Yargıtay 11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık beraatini onarken, cumhuriyet altını içeren kambiyo senedindeki sahteciliği özel belge olarak kabul edip zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verdi.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkındaki nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararını, suçun sabit olmadığı gerekçesiyle onarken; resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararını ise, suça konu bononun Türk Ticaret Kanununda öngörülen belirli bir bedel unsuru yerine "cumhuriyet altını" ibaresi içermesi nedeniyle hukuken özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu ve bu suç için dava zamanaşımının dolduğunu tespit ederek kamu davasının düşmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/102 E., 2016/194 K.SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilikHÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm YönündenGerekçeli karar başlığında "15.05.2010" şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu senedin icra takibine konulduğu tarih olan "13.05.2011" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm YönündenYargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. madde hükmü gereği, bir senedin bono sayılabilmesi için kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme kaydını ihtiva etmesi gerektiği, 28.7.1941 tarihli ve 32/28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere altın para herhangi bir mal hükmünde olup, muayyen bir bedel olarak kabulü mümkün olmadığı, belli bir bedeli kayıtsız şartsız ödeme vaadi zorunlu unsurunun bulunmaması halinde ise senedin özel belge niteliğinde olacağı, aslı adli emanete alınmış suça konu bononun dosya arasında bulunan fotokopisinden bononun bedel kısmında "90 adet Cumhuriyet altını" yazıldığı, kayıtsız şartsız ödeme vaadi bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun’un 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve suç tarihinin 13.05.2011 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın eylemine uyan "özel belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 13.05.2011 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 16.04.2026 tarihinde karar verildi.