Yargıtay 3. Ceza Dairesi, anayasal düzeni ortadan kaldırma teşebbüsü suçundan beraat ve silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet kararlarına yapılan temyiz başvurularını reddederek hükümleri onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, yerel ve istinaf mahkemelerinin sanık hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verdiği beraat kararını ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verdiği mahkûmiyet kararını temyiz incelemesine tabi tutmuş; Cumhurbaşkanlığı vekilinin terör örgütü üyeliği suçundan zarar görmemesi sebebiyle temyiz talebini reddederken, diğer temyiz başvurularını esastan değerlendirerek yargılama sürecinde usul ve delil toplamanın hukuka uygun olduğu, vicdani kanının dosya kapsamına uyduğu tespitleriyle, anayasal düzene teşebbüs suçundan beraat, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet hükümlerini oy birliğiyle onamıştır.
3. Ceza Dairesi         2023/3240 E.  ,  2026/3152 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2025 E., 2021/821 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/332 E., 2019/188 K.
SUÇLAR : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden 19.07.2017
HÜKÜMLER : 1. Anayasal düzeni ihlal etmeye teşebbüs etme suçundan 5271 sayılıCMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkinistinaf başvurusunun esastan reddi
2. TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinafbaşvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle,
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
1. Katılan T.C. ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan T.C. Cumhurbaşkanlığının 5271 sayılı Kanun’un 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında katılan vekilinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
2. Katılanlar vekillerinin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; sanık müdafinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup sanığın yakalanması ile temadinin kesileceği, yakalama kararının infaz edilmeden iddianamenin düzenlenmesi durumunda ise temadinin iddianamenin düzenlenmesi ile kesileceğinin gözetilmesi gerekirken, dosya kapsamında sanık hakkında iddianame düzenlenmeden önce herhangi bir yakalama ve ifade alma veya sorguya çekme işleminin bulunmadığı hususları dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç tarihinin, iddianamenin düzenlendiği tarih olan "19.07.2017" yerine “29.08.2016” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; sanık müdafinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemlerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz taleplerinin esastan reddiyle hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.