Çeşitli alacak kalemlerine dayalı icra takibine itirazın iptali davasında, bilirkişi incelemesiyle düşen alacak miktarının temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle başvurunun reddi.
Özet: Davacı şirketin, davalıdan olan alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davacının sadece 14.327,64 TL alacağını ispatladığına hükmetmiş ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar vermiştir; ancak davalı vekilinin bu karara yönelik temyiz başvurusu, temyize konu alacak miktarının dava tarihi itibarıyla belirlenen kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili maddeleri uyarınca miktardan reddedilerek davanın usuli bir nedenle son bulduğu kararlaştırılmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5067 E.  ,  2026/2383 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1986 Esas, 2025/967 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/5 E., 2022/477 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.08.2016 tarihli kira sözleşmesinde ödenmeyen kira bedellerine ilişkin başlattığı ilamsız icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu, İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1498 E. sayılı dosyası ile müvekkiline karşı açılan itirazın iptali davasında dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi raporu ile müvekkilinin, işbu davanın davalısından alacaklı olduğunun tespit edildiğini, 376.264,10 TL’nin tahsili için İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9707 E. sayılı dosyasıyla genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçlunun borca itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından davacı şirketin, davalı ortak ...'tan 176.215,65 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9707 sayılı takip dosyasındaki 176.215,65 TL’lik alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 176.215,65 TL’ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı defterlerinde bilirkişi marifetiyle yapılan incelemeden, davalının borcunun iki adet aracın plakasına yazılmış trafik ceza/vergi ödemeleri, .... adına düzenlenen fatura, cari işlem hatası adıyla oluşturulan borçlandırma ve “... KDV Devir” adıyla yapılan borçlandırıcı işlem olmak üzere dört ayrı kalemden oluştuğu, ancak araçların davalıya tahsis edildiğine yönelik bir delil bulunmadığı, ... adına düzenlenen hizmet bedeli açıklamalı fatura nedeniyle davacının, davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği, ortaklar cari hesabına alacak olarak geçen işlemin muhasebe hatasından kaynaklandığı, şirket, ortaklarının rızasını almadan tek başına yapacağı işlem ile ortaklarını borçlandıramayacağından “... KDV Devir” alacak kalemi yönünden de davacının alacağını ispatlayamadığı, sehven cari işlem hatası adıyla oluşturulan borçlandırma yönünden ise, dava dışı kişi tarafından yatırılan paraların davacı adına olduğunun banka dekontları ile tespit edildiği, başka bir deyişle bu bedellerin ortaklar cari hesabına alacak olarak geçmesinin yasal delil niteliğindeki banka dekontları nazara alındığında bir muhasebe hatası olduğunun açıkça anlaşıldığı, bu kalem yönünden davacının alacağını ispatladığı, reddi gereken alacak kalemlerinin mahsubundan sonra davacının sadece 14.327,64 TL yönünden alacağını ispat etmesine rağmen yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2020/9707 sayılı takip dosyasındaki alacağa yönelik yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 14.327,64 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararı 19.06.2025 tarihli olup, davalı tarafından temyize konu edilen 14.327,64 TL, HMK'nın ek 1. maddesinin 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ikinci fıkrasına göre, dava tarihi olan 05.01.2021 tarihindeki kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyizine gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz iturazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.