079 Esas 2018/3060 Karar).
Bunun haricinde; her dava şartı eksikliğinin dosya üzerinde inceleme yapılarak verilmesi de mümkün değildir. HMK 138.maddenin gerekçesi incelendiğinde taraflara usule ve esasa ilişkin iddia ve savunma sebeplerini ileri sürmeleri, usule ilişkin olanların halinden sonra işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümleneceği, usule ilişkin olan hususların şekli nitelik taşımaları nedeniyle yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği düzenlenmiştir. Ancak, mahkeme tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyor ise ön inceleme oturumunda tarafları dinleyerek dava şartı ve ilk itirazlar hususunda tahkikaka geçmeden önce karar verilmesi gerekmektedir.
Mevcut davada; dava şartı eksikliği olarak hukuki menfaat yokluğu gösterilmiştir.
Hukuki menfaat yokluğu usule ilişkin olan şekli bir eksiklik değildir. Çoğu zaman yargılama yapılarak tarafların dinlenmesi sonucunda davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığına kanaat getirmektedir. Bazen davanın başında da bu husus tespit edilebilmekte ise de genelde tarafların dinlenmesi ile tespit edilebilmektedir.
İlk derece mahkemesi; davacı tarafından daha önce açılmış, davalısı farklı olan aynı mahiyette olan bir davada verilen karar emsal gösterilerek hukuki menfaat yokluğunun tespitinde bulunulmuştur. Emsal gösterilen davanın, davalı yönünden tarafları aynı olmasa da göz önüne alınabilecek bir karardır. Ancak, buna rağmen her davanın kendine özgü özellikleri olduğu düşünülerek hukuki menfaat yokluğunun tarafların dinlenilmesi suretiyle verilmesinde fayda vardır.
Tarafların dinlenilmemesi, davacının dinlenme hakkını da ihlal etmektedir.
Bu sebeple; ilk derece mahkemesi tarafından dava şartı olan hukuki menfaat yokluğu gerekçe gösterilerek tensip ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Tüm bu açıkalamalar nedeniyle, davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık sebebiyle yerinde görelerek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı ihtiyat-i tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkemece bu talep de reddedilmiştir.
Davacı, bu kararı da istinaf yoluna getirmektedir.
HMK 389 ve devamı maddelerine göre; dava konusu olmayan mallar hakkında tedbir kararı verilememektedir.
Para alacaklarında ise İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz kararı verilebilmektedir.
Davacı, ihtiyat-i haciz kararı verilmesi talep etmemiştir.
Hukuki nitelendirme mahkemeye ait olduğundan, davacının ihtiyat-i tedbir talebi ihtiyati haciz talebi olarak kabul edilmiştir.
Açılan dava tespit davasıdır. Eda davası değildir. Dolayısıyla; bir alacağa hükmedilmesi talep edilmemektedir. Bu nedenle, dava konusu yapılmayan alacak hakkında ihtiyat-i haciz kararı verilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle davacının tedbire yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre; davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık olması nedeniyle kabulüne, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kararın kaldırılarak, dosyanın HMK 353/...-a-4 maddesi gereğince mahkemesine iadesine, tedbire yönelik istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
...- ... ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....tarih ... Esas ...... sayılı dava şartı yokluğu nedeni ile reddine yönelik kararının KALDIRILMASINA,
2-Dava dosyasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/...-a-4 maddesi gereğince mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının tedbire yönelik istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran davacı harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
...-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan tutarın istek halinde davacıya iadesine,
6-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile HMK 353/...-a maddesi gereğince KESİN OLARAK karar verildi.
...
Başkan
...
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır