Danıştay 10. Daire, askeri pentatlon engelli parkurunda yaralanarak görev yapamaz raporu alan uzman erbaşın idarenin kusursuz sorumluluğundan doğan maddi ve manevi tazminat davası temyizini inceliyor.
Özet: Askeri görevi sırasında pentatlon engelli parkuru eğitiminde düşerek yaralanan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz hale gelen uzman onbaşının, idarenin kusursuz sorumluluğu gereğince maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesinin maddi tazminatı kabul edip manevi tazminatı reddetmesi, bölge idare mahkemesinin ise her iki tazminat türünü de kabul etmesi üzerine, tarafların kararları temyiz ederek zararın gerçek miktarı, manevi tazminatın esası, faiz başlangıcı ve davacının müterafik kusuru gibi konularda farklı iddialar ileri sürdüğü bir hukuki süreç ele alınmaktadır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/7032 E.  ,  2026/405 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/7032
Karar No : 2026/405
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, Erzincan 59. Topçu Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Onbaşı rütbesiyle görev yapmakta iken, Amasya 15. Piyade Eğitim Tugayı, 22. Piyade Eğitim Alayı, 2. Havan Eğitim Taburu, 120 mm Havan Eğitim Bölük Komutanlığı'nda "24. Dönem Uzman Erbaş Temel Kursu" eğitimi sırasında 03/04/2014 tarihinde yapılan "Pentatlon Engelli Parkuru" eğitimi çalışması esnasında "dört kirişli basamak engeli"nden düşerek sağ topuğunun kırıldığı ve olayın ardından görülen tedavi süreci sonrasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz kararı verildiğinden bahisle idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 1.000,00 TL ( İdare Mahkemesi aşamasındaki miktar artırımı sonucu 77.914,64 TL, istinaf aşamasındaki miktar artırımı sonucu 759.677,00 TL) maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; idarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında davacının maddi zararının tazmin edilmesi gerektiği, maddi tazminat istemi yönünden, davacının zararlarının tespit edilebilmesi için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporu uyarınca 77.914,64 TL maddi tazminatın ödenmesi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden, davalı idarenin üzerine düşen görevi yerine getirdiği, söz konusu kazanın dış etken olmaksızın davacının kendi eyleminden kaynaklandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, Mahkemece alınan bilirkişi raporu hükme esas alınabilecek nitelikte görülmediğinden yeniden alınan kök bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi üzerine davacının toplam zararının 1.124.338,00 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından 21/02/2022 havale tarihli miktar artırım dilekçesiyle dava değerinin 759.677,00 TL'ye yükseltildiği, davacının istinaf aşamasında verdiği miktar artırım dilekçesindeki tutar esas alınarak hüküm kurulması gerektiği; manevi tazminat yönünden, davacının askerlik hizmetinin ifası sırasında geçirmiş olduğu kaza neticesinde yaralanması, engelli hale gelmesi ve askerliğe elverişsiz hale gelerek vazife malulü olarak emekliye sevk edilmesinde davalı idarenin kusursuz sorumluluğu bulunduğu ve buna istinaden oluşan zararlarının giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında gerçek zararın 1.124.338,00 TL olduğu belirtilmediğinden bu tutar üzerinden miktar artırımı hakkının engellendiği, hükmedilen maddi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davacının askerliği meslek olarak seçen ve profesyonel bir kişi olması, olay gününe kadar almış olduğu eğitimler ile birlikte emniyet ve kaza önleme tedbirlerini almaması nedeniyle ağır müterafik kusurunun bulunduğu, idarelerinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, manevi zararın bir tazmin aracı olmadığı, hükmedilen manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, işletilecek ise de karar tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarında gerçek zararın 1.124.338,00 TL olarak belirtilmediği, bu tutar üzerinden miktar artırımı hakkının engellendiği iddia edilmiş ise de, Bölge İdare Mahkemesi tarafından alınan 30/05/2022 tarihli ek bilirkişi raporuna davacı tarafından 09/06/2022 tarihinde yapılan itiraz dilekçesinde yer alan"...daha önceden 758.667,00 TL üzerinden ıslah yapıldığından yeniden ıslah yapmayacağımızı bildiririz." şeklindeki ifadeleri ile açıkça miktar artırımı hakkının kullanılmayacağı belirtildiğinden davacının söz konusu hakkının engellendiği yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan, yine davacı tarafından, hükmedilen maddi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, temyize konu Mahkeme kararında Danıştay içtihatları doğrultusunda ve davacının iddia ettiği gibi faizin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilmesine karar verildiği görülmektedir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/02/2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.