Silahlı terör örgütüne üyelik suçunda, ilk celse müdafisiz beyana rağmen savunma hakkı ihlali bulunmadığı, etkin pişmanlık indirim oranı ve yeni tanık dinleme zorunluluğunun değerlendirildiği Yargıtay kararı.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının temyiz incelemesinde, sanığın ilk celsede avukatsız beyanının savunma hakkı ihlali olmadığına hükmedilirken, hüküm sonrası ortaya çıkan bir tanığın ifadesinin alınması gerektiğini belirtmiş; ayrıca sanığın örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer mensupları hakkında verdiği faydalı ve samimi bilgilere rağmen, etkin pişmanlık hükümleri (TCK 221/4-2) gereği makul oranda ceza indirimi uygulanmayarak fazla ceza tayin edilmesini hatalı bulmuştur.
3. Ceza Dairesi         2023/3255 E.  ,  2026/3161 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/498 E., 2021/1406 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/274 E., 2019/455 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53,58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın ilk derece mahkemesinde yargılaması yapıldığı sırada ilk celsede müdafii olmaksızın beyanı alınarak usuli işlemler yapılmışsa da, ilk derece mahkemesince daha sonra dört celse daha yapıldığı, yapılan celselere sanık müdafiinin katıldığı, eski zabıtlarının okunduğu ve bu kapsamda sanığın da savunmasının defaaten alındığı anlaşılmakla; tebliğnamede sanığın ilk celsede müdafisiz beyanının alınması sebebiyle savunma hakkının kısıtlandığından bahisle hükmün bozulmasını isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1. Hükümden sonra dosyaya gönderilen sanığın örgütsel konum ve faaliyetine ilişkin beyanda bulunan ...'ün tanık sıfatıyla mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5. maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1. maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadesine başvurulması lüzumu,
2. Kabule ve uygulamaya göre;
a. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/14 26... /12 92... .10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Oluş, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; üniversite okuduğu dönemde örgüt evlerinde kaldığını, ev abiliği yaptığını, evde kalanlara sohbet verdiğini, üniversite döneminde ... kod adını kullandığını, üniversiteden mezun olduktan sonra girdiği askeri okulda ve daha sonra görev yaptığı yerlerde 2015 yılının sonuna kadar örgüt içinde mahrem imamın düzenlediği toplantılara katıldığını, bu toplantılara birlikte katıldığı kişileri soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyan eden ve tanık olarak katıldığı mahkemede de beyanında sebat eden sanık hakkında; örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun makul oranda indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi;
b. Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde alt sınırdan cezaya hükmedilmesi gerekirken alt sınırdan uzaklaşılarak yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı; sanık müdafiinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.