Konya Asliye Ticaret Mahkemesi, şirketin ödenmemiş sermaye borcu nedeniyle yönetim kurulu kararının butlanı istemli davasını reddetti.
Özet: Davacı şirket, davalı şirketin 01.11.2024 tarihli yönetim kurulu kararının, ödenmemiş sermaye borcunu bir ay içinde ödemediği takdirde pay haklarından mahrum kalacağına ilişkin ihtarı içermesi nedeniyle TTK m. 391 uyarınca batıl olduğunun tespitini ve paylarının devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Bilirkişi raporları, davacının 1.125.000 TL ödenmemiş sermaye borcu bulunduğunu ve yönetim kurulu toplantı ve karar nisaplarının sağlandığını tespit etmiştir. Mahkeme, bu tespitler doğrultusunda davayı reddetmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : KARARIN MAHİYETİ : REDMahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin, davalı şirketin ortaklarından olup 01.11.2024 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında hakkında 1 ay içinde sermaye borcunu ödemesi gerektiği aksi takdirde ilgili paylara ilişkin haklardan yoksun kalacağı yönünde karar alındığını, 01.11.2024 tarihli yönetim kurulu kararı TTK m. 391 uyarınca batıl olup tespiti gerektiğinden işbu davayı açtıklarını, 01.11.2024 tarihli Yönetim Kurulu Kararının butlanının tespitini, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkil şirketin %30 payının devredilmesini engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Uyuşmazlığın ... A.Ş. Yönetim Kurulu'nun 01.11.2024 tarihli kararının batıl olduğunun tespitine ilişkin olup, Yönetim Kurulu kararının davacı ... Ltd.'e tebliğinin iptali ya da ... Ltd. hakkında verilmiş bir ıskat kararının yoklukla malul ya da batıl olduğunun tespitine ilişkin olmaması ve davanın konusu Yönetim Kurulu kararının usul ve yasal kurallara uygun olarak tesis edilmiş olması ve ihtiyati tedbir karanın kaldırılmasına kabul edilmemesi halinde ise en azından sermaye koyma borcu ve faizi ile asıl borca dava sürecinde işleyecek faizi de karşılayacak tutarda nakdi teminat alınmasına ve açılan davanın ise red edilmesini , Yargılama harç ve giderleri ile vekillik ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın bilirkişi ... ve ... tevdii ile düzenlenen bilirkişi heyeti raporundan özetle; " 1. Davacı/Davalı taraf 2020-2021 Yılı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; Tarafların ticari defterlerinin Muhasebe usul ve esaslarına göre tutulduğu, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, - Davacı ...'nın, Davalı ... şirketine 1.125.000,00 Ödenmemiş sermaye borcunun olduğu, - Davacı şirket ticari defterlerinde, Davalı ... şirketi ile yapılan ortaklığa ait davacının ödediği 375.000,00 TL'nin 242 İŞTİRAKLER Hesabında kayıtlı olduğu, 01.11.2024 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında 5. Madde görüşülmüştür. Bu maddelerinden 1. maddesi açılış metni, 2. maddesi toplantı katibinin seçilmesi ve 5. maddesi ise kapanış metninden oluşmaktadır. Dosya kapsamında anılan maddeler ile ilgili olarak bir uyuşmazlık tespit edilememiştir. . Esas sözleşmenin 8. maddesinin h bendi ve TTK m. 390/1 hükmü gereğince 3 kişilik yönetim kurulunda toplantı nisabı 2 olacaktır. 01.11.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısına ... ve ... Anonim Şirketi temsilcisi ... katılmıştır. Bu hâliyle toplantı nisabı sağlanmıştır. Esas sözleşmenin 8. maddesinin h bendi gereğince Yönetim kurulu karar nisabı, tüm atanmış üyelerinin yarıdan fazlasının olumlu oyunun alınmasıdır. ... A.