Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin medikal cihaz bakım ve onarım hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve itirazın iptali davasında zamanaşımı ile ayıplı ifa iddialarının değerlendirildiği karar.
Özet: Davacı şirket, davalıya tıbbi cihaz bakım ve onarım hizmetleri karşılığında ödenmeyen bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı şirket ise, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından kesilen faturaların ve servis raporlarının gerçeği yansıtmadığını, cihazlara yapılan müdahalelerin ayıplı olduğunu, bu durumun şirketi zarara uğrattığını ve iş kaybına yol açtığını belirterek, davanın reddini istemektedir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C. KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO : KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda; HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin 13.09.2024 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, medikal ürünlerin bakım, servis ve onarımını yaparak ticari faaliyetine devam ettiğini, davalı/borçlu şirket ile müvekkili davacı/alacaklı şirketin ilk kez 2022 yılında davalı/borçlunun MR, CT ve benzeri tıbbi cihazlarına bakım ve onarım işi içi anlaştıklarını, iş bu anlaşmaya istinaden cihazların süregelen bakım ve onarım işini yapmaya devam ettiğini, müvekkili davacı/alacaklı şirketin davalı/borçlu şirkete verdiği hizmet, bakım ve onarım için toplam 8.657.252,64 TL hizmet bedeline karşılık davalı/borçlu şirket tarafından 6.987.987,56 TL ödeme yapıldığını, neticeten davalı yanın müvekkili şirkete toplam 1.669.265,08 TL bakiye borcunun bulunduğunu, bakiye borcu nedeniyle, davalı aleyhine Konya .İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığını, davalı/borçlu şirket tarafından iş bu takibe 14.09.2023 tarihinde tüm borca ve fer'ilerine haksız yere itiraz edildiğinden bahisle; Davalı/borçlu şirket tarafından Konya . İcra Dairesi'nin ... Esas numaralı icra takibi dosyasında 14.09.2023 tarihinde itiraz edilmesi sebebiyle söz konusu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu yanın işbu borca haksız yere itirazı nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden Mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 18.10.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın alacak taleplerinde haksız olduğunu, hukuki dayanağının bulunmadığını, icra takibine konu olan alacağın, Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığını, alacak talebinin, hukuki sürecin öngördüğü zaman diliminde talep edilmediği için zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının zamanaşımına uğrayan alacak talebine dayalı olarak icra takibi başlatmasının hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle itirazlarının kabul edilmesinin gerektiğini, alacak iddiasının hukuken geçersiz hale geldiğini, davacının alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun olup, haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı tarafça Konya . İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından başlattığı icra takibine konu borcun müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafça, dosyaya sunulan servis raporları ve davacı tarafça kesilen faturaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça takibe konu edilen faturalardan kaynaklı cihaz parça değişim işlemlerinin baştan itibaren ayıplı olup, konuyla ilgili defalarca davacı şirket yetkilileri ile iletişime geçilmesine rağmen hiçbir dönüş yapılmadığını, müvekkiline ait cihazlara ilişkin, davacı tarafa yapılan arıza bildirimleri neticesinde davacı tarafça cihaza ait, ayıbı olmayan parçalar sökülerek ayıbı varmış gibi gösterilmiş ve arızalı gibi gösterilen parçaların müvekkile fatura edildiğini, müvekkili tarafından söz konusu faturaların yasal süresi içerisinde resmi olarak Konya . Noterliği ... Yevmiye ve 18.04.2023 tarihli ihtarnamesi ile davacı tarafa iade edildiğini, davacı tarafın ayıplı ifalarının müvekkilini ekonomik olarak zarara uğrattığından, ticari ilişkiye son verildiğini, tüm bu hususların dışında davacı tarafça arızalı olduğu iddia edilen parçaların değişme süresinde, kamu hastanesinde hizmet veren müvekkili şirketin işlerinin durdurulduğunu ve hastaların mağdur edildiğini, insanların mağduriyetinin dışında müvekkili şirketin bu süreçte çekim yapacağı hastalardan alacağı ödemelerden de mahrum kaldığını, kazanç kaybı yaşadığını, davacı tarafından ileri sürülen borcun doğmadığını, müvekkilinin hukuki anlamda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, icra takibinin dayanaksız ve asılsız olduğundan bahisle; Davacının haksız ve hukuka aykırı olan itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.Tarafların bildirmiş oldukları deliller, Konya . