Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi kararını incelediği, ortaklık ilişkisinden doğan senet borcuna ilişkin menfi tespit davasında kötü niyet tazminatı talebi.
Özet: Davacı, uzman psikolog olarak ortak olduğu bir şirketten ayrıldıktan sonra eski ortaklarından birinin, kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve ödenmiş olması veya şirket içi hesaplaşmalarla karşılanması gerektiğini ileri sürdüğü 75.000 TLlik bir senedi kötü niyetli olarak ciro ederek hakkında icra takibi başlattığını iddia etmektedir; bu davada davacı, takip konusu miktar için borçlu olmadığının tespitini, eski ortaklarının kendisine şirket karlarından ve ödenmeyen maaşlardan dolayı borçlu olduğunu, dolayısıyla aleyhindeki icra takibinin haksız olduğunu belirterek, kötü niyet tazminatı ve icra takibinin ihtiyati tedbirle durdurulmasını talep etmektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:29/12/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:03/11/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:29/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davacı ...'ın uzman Psikolog olduğunu, dava dışı öğretmen ... ve ... ile birlikte 08/07/2020 tarihinde Ortaklık Sözleşmesi imzaladıklarını, anlaşma uyarınca ... Hizmetleri Ve TİC.LTD.ŞTİ isimli şirketten müvekkiline hisse devri yapıldığını ve müvekkilinin söz konusu şirkette yüzde 20 hissedar olduğunu, sözleşme imzalanmadan önce müvekkili ile diğer ortaklar sözlü olarak görüştüklerini, müvekkilinin sözleşmede de bahsedilen 50.000 TL ve 50.000 TL olmak üzere ayrı ayrı ve toplam 100.000 TL borç parayı 20.02.2020 tarihinde ortaklardan aldığını, aldığı bu paraya istinaden 20.02.2020 düzenleme tarihli vadesi olmayan 2 ayrı senet verdiğini, senet bedellerinin ise 75.000 TL, 75.000 TL olarak yazıldığını, senetlere müvekkilinin anne ve babası olan davacılar ... ve ... da imza attığını, müvekkili ... sözleşme imzalandığında 4.paragrafta yazıldığı üzere ortaklardan 100.000 TL avans istediğini, ancak ortakların müvekkiline 01.10.2020 tarihinde 30.000 TL ve 30.000 TL olmak üzere 60.000 TL borç verdiklerini, müvekkilinin buna karşılık 01.10.2020 düzenleme tarihli 60.000 TL senet ve. iş ve borcunu birkaç ay içinde ödeyip senedini iade aldığını, tarafların sözleşmeyi 5 yıl olarak imzaladıklarını, müvekkilinin 2020 yılı sonunda zorunlu askerlik görevine gittiğini, askerlik görevine giderken diğer ortaklara bankadan para çekebilmeleri için muvafakatname verdiğini zira şirketteki anasözleşme uyarınca şirket ortaklarının hepsinin imzası olmadan bankadan para çekilemediğini, müvekkilinin askerden döndükten sonra özel eğitim merkezi olarak kiralanan taşınmazın kira sözleşmesi mülk sahibi ile yenilenmemiş ve mülk sahibi tarafindan özel eğitim merkezinin tahliye edildiğini, diğer ortaklar Covid nedeniyle alınan kapanma önlemlerini ve ülkenin içinde bulunduğu durumu bahane ederek şirkete ait tüm evrakları aldıklarını ve müvekkili ile iletişimlerini kestiklerini, müvekkili ... söz konusu senetlerden kalan bakiye borcunu sorduğunu ve kalan miktarlar olan 3.450 TL'yi 22.06.2021 tarihinde, 3.360 TL'yi ise 05.07.2021 tarihinde ödediğini, ancak dava dışı diğer borçlu ... senedi kötü niyetli olarak ciro ettiğini ve ortaklık sözleşmesi aykırı olarak doldurup icraya koydurduğunu, ... ve davalı ...'nin kötü niyetli olduğunu zira icra takibinde ... borçlu olarak dahi gösterilmediğini, taraflar birlikte hareket ederek müvekkilinden haksız tahsilat yapma gayretine düştüklerini, müvekkilinin söz konusu senetle ilgili herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenle davalının yüzde 20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, dava dışı ... ve ... 