Ş'nin atanmış yönetim kurulu üyesi 3 olduğundan, esas sözleşmenin 3. Maddesi gereğince karar yetersayısı 2 olacaktır. TTK m. 390/1'e göre ise, yönetim kurulu kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Toplantıda hazır bulunan üye sayısı 2 olduğuna göre karar, anılan hükme göre yetersayısı da 2 olacaktır. Yönetim kurulu toplantısının 3. ve 4. maddelerinde oybirliği ile karar alındığından karar yetersayısının sağlandığı görülmüştür. " Şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir.Aynı bilirkişiler EK raporundan özetle; " 1. Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 222)'de belirtildiği gibi olup, tarafların ticari defterlerinin tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, Ödenmiş sermaye bakımından birbirini doğruladığı, 2. Davacı ve Davalı taraf defterlerinde, Davacının Sermaye taahhüdüne karşılık 375.000,00 TL ödeme yaptığı, Davacının 1.500.000,00 TL Sermaye taahhüdünün olduğu, Sermaye taahhüt borcunun 1.125.000,00 TL olduğu, 3. Davalı ... A.Ş'nin 30.11.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilanında 1500000,00 TL ... Limited Şirketi tarafından nakdi, olarak taahhüt edildiği; 02.12.2020 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nde davacı ... Tasarım Danışmanlık Ltd Şti'nin sermayesinin 300 hisse adetine sahip olduğu, hisse tutarının 1.500.000,00 TL olduğu ve 96 30 oranında hisseye sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanında davacı vekili tarafından sunulan İnhisarı Lisans Sözleşmesi incelendiğinde davalı ... A.Ş'nin, davacı ... Tasarım Ltd Şti'ye 1.000.000,00 TL (Bir milyon Türk Lirası) ödeme yapacağı görülmüştür. Yukarıdaki bilgiler kapsamında davacının sermaye taahhüdü yerine getirmesine ilişkin aldatıldığı konusu sayın Mahkemenizin takdirindedir. Bu konuda davacı esasında lisans hakkını sermaye olarak getirecekken veya getirmesi düşünülürken; davalı şirket sözleşmesinde hile ve aldatılma suretiyle 1.500.000,00 Türk Lirası getirileceğinin yazılması ile, davacının sermaye getirme borcunu yerine getirip getirmediği takdiri Sayın Mahkemenizdedir." şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalı aleyhine Ticari Şirket davası açmıştır.TTK MADDE 18- (1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.(4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır.6102 Sayılı TTK'nın 391. Maddesinde; " (1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." şeklinde yapılan düzenlemeler dikkate alındığında,C. MÜDÜRLERİN KARARLARININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜ2. Müdürlerin Kararlarının ButlanıTTK'da 644. Maddenin 1. Fıkrasında c bendinde müdürlerin kararlarının butlanına ilişkin olarak kanun koyucu anonim ortaklık yönetim kurulu kararlarının butlarına ilişkin TTK 391 düzenlemesinin uygulanacağını belirlemektedir. TTK 391'de kanun koruyucu örnekseme suretiyle bazı butlan sebeplerini saymıştır. Buna göre, a) eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) limited ortaklığın temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözemeyen, c) pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmasını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır. Dikkat edilirse bu düzenlemeyle, genel kurul kararlarının butlanını düzenleyen TTK'nun 447. Maddesi arasında bazı bakımlardan bir paralellik vardır.TTK 391 çerçevesinde örneğin müdürlerin kararları sermayenin korunması ilkesini ihlal ediyorsa, bu durumda alınan karar batıldır. Ancak hemen ifade etmeliyim ki, sermayenin korunması ilkesini ihlal eden müdürler kurulu kararlarıyla uygulamada nadiren karşılaşacaktır. Çünkü sermayenin korunmasıyla bağlantılı kararlar sıklıkla müdürlerin değil, genel kurulun