Antalyadaki 2/b kapsamındaki ham toprak niteliğindeki taşınmaz üzerinde davacının ileri sürdüğü kullanım şerhi talebi, kadastro kesinleşmesi ve geçmiş kullanıma dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir.
Özet: Davacı, 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazın fiili kullanıcısı olduğunu iddia ederek kullanımının tapu beyanlar hanesine şerh düşülmesini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, kadastro çalışmaları öncesi kullanım iddialarının hava fotoğrafları ve bilirkişi incelemeleriyle desteklenmediği, taşınmazın çalılık ve kullanımsız olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, bu karar davacı vekili tarafından istinaf ve sonrasında temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1246 E.,2026/103 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/268 E., 2023/145 Karar.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliğinden dolayı reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Kullanım kadastrosu sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 132 68... parsel sayılı 2.233,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, '' 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı '' şerhi yazılarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/437 Esas ve 2012/453 Karar sayılı dosyasında davanın husumet yönünden usulden reddine karar verildiğini, dava dilekçesindeki davalı kısmında iki farklı tarafın aynı yerde birlikte yazılmasının maddi hatadan doğan ve düzeltilebilir bir hasım hatası olmasına rağmen düzeltilmediğini, kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.29.2020 tarihli ve 2017/4821 Esas, 2020/3562 Karar sayılı kararı ile onandığını, karar düzeltme itirazının aynı Dairenin 2021/29 Esas ve 2021/2415 Karar sayılı kararı ile reddolunarak kararın 11.03.2021 tarihi itibarıyla kesinleştirildiğini, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartıldığını, 10 numaralı parsel üzerindeki binanın müvekkiline ait olduğunu, 10 numaralı parselin bedelinin ödenerek satın aldığını, dava konusu 11 numaralı parselin ham toprak vasfıyla kullanım dışında kaldığını, beyanlar hanesinde gösterilerek, Hazine adına tespit edildiğini, davacının kullanım alanının toplamda 3 dönüme yakın olduğunu, dava konusu 11 numaralı parselin zirai olarak kullanıldığını, müvekkilinin kullanımında olduğu halde, kullanım dışı sayılmasının isabetsiz olduğunu, müvekkilinin davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunu, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 132 68... parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin fiili kullanıcısı olduğuna ilişkin şerh verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi uyarınca kadastro çalışmaları yapıldığını, taşınmazın ham toprak vasfıyla kullanımsız olarak tespit gördüğünü, tespit tutanağının 28.06.20 10... .07.2010 tarihleri arasında askı ilanına çıkartılarak itiraz edilmeyen tutanağın kesinleştiğini, dava tarihi itibari ile 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık sürenin dolduğunu, kadastro çalışmalarının usul ve kanuna uygun olduğunu, davacının kullanım iddialarının hukuki bir dayanağının olmadığını, davanın öncelikli olarak usulden reddini, esasa girilmesi halinde esastan reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' davaya konu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 132 68... parsel 2.233.40 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuda tescilli olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde“6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır." şerhinin yer aldığı, davanın, şerh verilip Hazine adına tescili yapılan yerin davacı tarafça uzun yıllardır kullanılıyor olduğunun tespiti ile davacının kullanımında olduğunun tapunun beyanlar hanesine işlenmesine yönelik olduğu, dava edilen taşınmazın tüm tedavüllü tapu kayıt örnekleri ile 31.12.2011 tarihinden önceki kullanımların tespiti amacı ile hava fotoğraflarının usulüne uygun olarak celp edildiği, hava fotoğrafları ile 1 jeodezi mühendisi ve 1 ziraat mühendisi bilirkişi eşliğinde mahallinde keşif yapıldığı, dava konusu taşınmazın 1982 yılında çalılık olduğu,2004, 2009, 2011, 2021 yıllarında da kullanım izinin görülmediği, 2010 yılında yapılan 2/B kullanım kadastro çalışmasında 2005 yılı ile 2017 yılları arasında kullanım olmaması nedeniyle ham toprak vasfıyla tespit yapılmasının uygun olduğu, davacının taşınmazı kullanım kadastro tespitinden önceki dönemlerde kullandığını ispat edemediği '' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, davanın kadastro öncesi nedenlere yönelik olduğu, dava konusu taşınmazların incelenen tapu kayıtları ve tespit tutanaklarına göre kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, dünya çapında etkili olan pandemi sebebi ile sürelerin 3 ay 2 gün boyunca durdurulduğu, durdurulan bu süre eklendiğinde dahi dava konusu taşınmaza ilişkin hak düşürücü sürenin 30.10.2020 tarihi itibarıyla dolduğunu, usulden redde yönelik önceki tarihli kararın hak düşürücü süreyi durduran veya kesen bir neden niteliğinde olmadığı, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına yönelik nedenlerle yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği '' gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek; 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak hüküm kurularak davanın hak düşürücü süre dolayısıyla reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın ilk davanın hak düşürücü süreyi kesip kesmediği değil, ilk davanın düzeltilebilir bir usul hatası nedeniyle reddedilmiş olması sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesi uyarınca davacı lehine yeni bir dava süresinin doğup doğmadığı hususuna ilişkin olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince genel norm ile özel norm arasındaki ilişkinin tartışılmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.