Kazandırıcı zamanaşımıyla talep edilen taşınmaz tescili davasında orman kadastrosu, mükerrer tapu kaydı ve büyükşehir belediyesi katılımı üzerine tekrarlanan yargılama.
Özet: Orman kadastrosu yapılmış, ancak genel arazi kadastrosu dışında bırakılarak taşlık ve kayalık olarak belirlenmiş bir taşınmazın, 40 yılı aşkın süren zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı iddiasıyla davacı mirasçıları adına tescili talepli davada, ilk derece mahkemesi, Yargıtayın mükerrer tapu kaydı ihtimali ve ilgili belediyenin davaya dahil edilmesi gerekliliği gibi usul eksikliklerine ilişkin iki bozma kararına uyarak yeniden yaptığı yargılamalar sonucunda, 6.590,84 m²lik kısmın davacı mirasçıları adına tesciline karar vermiş, asli müdahillerin taleplerini reddetmiştir; bu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/407 E., 2025/185 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 03.04.1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 1960 yılında yapılmış ve dava konusu yer taşlık kayalık olarak tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği yaklaşık 10 dönümlük taşınmazın tapulama dışı bırakıldığını ve 40 yılı aşkın zamandır müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının vekil edeni lehine oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.3. ... ve müşterekleri 07.02.2003 tarihli dilekçeleriyle, taşınmazın muris ...'dan kaldığını, taşınmazda kendilerinin de hisseleri olduğunu iddia ederek davaya katılmışlardır. II. CEVAPDavalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 14.10.2011 tarihli ve 2001/898 Esas, 2011/692 Karar sayılı kararı ile davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 8.300,82 m²lik kısmın ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, asli müdahiller ..., ... ve ... ile ... terekesi temsilcisi tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.05.2013 tarihli ve 2013/4351 Esas, 2013/6292 Karar sayılı ilamıyla "İade kararı üzerine getirtilen pafta ile kadastro müdürlüğünün 22.11.2012 havale tarihli yazısına ekli krokide dava konusu taşınmazın bir kısmının ... Beldesi 2 43... parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı bildirilmiş olduğundan, Mahkemece, 2 43... parsele ilişkin kadastro tespit tutanak örneği ile kadastro sonucu oluşan tapu kaydı, tapu kaydı kadastro sonucu oluşmamış ise ne şekilde tapuya tescil edildiği araştırılarak buna ilişkin belgeler ile 2 43... parsel ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri gösterir şekilde kenarlaştırılmış kadastro pafta örneği getirtilerek önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kadastro paftası mahalline uygulanarak dava konusu taşınmazın konumu ve ne kadarlık kısmının 2 43... parsel içinde kaldığı belirlenip fennî bilirkişiye kadastro paftası ile irtibatlı kroki çizdirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mükerrer tapu kaydı oluşacak şekilde hüküm kurulmuş olmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu " belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2015 tarihli ve 2013/529 Esas, 2015/836 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 26.11.2014 tarihli fen bilirkişisi raporu ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 6.590,84 m² yüzölçümlü taşınmazın ... mirasçıları adına veraset ilamında gösterilen hisseleri oranında tapuya tesciline, asli müdahiller ..., ..., ... ve ... tereke temsilciliği tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2019/140 Esas, 2019/2598 Karar sayılı ilamıyla " 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/215 Esas, 2020/583 Karar sayılı kararı ile davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 6.590,84 m²lik kısmın ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, asli müdahiller ..., ... ve ... ile ... terekesi temsilcisi tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 13.05.2024 tarihli ve 2021/6535 Esas, 2024/3211 Karar sayılı ilâmıyla "İlk Derece Mahkemesince gerekçeli kararda, kısa karar ile davacı taraf lehine tesciline karar verilen taşınmazın yüzölçümünün değiştirilmesi suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı, kurulan hükmün de atıf yapılan bilirkişi raporuna göre infaza elverişli olmadığı" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen yerin evveliyatının orman olmadığı, davacılar murisi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı ... mirasçılarının davasının kabulü ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 18.07.2011 tarihli rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 6.590,84 m²lik kısmın ... mirasçıları adına Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli ve 2007/682 Esas, 2007/488 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, asli müdahiller ..., ... ve ... ile ... terekesi temsilcisi tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, tashih şerhi ile hüküm yerinde atıf yapılan rapor düzeltilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini, dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığını ve davacılar murisi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, imar ihya edilip edilmediği, davacılar murisi lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince, dava konusu, hükme esas fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmazın öncesinin orman olmadığı, zilyetlikle kazanım koşullarının da davacılar murisi lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.Şöyle ki; dava konusu taşınmaz 1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmışsa da eldeki davanın açıldığı 2001 yılı ile tahdit dışında bırakıldığı tarih arasında 20 yıl bulunmadığından taşınmazın tahdit dışında bırakıldığı tarihe kadar, diğer bir ifadeyle öncesi itibarıyla, orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, alınan orman bilirkişi raporunda 1958 tarihli hava fotoğrafının incelendiği belirtilmiş ise de hava fotoğrafı üzerinde taşınmazın gösterimi yapılmadığından bilirkişinin tespitleri denetlenememektedir. Yine, imar ihya ve zilyetliğin belirlenmesi açısından gerçeğin bir resmi konumunda olan dava tarihinden geriye doğru hava fotoğrafları da incelenmemiş, soyut mahalli bilirkişi beyanları ve eksik araştırmaya dayalı bilirkişi raporlarına değer verilmiştir. Bu şekilde, hükme esas alınmaya yeterli olmayan bilirkişi raporlarına istinaden hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait 1958, 1962, 1964, 1971, 1975, 19 86... tarihli hava fotoğraflarının tamamı ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın davacının mirasçıları adına tesciline karar verilirken hüküm yerinde tesciline karar verilen taşınmazın niteliğinin belirtilmemiş olması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/7. maddesine aykırılık oluşturduğundan isabetsizdir. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.