yetkisindedir415. Fakat buna rağmen, nadiren de olsa, müdürler de sermayenin korunması ilkesini ihlal eden kararlar alabilirler. Bu çerçevede örneğin ortakların ifa ettiği sermaye paylarının onlara iadesine ilişkin müdürler kurulu kararları batıldır. Yine şayet müdürlerin kararları kamu düzenine, ahlaka veya şahsiyet haklarına aykırı veya imkansızsa, bu durumda bu karalar da esas itibariyle geçerli olamazlar416. Kararların butlanı hukuki korumada menfaat sahibi olan herkes tarafından ve özellikle ilgili ortak veya müdür tarafından her zaman ileri sürülebilir417. Butlan mutlak geçersizliğe sebep olur. Batıl bir müdürler kurulu kararı zamanaşımına tabi değildir, iyileşemez ve bu kararın butlanı hakim tarafından resen dikkate alınır418. Butlan defi şeklinde ileri sürüleceği gibi, bu hususta TTK 391/1 1. Cümlede açıkça belirtildiği gibi, tespit davası da açılabilir. Burada açılacak tespit davası ortaklığa karşı açılmalıdır. Yoksa bu kararı almış müdürlere karşı bu davanın açılabilmesi olanaklı değildir419. Şayet dava kabul edilirse, butlanın tespitine ilişkin verilen hüküm, herkes için geçerli olur. Buna karışılık davanın reddi durumunda verilen hüküm yalnızca davanın tarafları arasında etki gösterir420. Sadece hakkın kötüye kullanılması yasağı veya üçüncü kişinin iyiniyetinin korunması butlanın ileri sürülmesinde bir sınırlandırma teşkil eder421.3. Müdürlerin Kararlarının İptal Edilebilirliği Genel kurulun kararlarının aksine müdürlerin kararlarının iptal edilebilmesi olanaklı değildir422. Sözleşme veya kanun hükümlerine riayet edilmese bile, ne ortaklar ne de ortaklık, müdürlerin kararlarının iptalini talep edebilirler. Bunun yerine ortaklar ve alacaklılar ya yasal koşullar varsa kararın butlanını ve yokluğunu ileri sürebilirler, ya da şayet bir zarar ortaya çıkarsa, sorumluluk davası açabilirler.Ayrıca yeri gelmişken ifade etmeliyim ki, kanun koyucu TTK'da kayıtlı sermaye sisteminde, yönetim kurulu genel kurulun yerine geçerek sermaye artırımı kararı aldığından, onun kararları aleyhine iptal davası açılabileceğini yasal olarak düzenlemiştir (TTK 460/V). Ancak limited ortaklıklarda, TTK'nın yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin düzenlemelerin bu ortaklık türü bakımından uygulanması olanaklı değildir. (KAYNAK: Prf. Dr. ... YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA LİMİTED ORTAKLIKLAR HUKUKU)Somut olayımızda; davacının iddiası hile ve irade fesadı nedeniyle, kötüniyetle karar alındığı gerekçesi 01/11/2024 tarihli yönetim kurulu kararının butlanını istemiştir. Ancak bu iddialarını ispat edememiştir. Bilirkişi kök ve ek raporunda da herhangi bir usulsüzlük - hukuka aykırılık olmadığı yönünde rapor edilmiştir. Kök ve ek raporda mahkememizce denetlenebilir kabul edilmiştir. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davalı şirketin 01/11/2024 tarihli YÖNETİM KURULU KARARINA YÖNELİK BUTLAN DAVASININ REDDİNE dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE1-Davacının, davalı şirketin 01/11/2024 tarihli YÖNETİM KURULU KARARINA YÖNELİK BUTLAN DAVASININ REDDİNE2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harçtan dava başında yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'e göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı tarafından yapılan 30,00TL yargılama gideri ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının toplamı olan 1.713,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafça depo edilip kullanılmayan gider avansının bulunması halinde karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2026Katip Hakim