6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi kapsamında orman dışına çıkarılan arazilerde fiili kullanıma dayalı kullanıcı şerhi istemi.
Özet: Bu hukuki evrak, 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilen taşınmazların, davacı mirasçılar tarafından murislerinden devralınan sürekli fiili kullanım ve zilyetliğin kaybedilmemesi gerekçesiyle kendi adlarına kullanıcı şerhi verilmesi talebine ilişkin bir uyuşmazlığı özetlemektedir; dava, Hazinenin öncesi orman olan yerlerde zilyetlik yoluyla iktisabın mümkün olmadığı itirazına karşın, ilk derece mahkemesinin fiili hakimiyetin devamlılığını ve ekonomik amaca uygun kullanımın yeterli olduğunu belirten kararıyla davacılar lehine sonuçlanmıştır.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1069 E., 2025/1096 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/129 E., 2025/5 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 18... parsel sayılı 4.436,21 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ... oğlu ...kullanımında iken vefat ettiği ve mirasçıları tespit edilemediğinden ölü olduğu'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla; 10 18... parsel sayılı 1.464,61 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, '' 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla; 10 18... parsel sayılı 1.485,03 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ''6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın 2004 tarihinden beri ... kızı ...'in kullanımında olduğu '' şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 10 18... parsel 1.485,03 m² yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak ... tarafından kullanımında olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, aynı parsele komşu 10 18... parsel 4.436,21 m² yüzölçümlü taşınmazın kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak hem davacılardan hem de davalılardan ...’in murisi ... adına kullanımında olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, 10 18... ve 16 parsel sayılı taşınmazların tamamının bütün halinde kullanılarak muris ... vefat ettikten sonra mirasçılar arasından eşit şekilde paylaşım yapılarak kullanılmaya devam edildiğini, dava konusu taşınmazların toplam alanının 7.432,50 m² iken toplam alanın eksik belirlendiğini, her bir mirasçının da kullanım alanının 1.486,50 m² olduğunun tespitini, ilgili taşınmazların 5 parçaya bölünmek suretiyle her parçanın ayrı parsel numarası ile Hazine adına tescilinin yapılarak zilyetlik hanesine fiili kullanım durumuna göre müvekkillerinin kullandıkları alanlarının tespitinin yapılarak müvekkilleri lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılmış yerlerden olduğunu, bu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, öncesi orman olan taşınmazın orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle şahıslar adına tespit ve tescilinin mümkün olmadığını, taşınmazın nitelik ve yapısı gereği Hazine adına tespiti ve tescilinin mümkün olduğunu, öncesi orman olan dava konusu taşınmazda zilyetlik yoluyla iktisabın mümkün olmadığını ve davacılar adına tespit için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) aradığı şartların oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazların evveliyatının davacıların ve davalı ...'in babası ...'ya dayandığı, kendisinin zamanında taşınmazların bir bütün halinde tarla vasfında ekilip dikilen yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazlar üzerindeki fiili hakimiyetin kaybolmadığı, mahalli tespit bilirkişileri ile tutanak tanığı ve davacı tanıklarının istikrarlı ve tutarlı anlatımlarından anlaşıldığı, kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında yapılacak fiili kullanım durumuna ilişkin tespitlerde zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanımına ilişkin imar ve ihya şartları gibi ağır koşulların aranmadığı, taşınmazın ekonomik amaca uygun kullanılan yerlerden olması ve taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetin kaybedilmemiş olmasının yeterli görüldüğü, mahalli bilirkişilerin, tutanak tanığı ve davacı tanıklarının istikrarlı ve tutarlı anlatımlarında bu hususların belirtilmiş olup ziraat bilirkişi raporu ve uydu fotoğrafları ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde taşınmazların fiilen kullanılan yerler olduğu hususunda herhangi bir tereddüt olmadığı, uyuşmazlığın muris ...'dan intikal eden dava konusu yerlerin taksime tabi tutulup tutulmadığı hususunda toplandığı, dava konusu taşınmazlardan 16 parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına kullanıcı tespiti yapıldığı, diğer taşınmazlarda herhangi bir kullanıcı tespiti yapılmadığı, dava konusu 10 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde ...'nın öldüğüne ilişkin kayıt ise fiili kullanım durumuna ilişkin bir kayıt olmayıp kendisi ve mirasçılarını davalı hale getirmediği, ...'nın davacı ve davalılar dışında mirasçısı olan eşi ...nın taraf sıfatı bulunmadığından kendisine husumet yöneltilmesi yoluna gidilmediği, ...'nın bizzat duruşmada dava konusu taşınmazlara ilişkin herhangi bir hak talebi bulunmadığı, eşinin taşınmazları çocuklarına paylaştırdığı şekilde tespit edilmesini istediği yönünde beyanlarda bulunduğu, taksim hususuna ilişkin olarak keşif mahallinde dinlenilen beyanlardan bir kısım mahalli bilirkişi ve tutanak tanıklarının taksimden haberdar olmadığı, davacı tanığı ...ve ...'nin taksim yapıldığı yönünde beyanlarda bulunduğu, taksim hususuna ilişkin en önemli tanık konumunda olan ve taksim yapılmaması halinde hak sahibi sıfatı olacak olan tarafların annesinin taşınmazların eşi tarafından çocuklarına paylaştırıldığı, bu doğrultuda tespit yapılmasını istediği beyan edildiği, davalı ... tarafından taksim yapılmadığı iddia edildiği, ortak muristen intikal eden 10 18... parsel sayılı taşınmazda adına kullanıcı tespiti yapılmasına karşın dava konusu 10... parsel sayılı taşınmazlar yönüyle bir iddia ve talepte bulunulmadığı, dava konusu taşınmazların davacılara ve davalı ...'e muris ...'dan intikal eden yerlerden olduğu, taşınmazların kullanım kadastrosu öncesinde mirasçılar arasında taksim edildiği, davacıların dava konusu 10 18... ve 15 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalarının kabulüne karar verildiği, davacılar tarafından sunulan kroki dikkate alınarak ve kullanım kadastrosu sırasında fiili kullanım durumuna göre parsellerin sınırlandırılması gerektiğinden bilirkişi raporundaki harfli kısımlar yönünden ayrı parsel oluşumu sağlanarak tapunun beyanlar hanesine kullanıcı kaydı yapılması uygun görüldüğü, dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'e düşen kısımda kaldığı, bu parselde kadastro tespitinde ... adına kullanıcı tespiti yapıldığından bu kısım yönüyle davacıların davasında hukuki yarar bulunmadığı, davalarının reddine karar verildiği, dava dilekçesinde 7.432,00 m² üzerinden talepte bulunulmuş ise de, 08.01.2025 tarihli duruşmada bu duruma davacılar ve vekilleri tarafından açıklık getirildiği, bu yüzölçümün taşınmazların toplam yüzölçümü olarak düşünülerek yazıldığı belirtildiği, iddia ve taleplerinin kullanım kadastrosunda numaralandırılan dava konusu parseller üzerinden olduğu belirtildiği'' gerekçesiyle 10 18... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ve diğer taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' teknik bilirkişilerce düzenlenen raporda, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılan dava konusu 10 18... ve 10 numaralı parselin kuru tarım arazisi olduğu, 10 numaralı parselde 80-110 yaşlarında 4 adet ahlat ve 1 adet ardıç ağacının bulunduğu, 10, 15 parsel sayılı taşınmazların tasarruf sınırlarının demir direk ve sıralı taşlar ile belirlendiği, taksim krokisine göre istinaf konusu olmayan 16 parselin ..., 15 parselin ..., 10 parselin 3'e bölünerek (C) harfli kısmın ..., (D) harfli kısmın ... ve (E) harfli kısmın ...'a ait olmak üzere taksim yapıldığı, davacıların murisi tarafından kadastro tespit tarihinden önce ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunduğu, 10... parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça dava konusu yapılan 16 parsel yönünden taksimde mirasçı ...'e kaldığı ve tapuda da ... adına şerh verilmiş olduğundan hukuki yarar yokluğundan red kararı verildiği, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı Hazine lehine 3402 sayılı Kanunun 31. maddesine göre vekalet ücreti takdir edilmemesi hatalı ise de bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediği'' gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2. maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve esaslara aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı taraf adına tescili için 3402 sayılı Kanun'un aradığı şartların gerçekleşmediğini, dava konusu taşınmazın, evveliyatı orman olan, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, 2/B arazilerinin Hazine adına tespit ve tescili mümkün olduğunu, zilyetlik, devir ve zamanaşımı yoluyla iktisap edilmelerinin mümkün olmadığını, mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ile tanık beyanlarının davacı tarafın dava konusu taşınmazı malik sıfatı ile zilyet ettiğini şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispata uygun olmadığını ve mezkur karara mesnet bilirkişi raporlarının davacı tarafın zilyetliğinin ispatı açısından yeterli olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların kullanım haklarının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.