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı UYAP dosyası, taraflar arasındaki ticari alışverişe ilişkin taraflarca düzenlenen ve ibraz edilen BA ve BS formları, Ankara . Noterliği Makamı'na ait 02.05.2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin tebligat şerhli fotokopisi, davacı ve davalı şirketin ticari kayıtları dosyamız içerisine celbedilmiş, tanık beyanları ile davacı şirket temsilcisinin yemin beyanı talimat Mahkemesi kanalıyla aldırılmış ve dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyamız içerisine celbedilen Konya . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklısının ... Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... Ticaret Limited Şirketi olduğu, faturadan kaynaklı cari hesap borcu 1.669.265,08 TL alacaktan kaynaklı icra takibi yapıldığı, Örnek 7 ödeme emrinin borçluya 14.09.2023 tarihinde e-tebliğ yolu ile tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 14.09.2023 tarihli dilekçesi ile takibe, alacağa, faize, faiz oranına, takibe konu tüm belgelere ve takibin tüm ferilerine, kur farkından kaynaklı meydana gelebilecek bedellere itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği, itiraz üzerine 14.09.2023 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Talimat Mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davacı tanığı ... beyanında: Ben, davacı ... şirketinde ön muhasebe işine bakıyorum, yaptığımız servis hizmeti ile alakalı cari hesap alacağımız oluşmuştu, davalılar bunun bir kısmını ödediler, yalnız son yapılan işlemlerde iade faturaları düzenleyerek ödemeyi reddettiler, tekrar fatura ettik ancak alacak tahsil edilemedi, iade faturalar yasal süre içerisinde yapılmadı, daha sonra sundular, demiştir. Talimat Mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davacı tanığı ... beyanında; Ben; ben davacı şirkette yaklaşık 10 senedir servis mühendisiyim bize davalı Baytuna şirketinin çalıştığı hastanelerde yetkili kişiler tarafından bize arıza bildirimi yapılır, uzaktan log isteriz, telefona whatsapp üzerinden bilgi gelir, buna göre servise gidilir, cihaza key takılarak cihazın sorunu görünür, yedek parça istenir, varsa parça temin edilerek cihaza takılır ve onarım gerçekleştirilir, bazı yedek parçaların onarımı mümkün olabiliyor, bazılarının yenisi ile değişmesi gerekiyor, tamir süreci uzun olduğunda bazen doğrudan yedek parça ile değiştirilebiliyor, davacı ile davalı arasındaki alacak durumuna ilişkin bir bilgim yoktur, servis formları hastanedeki hastanedeki yetkili kişi tarafından imzalanır, teknisyen ya da teknikerde olabilir, sorumlu kişiler onlardır, demiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, faturaya dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının faturaya konu hizmeti tam ve kusursuz olarak ifa edip etmediği, davalının borçlu olup olmadığı ve alacağın likit olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.1-Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin itirazının incelenmesinde:İtiraza konu alacak sözleşmeye dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. 2-Ticari Defterler ve Bilirkişi İncelemesi: Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 10/03/2025 tarihli rapor ile davalı defterlerinin incelendiği 02/09/2025tarihli raporlarda özetle ; davalı ve davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve HMK m. 222 uyarınca davacı lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Raporlarda, davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle alacağın 1.669.265,08 TL olduğu, davalı yanın faturaya konu edilen parça ve hizmet bedellerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu mütalaa edilmiştir. Davalının "yetkisiz imza" ve "ayıplı hizmet" iddiaları hususunda ise, faturaya konu edilen parça değişimlerinin cihazların işleyişi için zorunlu olduğu ve fatura içeriklerinin servis formlarıyla teknik uyum içinde olduğu davalı kayıtlarında 329,25 TL açık hesap borcu bulunduğunun yazıldığı faturalarda aynı veya benzer nitelikte malzeme ve hizmet için farklı birim fiyatları uygulandığı anlaşılmıştır.