5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundan kaynaklanan tarımsal arazide önalım hakkı talebinin, taşınmazın vasfı ve asgari büyüklüğü nedeniyle reddi kararı onandı.
Özet: Davacı tarafından, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında komşu taşınmazın tapusunun iptali ve kendi adına tescili talebiyle açılan önalım davasında, dava konusu taşınmazın incir bahçesi vasfıyla kayıtlı olmasına rağmen bilirkişi raporunda mutlak tarım arazisi olarak tespit edildiği, ancak yüzölçümünün dikili tarım arazileri için kanunda belirtilen asgari büyüklüğün üzerinde olduğu ve hakkın kötüye kullanıldığı gerekçeleriyle ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince davanın reddedilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Yargıtay, kararın usul ve yasaya uygun olduğuna hükmederek bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2026 E., 2025/2610 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/213 E., 2023/236 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 920 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazına komşu 493 parsel sayılı taşınmazın 27.02.2020 tarihinde davalıya 300.000,00 TL bedelle satıldığını, satışın müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ön alım hakkı bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu 493 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı gerçekte 1.200.000,00 TL bedelle satın aldığını, davacının çiftçilikle uğraşmadığını, taşınmazlarının niteliğinin aynı olmadığını, müvekkilinin iktisap amacının dikili arazi vasfını devam ettirmek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Somut olayda; İzmir ili, ...lçesi,... Mahallesi, 493 parsel sayılı taşınmazın 31.400,00 m² yüz ölçümlü ve tapuda "incir bahçesi" vasfıyla kayıtlı olduğu, ancak bilirkişi raporunda tarla olarak kullanıldığından bahisle mutlak tarım arazisi olduğu yönünde tespit yapıldığı, 5403 sayılı Kanunun 8/3. maddesinde dikili tarım arazilerinde asgari büyüklüğün 2 hektar (20.000 m²) olarak düzenlendiği, somut olayda dava konusu taşınmazın asgari tarımsal arazi miktarının üzerinde yer aldığı, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken herkesin dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı, bu nedenle davacının 5403 sayılı Kanun gereğince önalım hakkının bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece dava konusu taşınmazın vasfının belirlenmesinde çelişki ve yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verildiğini, dava konusu taşınmazın yılda üç ayrı ürün elde edilen mutlak tarım arazisi niteliğinde olup... ilçesinde yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün sulu tarım arazilerinde 55 dekar olduğunu, dolayısıyla dava konusu taşınmazın ise asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altında olması sebebiyle müvekkilinin önalım hakkı bulunduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; sınırdaş parseller arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.