Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, kardeşler arasında ortaya çıkan taşınmaz üzerindeki iyi niyetli yapı, temliken tescil ve zorunlu geçit hakkı taleplerine ilişkin davalarda, yerel mahkeme kararlarını usul ve esasa ilişkin hatalar nedeniyle birden çok kez bozmuştur.
Özet: Davacı, kardeşi adına tapulu taşınmaza bina yaptığını iddia ederek Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca taşınmazın tapusunun iptali ve tescili, olmazsa bedelinin tahsili ve yola cephesi olmayan diğer parselleri için zorunlu geçit hakkı kurulmasını talep etmiş; yargılama sürecinde ilk derece mahkemesinin kararları Yargıtay tarafından birden fazla kez bozulmuş, özellikle geçit hakkı tesisi konusunda usul eksiklikleri ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gerekçeleriyle yapılan bozmaların ardından, yerel mahkeme son olarak keşif sonucu geçit ihtiyacı kalmadığı gerekçesiyle geçit talebini reddetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/61 E., 2025/462 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı dava dilekçesinde; 1996 yılında davaya konu 219 parselin davalı abisi ile iş ortaklığının bulunduğu dönemde, taşınmazın üzerine bina yapılmak üzere ... ...mirasçılarından haricen satın alındığını, tarla vasfındaki taşınmazın üzerinde iki ayrı villa yapılmasının plandığını, bahçesinin geniş olması için yanındaki 2 17... parsellerinin de davacı tarafından satın alındığını, 1997 yılında 219 parsel üzerinde bulunan binaların yapımının tamamlandığını, inşa edilen her iki binanın da birbirinin ikizi olduğunu, avlu girişinin birlikte binaların girişlerinin ise müstakil olduğunu, davalı abisi ile ortaklıklarının sona ermesi ile davalı tarafından 219 parselin tapuda davalı tarafından kayıtlandığını, akabinde 2013 yılında davalı tarafından davacıya taşınmaz üzerindeki binaların kullanımının sonlandırılması hususunda ihtarname keşide edildiği, yapının iyiniyetle yaptırıldığını ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi uyarınca 219 parselin tapusunun iptali ile davacıya ait yapının ve zorunlu kullanım alanını kapsayan 1/2 hissenin davacı adına tescilini, mümkün olamaması halinde binanın ve zorunlu kullanım alanında bulunan ağaçların dava tarihindeki değerinin davalıdan tahsilini, ayrıca davacıya ait olan 2 17... parsel sayılı taşınmazların yola geçişi olmadığından 219 parselden zorunlu geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın bedelinin davalı tarafından ödendiğini, evlerin de davalı tarafından yaptırıldığını, davacı tarafından iddia olunan ödemelerin ispat edilmesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesindeki şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları tarafından davaya devam olunmuştur. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2013/595 Esas, 2016/947 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Birinci Bozma İlâmıYargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 15.09.2020 tarihli ve 2019/3239 Esas, 2020/4958 Karar sayılı ilamı ile, Mahkemece davacının taleplerinden açıkça feragat edip etmediğinin sorulması ve davacının beyanlarının sarih bir şekilde tutanağa yazılması gerektiği, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının da çelişkili olduğu, ayrıca davacının talebine konu yerin ifraz kabiliyetinin, ilgili idari birimlerden sorulmak yerine fen bilirkişisinden görüş alınması ve bu görüşe itibarla da hüküm kurulmasının ayrıca hatalı olduğu, davacının dayandığı temliken tescil koşullarının gerçekleştiği, bu hâlde usulen ilgili idari birimden ifraz edilip edilemeyeceğinin sorularak ifrazın mümkün olmaması hâlinde ise tazminat ve davanın diğer bir talebi olan geçit tesisi talepler hakkında karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru görülmediği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin İkinci Kararı Mahkemenin 28.12.2021 tarihli ve 2020/709 Esas, 2021/831 Karar sayılı kararı ile, temliken tescil talebinin reddine, 219 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan evin yapımına ilişkin katkısı nedeni ile tazminat talebinin kabulüne, taşınmazın değerinin yarısı olan 121.180,00 TL' nin davacıya ödenmesine, 2 17... parseller lehine 219 parselden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir. 3. İkinci Bozma İlâmı Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 20.10.2022 tarihli ve 2022/1889 Esas, 2022/6089 Karar sayılı ilâmı ile davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; Mahkemece 2 17... parseller lehine 219 numaralı parsel üzerinden geçit irtifakı tesis edilmişse de 217 numaralı parsel lehine 218 parsel üzerinden akdi irtifak kurulmadan kesintisizlik ilkesine aykırı hüküm kurulduğu, ayrıca fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği yüzölçümü daha büyük taşınmazdan geçit irtifakı tesis edilmesi gerekirken ve çevrede yola ulaşımı sağlayacak daha büyük taşınmazlar bulunduğu hâlde alternatifler değerlendirilmeden 219 numaralı parsel üzerinden geçit hakkı kurulması uygun görülmediği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin Üçüncü Kararı Mahkemece 28.11.2023 tarihli ve 2023/23 Esas, 2023/875 Karar sayılı kararı ile, davacının yol ihtiyacı kalmadığının yapılan keşif ile tespit edildiği gerekçesiyle geçit talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.5. Üçüncü Bozma İlâmı Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.09.2024 tarihli ve 2024/2630 Esas, 2024/3865 Karar sayılı ilâmı ile bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hükmün yeni bir hüküm olduğu, bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerektiği, Mahkemece bu husus gözetilmeden, son bozma ilâmının yalnızca geçit irtifakına ilişkin olduğu ve sadece bu yönde bir inceleme yapılarak karar verildiği, diğer hususlarda bir araştırma yapılmadığı, hüküm de kurulmadığı yönündeki açıklaması ve gerekçesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 6. Mahkemenin Son Kararı Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı tarafından binanın 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesi anlamında iyiniyetle inşa edildiği, taşınmaz üzerindeki evin değerinin dava tarihi itibariyle dava konusu arsanın değerinden kat kat fazla olduğu, ancak dava konusu 219 parsel numaralı taşınmazın ifrazının mümkün olmadığının belirlendiği, bu durumda davacının ikinci talebi olan tazminat ve geçit hakkı yönünden dosyanın incelendiği, davacının tazminat talebinin yerinde olduğu, geçit irtifakı tesisi talebi yönünden ise; dava konusu yerde yapılan toplulaştırma çalışmaları neticesinde keşif tarihinde zeminde mevcut yol sayesinde taşınmazın geçit imkanına sahip olduğunun tespit edildiği gerekçeleriyle geçit hakkına ilişkin talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tazminata ilişkin alınan rapor ile hüküm arasında 11 seneden fazla uzun süre geçtiğinden tazminat bedelinin güncelliğini yitirdiğini, olması gerekenin taşınmazın rayiç değerinin yarısı olan bedele hükmedilmesi gerektiğini, verilen bu kararla fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 724. maddesi uyarınca tescil, terditli tazminat ve geçit istemlerine ilişkindir.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/III-2 hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.