İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, şirket içinde kaybolduğu iddia edilen 2.250.000 TLlik çekin keşideci tarafından iptali davasını aktif husumet yokluğu gerekçesiyle reddetti.
Özet: Bir şirket tarafından, ödeme planı görüşmeleri sonrası teslim edilmek üzere hazırlanan ancak görüşmelerin sonuçlanmaması üzerine teslim edilmeyip şirket merkezinde muhafaza edilirken kaybolan bir çekin, üçüncü kişilerin eline geçerek zarara yol açma riski gerekçesiyle iptali talebiyle dava açılmıştır. Mahkeme, kıymetli evrakın zayi olması halinde iptal davası açma hakkının Türk Ticaret Kanunu uyarınca senedin yetkili hamiline ait olduğunu, davacının ise çeki keşide eden sıfatıyla hamil olmadığını, dolayısıyla dava açmak için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirterek, davanın bu gerekçeyle reddine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2043 Esas
KARAR NO : 2026/66
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
DAVA TARİHİ : 18/09/2026
KARAR TARİHİ : 18/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yürütülen ödeme planı görüşmelerinin tamamlanmasının ardından teslim edilmek üzere müvekkil şirket tarafından hazırlanan ancak görüşmeler sonuçlanmadığı için teslim edilmeyerek şirket merkezinde muhafaza edilen çekin, bu süre zarfında kaybolduğunu, şirket merkezinde ve arşivde yapılan aramalara rağmen bulunamadığını, evrak düzenlemesi sırasında sehven diğer kâğıtlarla birlikte imha edilmiş veya atılmış olabileceğini, çekin müvekkilin zilyetliğinden rızası dışında çıkarak zayi olduğunu, çekin akıbetinin meçhul olduğunu ve üçüncü kişilerin eline geçmiş olma ihtimali bulunduğunu, dava konusu çekin Türk Ticaret Kanunu'nun 780. maddesinde sayılan tüm zorunlu şekil şartlarını eksiksiz taşıdığını, ekte sunulan fotokopiden bu hususun görülebileceğini, müvekkilin zıya anında senet üzerinde hak sahibi olan kişi konumunda bulunduğunu, çekin tedavüle çıkmadığını ve lehtara intikal etmediğini, senet üzerindeki zilyetlik ve tasarruf yetkisinin zıya anına kadar münhasıran müvekkilde kaldığını, bedeli 2.250.000,00 TL olan çekin sahte ciro silsilesi oluşturulmak suretiyle tedavüle sokulabileceğini, çekin üçüncü kişilerce muhatap bankaya ibrazı halinde müvekkilin ciddi risklerle karşı karşıya kalacağını, Türk Ticaret Kanunu'nun 757/2. maddesi uyarınca iptal talebi hakkında karar verilinceye kadar muhatap bankanın çek bedelini ödemekten men edilmesi gerektiğini, çekin keşide tarihinin 20.09.2026 olduğunu, 5941 sayılı Kanun'un geçici 3/5. maddesi uyarınca bu tarihten itibaren ibrazın mümkün hale geleceğini ve ödeme yapılması halinde doğacak zararın telafisinin güç olacağını, bu nedenle ödeme yasağı talebinin ivedilikle karara bağlanmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbire hükmedilmesini, yargılama sonunda Türk Ticaret Kanunu'nun 758. ve 759. maddeleri uyarınca gerekli ilanların yapılarak çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, hukuki niteliği itibariyle zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir.
Rızası olmaksızın elinden kıymetli evrakı çıkan lehdar iptal davası açabilir.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalara göre, zayi nedeniyle iptali istenen çekin keşidecisinin davacı şirket olduğu ve çek zayi davası açıldığı anlaşılmıştır.
Kıymetli evrakta hakkın senede bağlı olması nedeniyle, senedin zayi edildiği durumlarda, senede bağlı hakkın senetsiz de ileri sürülebilmesi için TTK'nın 651.ve 652. maddelerinde hamile iptal davası açma hakkı getirilmiştir. İptal kararı alan hamil, hakkını senetsiz olarak ileri sürebilecek ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Somut olayda, davacı çekin yetkili hamili olmayıp, senede bağlı bir hakkı bulunmadığı dava dilekçesindeki anlatımlarla sabittir. Bu tür bir talep, ancak senede bağlı bir hakkı bulunan, ancak senedin zayi olması nedeniyle bu hakkını ileri süremeyen yetkili hamil tarafından ileri sürülebilir. (İST. BAM 14. HD. ... E., ... K.)
T.T.K'nun 757.maddesi gereğince bu hak hamile ait bulunmaktadır. Davayı açan keşideci olup son ciranta olmadığından, ilgili çek açısından aktif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama gederlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
3-Yeteri kadar harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dair davacı vekilinin yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/09/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