21.07.2020 tarihinde müvekkiline ayrı ayn 31.360,00 TL para gönderdiklerini, müvekkilinin eğer 20.07.2020 tarihli ödemesi gereken 75.000 TL bedelli senet borcu olsa senet vadesinden 1 gün sonra neden müvekkile toplam 62.720,00 TL para gönderdiklerini, sadece bu husus dahi dava dışı ...'nın ödenmiş bir senedi ciro ederek kötü niyetli takibe koydurduğunun ispatı olduğunu, müvekkili ... ve dava dışı ...'nın ortak oldukları ... ve TİC.LTD.ŞTİ adına açılan ... Bankası Alanya şubesindeki hesap hareketlerinin istenmesini talep ettiklerini ortak iş yapılan şirket çok karlı bir şirket olduğunu, dosya numaralarını da aynca bildireceklerini, okula gelen öğrencilerin yaklaşık yarısı da ödemeleri elden yaptığını bu paraların tamamı da diğer ortaklar tarafindan alındığını, müvekkilinin payına düşen karından ve alması gereken maaştan doğrudan kesilmeye başlanacaktır ibaresi de zaten sözleşmede bulunduğunun, sözleşmeye göre devam eden süreçte müvekkilinin hiç maaş almadığını. normalde aylık 5. 000TL maaş alacağını, ödemelerin tamamı alınan borç-avansa malısuben diğer ortaklara geçtiğini, diğer ortaklar müvekkili ile hesap görmeye gelmediklerini ve müvekkilinin ödenmiş senedini ciro ederek haksız icra takibine giriştiklerini, ortak olunan şirketin banka hesabında halen 49.943,58 TL para bulunduğunu, diğer ortaklar hesap görrneye gelmedikleri için ve müvekkile borçlu oldukları için icra takibi başlattıklarını,fazlaya ilişkin talep ve dava hakklarının saklı kalmak kaydıyla takip dosyasındaki 80.058,79 TL'lik miktar için müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile fazla talep edilen miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazrninatına mahkum edilmesine, tensiple birlikte takip dosyasının durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, ... ve ... ile Davacı 08/07/2020 tarihli sözleşme yaptıklarını ve ... TİC. LTD. ŞTİ.'ni kurarak tescil ettirdiklerini, sözleşme kendi aralarında konuştukları şekilde kaleme aldıklarını bazı bölümleri 3. şahıslarca tam anlaşılabilir olmadığını, sözleşme 1. Sayfa 3. Paragrafta yer alan "....... şubat 2020 tarihinde 100.000 TL (50.000 TL ... - 50.000 TL ...) verileceğini,icra takibi başlatılan anlaşmazlığa konu sözleşmenin bu hükmü olduğunu, davacı ... tarafından 20/02/2020 tarihli iki adet senet düzenlendiğini, senetler ... - 75.000 TL ve ... 75.000 TL olarak düzenlendiğini, bu senetlere istinaden aynı gün yani 20/02/2020 tarihinde ... - 50.000 TL ve ... 50.000 TL davacı ... hesabına havale yaptığını, kalan 25.000 TL paralarda elden verildiğini, sözleşmenin 1. Sayfa 4. Paragrafında yer alan " Temmuz ayında ruhsat alındığı zaman ortaklardan ...'a 100.000 TL (50.000 TL ... - 50.000 TL ...) verileceğini, bu sözleşmeye istinaden davacı ekte sunulan 01/10/2020 tarihli ... ve ...'ya adına müştereken 60.000 TL bedelli senet düzenlediğini, bu senete istinaden davalılar ... 30.000 TL ve ... 30.000 TL aynı tarihte yani 01/10/2020 tarihinde ayrı ayrı ... hesabına havale yaptığını, 4. Paragrafta geçen ... ve ...'nın senet karşılığı verdikleri toplan 60.000 TL borç para, davalı tarafından ödendiğinden senedin iade edildiğini, dolayısıyla 4. Paragrafta geçen borçlanmalarda anlaşmazlık kalmadığını, sözleşmenin 1. Sayfa 5. Paragrafında yer alan " Salgın hastalık durumunda ..." geçen parasal konular sözleşmenin 4. Paragrafında geçen Davacı ...'a verilen borç ile ilgili açıklamalar olduğunu, 2. Madde de açıklandığı gibi verilen toplam 60.000 TL borç davacı ... tarafından ödendiğini, sözleşmenin 1. Sayfa 6. Paragrafında yer alan " 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında ...."geçen