Davalının soy bağı ve dini değişim iddiaları nedeniyle veraset ilamının iptali talebiyle açılan davanın, davacının ispat külfetini yerine getirememesi gerekçesiyle temyizen reddi.
Özet: Davacı, nüfus kayıtlarındaki eksiklikler, gayrimüslim köken iddiaları ve tapu kayıtlarındaki "firari ve mütegayyip ermenilerden" ibaresi gibi delillerle davalının murisle soy bağının hukuka aykırı şekilde tesis edildiğini ve bu nedenle verilen mirasçılık belgesinin iptali gerektiğini savunmuş; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf, davacının davalının murisin mirasçısı olmadığını kesin olarak ispat edemediği ve dönemin şartlarına göre mevcut delillerin kanaat uyandırdığı gerekçeleriyle davayı ve istinaf başvurusunu reddetmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2025/3727 E.  ,  2026/1440 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/416 E., 2025/831 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/249 E., 2023/738 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre davalı ...'nın annesi ... ve babası ... hakkında yapılan arşiv araştırması neticesinde, ... ...nın ...38, Hane:114, BSN:1'de ölü ... ile ölü ... oğlu ve 1328 doğumlu olarak nüfusa tescil edildiğinin anlaşıldığını, dilekçeleri ekinde sundukları veraset ilâmında ise ... ile muris arasında soy bağı kurulmadan mirasçılık belgesi verildiğinin anlaşıldığını, veraset ilâmının hatalı ve yanlış olduğunu belirterek, davanın kabulü ile Hafik Sulh Hukuk Mahkemesinin 31.05.2005 tarihli ve 2004/98 Esas, 2005/74 Karar sayılı veraset ilâmının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bir sübjektif hakkı dava etme yetkisinin kural olarak o hakkın sahibine ait olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte böyle bir hakkın varlığından söz edilebilinse bile hak düşürücü sürelerin zamanaşımı sürelerinin geçtiğini belirterek; davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalı ...'nın ...'nın çocuğu olup, ...'nın ...'ın oğlu ve ...'ın da sonradan Müslüman olarak isim değiştiren gayrimüslimlerden olduğu, dönemin koşullarına göre eşi ...'nın da sonradan müslüman olan ...isimli gayrimüslim olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, ...'ın Müslüman olmadan önce ... (...) ismini taşıdığının veraset ilâmında geçen ancak karara dercedilmeyen tanık anlatımıyla sabit olduğu, tapu kayıtlarına göre de ...(...)'un ...un oğlu olup bu hususta mahkemede kanaat oluştuğu, her ne kadar dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı ile üst soyları arasındaki ırsi ilişkinin anlatıldığı şekilde olduğunun tam olarak tespit edildiğinden bahsedilemeyecekse de mevcut bilgi ve belgelerin kanaat uyandıracak yeterlilikte olduğu, davalının üst soylarının yaşadığı döneme ilişkin kayıtların yetersizliği nedeniyle tam ve sağlıklı bir bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığı, Yargıtay ilâmında da değinildiği üzere bir kişinin mirasçı olmadığını ispat etme külfetinin bunu iddia eden tarafta olduğu da birlikte değerlendirildiğinde davalının murisin mirasçısı olmadığının davacı tarafça ispat edildiğini söylemenin mümkün olmadığı, o hâlde, iptali talep edilen 2004/98 Esas, 2005/74 Karar sayılı veraset ilâmının aksinin ispat edildiğinden bahsedilemeyeceği..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ...Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre davalı ...'nın annesi ... ... ve babası ... ... hakkında yapılan arşiv araştırması neticesinde, ... ...nın ölü ... ile ölü ... oğlu ve 1328 doğumlu olarak nüfus kütüklerinde tespit edildiğini, ...'ın büyük dedesi olduğu iddia edilen ...'un 1915 yıllarında ölümüyle geriye kalan dedesi ...un müslüman olarak ... adını aldığı, babaannesi ...'nin ise müslüman olarak ... adını aldığı yönündeki iddialarının yeterli olamayan ve davayı aydınlatmaktan uzak iki tanık ifadesiyle yetinilerek dava konusu veraset ilâmının verildiğini, oysaki dinlenen tanıkların ...'yi ve ...'u bilebilecek yaşta olmaları gerektiğini, dosyada bu iddiayı ispatlayacak başkaca bir delil bulunmayıp davacının murisinin kaçak-yitik kişilerden sayıldığına ilişkin idari bir tespit bulunmadığı gibi mallarının Hazineye geçtiğine dair alınmış idari bir karar da bulunmadığı, ... ile muris arasında soy bağı kurulmadan verilen mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu, davalının iddia ettiği gibi dedesi ...un müslüman olduktan sonra "..." ve babaannesi ...'nin de "..." adını aldığı yönünde ...Genel Müdürlüğünce bir tespit yapılmadığını, mirasçılık belgesinin maddi anlamda kesinlik arz etmeyip aksi ispatlanana kadar geçerli olduğunu, mahkemeleri bağlamayacağını, mirasçılık belgesinin çekişmesiz yargılama işinde taraf olmayanın aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağını, taşınmazların tapu kayıtlarında "firari ve mütegayyip Ermenilerden ... oğlu ...tan metruk olduğu" nun açık biçimde belirtilmiş olup bu ifadeden de davalının taşınmazın malikleriyle herhangi bir ilgisinin olmadığının anlaşılacağını, ayrıca ... ... ile ... oğlu ... arasında soy bağının varlığına ilişkin de herhangi bir bilgi-belge bulunmadığını, Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girdiği 6 Ağustos 1340 tarihinden önce firari ve mütegayyip duruma giren veya başka mahalle nakledilmiş bir kimsenin mallarının mülkiyetinin, bu duruma girdiği tarihten itibaren o tarihte alınmış bir vaziyet kararı olsun ya da olmasın ilgisine göre maliye veya evkaf uhdesine kanun uyarınca geçmiş olacağını, eksik inceleme ve yetersiz değerlendirme neticesinde karar verildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mirasçık belgelerinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.