Şirket paylarının devri sırasında senetlerin verilmemesiyle ortaya çıkan dolandırıcılık suçundan beraat kararının temyiz sonrası dava zamanaşımı nedeniyle düşmesi.
Özet: Katılanın işlettiği restoranların devri sırasında, sanıkların sözleşmede kararlaştırılan senetleri veya bedellerini katılan tarafa vermeyip aldatıcı beyanlarla restoranları devralarak işlettikleri, bu eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tespit edilmesine rağmen, sanıklar hakkındaki kamu davasının, suçun vasfına göre belirlenen olağan dava zamanaşımı süresinin son kesme tarihinden temyiz incelemesi anına kadar dolması nedeniyle, ağır ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün bozulmasına ve zamanaşımı sebebiyle davanın düşmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/433 E., 2016/96 K.SUÇ : DolandırıcılıkHÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü;Katılan ...'nin yetkilisi olduğu ...'nin, bu şirketin işlettiği 3 adet restaurant ile birlikte sanıklara devri konusunda 08/05/2014 tarihinde sözleşme düzenlendiği, sözleşmede şirket paylarının devrinin senet verilmek sureti ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmeyi katılanlar ile karşı tarafta sanık ... ın hem kendi adına hem de diğer ortağı sanık ... 'a vekaleten imzaladığı, sözleşmenin işleme konularak devrinin resmileşmesi için ...'ın katılanlar ile birlikte notere gittikleri, senetlerin sözleşmenin noterde tasdiki sırasında verileceğinin kararlaştırıldığı, noterde iken ...'ın senetleri yalnızca kendisinin imzalamayacağını, diğer ortağı ... 'ın şehir dışında olduğu için ona da imzalatıp getireceğini beyan ettiği, katılanın aradaki sözleşmeye güvenerek noterde devir işlemini yaptığı ancak sanıkların aldıkları bu restaurantları alıp işlettikleri halde senetleri ya da bedellerini katılan tarafa vermedikleri olayda sanıkların eylemlerinin bütün halinde TCK'nın 157/1inci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tespit edilmekle,Sanıklara yüklenen "dolandırıcılık" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 67/2. maddesinde bulunan ''...Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi...'' şeklindeki düzenleme uyarınca kesen son sebep olan sanık ...'ın sorgusunun yapıldığı 08.10.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılanlar vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.