açıklama 1. Maddede açıkladığımız İcra takibine konu verilen borcun tahsiline ilişkin olduğunu, sözleşme 2. Sayfa 6. Paragrafta geçen "Ticarethanenin kullanacağı binan kira bedeli yıllık 8.000 EURO''dur. İş bu kira bedeli ortaklık anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte ...'a ... (4.000 Euro) ve ... tarafından verileceğini, bu nedenle..." Bu paragrafta işletmenin kira bedeli ... ve ... tarafından temin edilip ödeneceği belirtildiğini, ekte görüldüğü gibi ... ve ... tarafından ayrı ayrı 31.360 TL olarak havale yapıldığını, dava dilekçesi 5. Maddesinde belirtilen 3.450 ve 3.360 TL ödemeler icra takibine konu borcun ödemeleri olduğu, ödenen miktarda toplam 6.810'dir. Halbuki borç 75.000 TL olduğunu, dava dilekçesi 7. Maddede ... ve ...'nın ayrı ayrı mülk sahibine verilmek üzere ...'a gönderdiklerini, bu gönderilen para mülk sahibine iletmek üzere ...'a gönderildiğini, dava dilekçesi 8. Maddede geçen 330.000 TL para bizzat ...'nın muafakatıyla çekildiğini, alınan tüm paralar kayıt altına alındığını, davacı 2020 yılı aralık ayında askere gittiğini, 15 haziran 2021 tarihinden sonra döndüğünü bu tarihten sonra eğitim hizmeti verilmediğinden ortaklara da maaş ödenmediğini, temmuz ayında işyerinin tahliye edildiğini, bu sebeplerden davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davalılarn muntazam ciro silsilesi ile TTK'nın 790. maddesi uyarınca dava konusu çekte meşru hamil olduğu, davacının dava konusu çek üzerindeki imzaya itirazının olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında senedin ... TİC. LTD. ŞTİ.'nin kuruluşu sırasında hazırlanan sözleşemeye istinaden verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mali müşavir bilirkişi tarafından şirket defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporunda "Şirkette birikmiş 444.925,51.-TL tutarındaki karın ortaklara hissesi ne göre dağıtılması durumunda ...'ın (Yedek Akçe ayrılması göz ardı edilerek 444.925,51.-TL * % 20 ) 88.985,10.-TL tutarında kar payı alması gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu senedinde 75.000.-TL olduğu göz önünde bulundurulursa, ...'ın şirket kar payı miktarı, senede olan borcunu karşılamakta hatta borcunun tamamı mahsup edilip, alacaklı duruma da geçmektedir. Davacı ...'nın; borcuna karşılık 75.000.-TL tutarında senet verdiği ...'ya senet üzerinden borçlu ise de, ortak olduğu ... Ltd Şti. den 88.985,10.-TL tutarında kar payı alacaklısı olması ve şirket ortakları arasında yapılan sözleşmenin 3. Paragrafına göre, bahse konu senedin ödemesinin şirket kar payından mahsuplaşarak ödeneceği hükmünün bulunması sebebiyle, davacı ...'ın, dava dışı, senedin ilk alacaklısı ...' ya borcunun olmadığı" ifade edilmiş ise de kambiyo senetlerinin kayıt ve şarta bağlı olamayacağı, şirkette kar payı dağıtımı yapılması halinde senedin davacıya iade edilmesi hususunun şirketin iç işleyişine ilişkin olduğu, takip konusu senet incelendiğinde, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, kambiyo takibine karşı açılan menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olduğu, davacı tarafça sunulan dekontlarda ödemenin takip konusu senede ilişkin olduğun dair bir açıklama yer almadığı, davacının davalılara borçlu olmadığına ilişkin HMK 200. maddesi gereği herhangi bir yazılı delil dosyaya sunamadığı, davacının delilleri arasında yemin delilinin de bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilleri tarafından açılan menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince reddedildiğini, verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira dava konusu senetlerin 3. kişi hamili tarafından icra takibine konulduğunu ancak