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Davacının dayanağı açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacak talebi olduğuna göre tüm iddialarını ispat yükü davacıdadır. Davacını dayandığı ticari defterlerinin kendi lehine delil olabilmesi için HMK 222. Maddesi gereği diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur. Davalı ticari defterleri davacı ticari defterlerindeki kayıtlara aykırıdır.Ancak davalı davacının dayanmış olduğu servis raporlarındaki kişilerin yetkili çalışanları olmadığını yetkisiz temsil bulunduğunu yapılan bakım onarım işinin ayıplı olduğunu iddia etmesi ile davalı ispat yükünü üzerine almıştır.3-Yemin Delilinin Değerlendirilmesi: "...HMK'nın 232/2 maddesinde "Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir." hükmü yeralmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 37 maddesine göre Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi belediye başkanıdır. Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Bu nedenle mahkemece, davacı kurumun temsilcisi olarak yemin teklif edildiği tarihteki belediye başkanına yemin teklif edilmesi gerekirken davacı kurumu temsil sıfatı kalmayan belediye eski başkanına yemin teklif edilerek sonucuna göre karar verilmesi doğru değildir..." (Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı). Davalı taraf, delil listesinde yemin deliline dayanmış ve Mahkememizce verilen kesin süre içerisinde yemin metnini dosyaya sunmuştur. 03/02/2026 tarihli istinabe duruşmasında, davacı şirket yetkilisi ... , usulüne uygun şekilde davet edilerek Mahkeme huzurunda yeminini eda etmiştir. Davacı yetkilisi yeminli beyanında; "Faturaya konu parça ve hizmetlerin bizzat verildiğini, parçaların sıfır ve orijinal olduğunu, arıza tespitlerinin teknik usullere göre yapıldığını ve hizmetin eksiksiz ifa edildiğini" namusu ve kutsal değerleri üzerine beyan etmiştir. Kesin deliller arasında sayılan "Yemin" 6100 sayılı HMK'nun 225 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 232/2 maddesinde "Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir." hükmü yer almaktadır. Buna göre tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yeminin, tüzel kişinin temsile yetkili organı tarafından eda edilmesi gerekir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. HMK m. 229 ve devamı maddeleri uyarınca yemin, kesin bir delildir. Kendisine yemin teklif edilen tarafın yemini eda etmesi halinde, yemine konu vakıaların ispatlanmış sayılacağı kanun hükmüdür. Bu aşamadan sonra davalı tarafın "hizmetin verilmediği" veya "parçaların ayıplı olduğu" yönündeki savunmalarının dinlenme olanağı hukuken kalmamış olup davanın kabulü gerekmiştir.4-İcra İnkar Tazminatı: Eldeki davada, hüküm altına alınan alacak açık hesap ilişkisinden kaynaklanmakla likit (belirlenebilir) olup, takibe konu alacak, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olan ve faturaya dayanan, dolayısıyla "likit" (belirlenebilir) bir alacaktır. Davalının itirazının haksızlığı sabit görüldüğünden, İİK m. 67/2 uyarınca alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi kanuni zorunluluktur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalının Konya . İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin asıl alacak üzerinden aynı şartlarla DEVAMINA,2-Alacağın %20’sine tekabül eden 333.853,01 TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 114.027,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 20.160,55 TL ve Konya 10. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında alınan 8.346,33 TL peşin harç toplamı 28.506,88 TL'nin mahsubu ile bakiye 85.520,62 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA,4-Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 20.648,95 TL ilk yargılama harcı, Konya . İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında alınan 8.346,33 TL peşin harç, 8.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.311,00 TL talimat, tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 38.806,28 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre hesaplanan 251.697,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesi halinde ilgilisine İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/04/2026 Başkan Üye Üye Katip * Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.