davalı 3. Kişi tarafından cevap dilekçesi ekine sunulan dava konusu senetlerde vade tarihlerinin bulunmadığını, davalı 3. Kişinin senetleri boş olarak alıp vade tarihini kendi istediği şekilde yazarak senetleri işleme koyduğunu, 3. Kişinin bedelsiz kalan senetleri boş olarak alıp anlaşmaya aykırı şekilde işleme koyduğu, cevap dilekçesi ekinde sunduğu senetlerin boş olmasından bu durumun açıkça belli olduğunu, 3. Kişi olan davalı ...'nin boş ve bedelsiz olan senedi alarak 20.07.2020 vade tarihini ve düzenleme yerini Alanya olarak doldurduğunu, bu hususun davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sunduğu evraklardan açıkça belli olduğunu, dava dışı ...'nın evrakı ciro ettiği zaman evrakın senet vasfında bile olmadığını zira ciro edilen evrakta vade tarihi ve düzenleme yeri bulunmadığını, davalı tarafın dava konusu evrakların verilme nedeni olan sözleşmeyi zaten cevap dilekçesinde kabul ettiğini, zira savunmalarında sözleşmeyi açıkça yazdıklarını, sözleşmeye göre müvekkillerinin davalı tarafa dava konusu senetten dolayı herhangi bir borcu olmadığının mahkeme aşamasında alınan bilirkişi raporundan da sabit olduğunu, kaldı ki davalı 3. Kişi olan ...'nin senetteki diğer borçlu olan ... aleyhine takip başlatmadığını, yani davalı taraf ile dava dışı ...'nın birlikte hareket ederek müvekkillerden haksız tahsilat yoluna gittiklerini, dosyada dinlenen tanık ...'ın beyanında; ''Ben 2017 yılında ... kurumunun kuruluşunda yer aldım, bu kurum benim adımaydı, 4 sene de müdürlüğünü yaptım, kurulduktan 3 sene sonra kira süremiz dolduğunda davacı ... ın binasında kurulu bir düzeni vardı, biz burayı devralıp oraya yerleştik, ... da ortak olarak dahil oldu, ... ve ... ... a 50.000,00 TL verecekti, bu anlaşma benim de olduğum bir ortamda yapıldı, her ikisine de 50.000,00 TL verdiğine şahitim ancak elden bir ödeme yapıldığını ben görmedim, senetlerin 75.000,00 TL olarak düzenlenme sebebi ise yaklaşık 1 yıl sonra ödeme yapılacağı içindir" dediğini, düzenlenen evraklar karşılığı müvekkillerin aldığı paranın 50.000 TL olduğunu, mahkeme kararında "bilirkişi raporunun 3. Paragrafına göre, bahse konu senedin ödemesinin şirket kar payından mahsuplaşarak ödeneceği hükmünün bulunması sebebiyle, davacı ...'ın, dava dışı, senedin ilk alacaklısı ...' ya borcunun olmadığı ifade edilmiş ise de kambiyo senetlerinin kayıt ve şarta bağlı olamayacağı" şeklindeki gerekçeyle davalarının reddedildiğini, ancak düzenlenme amacı olan sözleşmeden de açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu evrak nedeniyle müvekkilin borcu olmadığını, hatta müvekkilin alacaklı konumunda olduğunu, evrakın ilk alacaklısı olan ...'nın bedelsiz olan evrakı ciro ederek TCK 156'ya göre suç işlediğini, mahkemece delillerin toplanmış, tanık dinlenmiş ve bilirkişi raporu alınmış olmasına rağmen sanki tanık dinlenmemiş ve bilirkişi raporu alınmamış gibi karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, takip konusu bononun kambiyo senedi vasfını taşımadığı ve bedelsiz olduğu iddialarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Takibe konu bononun incelenmesinde 20.02.2020 düzenleme tarihli, 20.07.2020 vade tarihli, 75.000 TL bedelli olup, lehtarının dava dışı ..., keşidecilerinin davacılardan ... ve ..., avalistin ise davacılardan ... olduğu, bono arkasında 3.450 TL ile 3.360 TL olmak üzere toplam 6.810 TL ödeme yapıldığına ilişkin kayıt ile lehtar ...’nın isim ve imzasının bulunduğu, takibin davalı hamil tarafından davacılara karşı başlatıldığı, bono arkasında yazılı ödeme mahsup edilerek takipte 68.190 TL asıl alacak ve işlemiş faizle birlikte toplam 80.058,79 TL talep edildiği görülmektedir.
Taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan davacılardan ... ile dava dışı ... ve ... arasında imzalanan 08.07.2020 tarihli ortaklık sözleşmesinin ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde, ... ve ...'nın sözleşmenin imzalandığı tarihte dava dışı ... Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti'nin ortakları oldukları ve sonrasında bu ortakların ( ...'in %10 luk tüm hissesini, ...'in %50 hissesinin %10'luk kısmını) davacılardan ...'a hisselerini ayrı ayrı devrettikleri , anılı sözleşmenin ortaklık sözleşmesi başlığı altında şirkete ait dershanenin işleyiş hakkında kar-zarar ve masraf paylaşımının düzenlenmesi amacıyla yapıldığının yazılı olduğu, sözleşmenin üçüncü paragrafında " Bu ortaklık için ortaklardan ... şubat 2020 tarihinde 100.000,00-TL (50.000,00-TL ... 50.000,00-TL ... ... şeklinde) borç almış olup bu borcu kurumun 2021-2022 Eğitim öğretim yılındaki karından ...'ın hissesinden kesilip ilgili şahıslara ödenecektir. Borç için ...'ın ... ve ...'ya vermiş olduğu( 75.000+75.000) bedelli senet ödemeden sonra iade edilecektir." ifadesinin yer aldığı görülmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, usulüne uygun tutulan şirket defterlerine göre şirketin 444.925,51 TL tutarında dağıtılmayan kârının bulunduğu, ...’ın %20 hissesi karşılığının 88.985,10 TL olduğu, bu tutarın takip konusu bono bedelinden fazla olduğu hususlarının belirtildiği görülmektedir.
TTK'nın 778. maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulama alanı bulan TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkün olup, buna göre imza dışındaki diğer kısımların bononun tedavüle çıkarılması sırasında doldurulması mümkündür. Başka bir anlatımla, bononun açık bono olarak düzenlenmiş olması geçersiz olduğunu göstermemekle birlikte ; bu durum sadece, açığa imza atan borçluya bononun üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ve ispat etme imkanı tanır. Eldeki davada bononun sözleşme sebebiyle verildiğini her iki taraf da kabul etmiş olup, açığa imza attığını iddia eden davacı borçlunun boş olan kısımların anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu yönünde ileri sürdüğü bir iddia dahi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Takibe konu bononun sözleşmenin üçüncü paragrafında yazılı bono olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. O halde takibe konu bono borcunun şirketin elde edeceği kârın davacı ...’ın hissesine düşen kısmından mahsup edilerek ödeneceğine dair anlaşma dikkate alınarak, bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli görünen bilirkişi rapor ve ek raporu doğrultusunda şirketin dağıtılmayan karının bulunması ve ...'ın hissesine düşen miktarın bono bedelinden fazla olması, bono borcunun ...'ın hissesine düşecek kardan lehtar ... lehine mahsup edilmesinin gerekmesi karşısında davacıların takip konusu bono dolayısıyla borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/11/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-a-Davanın KABULÜYLE ; Alanya İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,
b-Davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacıların tazminat taleplerinin REDDİNE,
a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.468,81 TL harçtan peşin olarak yatırılan 1.367,21 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.101,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
b-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL başvurma harcı ile 1.367,21 TL peşin harç toplamı 1.859,21 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafı, talimat masrafı, keşif masrafından oluşan toplam 908,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacıların istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 179,90 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE,
b-Davacılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 72,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 564,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...