2/B vasıflı taşınmazın kullanıcı şerhinin iptali talepli davada, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın usulden reddi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, babasına ait olduğunu ileri sürdüğü 2/B vasfındaki taşınmazın kadastro tutanağındaki davalıya ait kullanıcı şerhinin iptali talebiyle açılan davada, davalı tarafın taşınmaz üzerindeki zilyetliğini miras yoluyla edindiğini ve davacıya zeytin ağaçları karşılığında ödeme yaptığını savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi, davacının itirazlarının 2012 yılında kesinleşen kadastro işleminden önceki nedenlere dayandığı ve davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         2026/2392 E.  ,  2026/4671 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/999 E., 2025/1334 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/524 E., 2024/186 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 17... parsel sayılı 18.759,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ... oğlu ... tarafından kullanılmakta olup, üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğu'' şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın önceden ... Mahallesi sınırları içerisinde yer aldığını, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, dava konusu taşınmazın zilyetliğinin evvelinde babası...'a ait olduğunu, babasının vefatından sonra taşınmazın zilyet ve tasarrufunun varisleri olarak kendilerine geçmiş bulunduğunu, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın ... adına yazıldığını fark ettiklerini, davalının parselle herhangi bir ilgisi olmadığını, sehven yapılmış olan davalı adına olan kullanıcı şerhinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; zilyetliğine sahip olduğu dava konusu taşınmazı 11.08.2022 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında halefi olarak bu yeri devralmak isteyen ... isimli kişiye bedeli mukabilinde devredilmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede ilk kadastro çalışmasının 2002 yılında yapıldığını, bu çalışmada 50-60 yıllık zilyet olan kayınpederi ... adına tespitin yapıldığını, 2012 yılında 2/B orman kadastro çalışmaları yapıldığını, eşinin miras hakkı dolayısıyla dava konusu taşınmazın zilyetlik tespitinin 20.04.2012 tarihinde kendisi adına yapıldığını, bu tespitin 2012 yılında kesinleşmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın sınırları içerisinde kalan ve davacının murisine ait olan zeytin ağaçlarının bulunduğu alana karşılık davacıya 300.000-TL ödediğini, davacı ile bu şekilde anlaşma sağlandığını, davacının kötü niyetle davayı ikame etmiş olduğunu, dava konusu taşınmazda eşinin murisince dikilen zeytin ağaçları olduğu gibi, şahsı tarafından da dikilmiş zeytin ağaçlarının da bulunduğunu, 2012 yılından 11.08.2022 yılına kadar zeytin ağaçlarının bakım ve hasadı ile ilgilenerek zilyetliğini devam ettirdiğini, 11.08.2022 tarihinde dava konusu taşınmazdaki zilyetliğini .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı muvafakatnamesi ile bedeli mukabilinde dava dışı ...'a devrettiğini, husumet yokluğundan ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğundan davanın öncelikle usulden reddini, davacının ispatlanamayan zilyetlik iddiasının somut gerçeklikten uzak ve hukuki bir dayanağının olmaması nedeniyle davanın esastan reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, taşınmazın 2/B kadastro işlemi sırasında, 6292 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliğinin ... adına tespit edildiğini, müvekkili İdarenin yasal hasım durumunda olduğunu, davanın kabulüne karar verilse dahi müvekkili İdare aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilemeyeceğini, harca esas değerin eksik beyan edildiğini, gerçek değerin tespiti ile eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' davacının itiraz ve taleplerinin, uygulama kadastrosuna yönelik olmayıp, 1998 yılında kesinleşen kullanım kadastrosu ile belirlenen, dava konusu taşınmazdaki davalı zilyetliğinin tespitinin yerinde olmadığına ilişkin olduğu, davacı taleplerinin, kullanım kadastrosu öncesi nedenlere dayandığı, davacının talebinin, 27.03.2012 tarihinde kesinleşen kadastro işlemi ile belirlenen dava konusu taşınmazdaki davalı ... zilyetliğinin tespitinin yerinde olmadığına ilişkin olduğu, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 11.10.2023 tarihinde açıldığı'' gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin, 27.03.2012 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme sonrasında tapuya kayıt ve tescil edildiği, eldeki davanın kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak kullanıcı belirtmesinin iptali ve yeni kullanıcı belirtmesi yazılması istemiyle, 11.10.2023 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Tasfiye Kanunu niteliğinde olduğundan, kadastro öncesine ilişkin açılacak davalara karşı, hak düşürücü süre öngördüğü, Ek 4 kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde dava açmaya ilişkin düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile usulden reddine karar verilmesinde usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı ...'un istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde; davalının babası ile aynı isme sahip olduğunu, davalının isim karışıklığından faydalanarak dava konusu taşınmazı kadastro çalışmaları sırasında kendi adına tespitini yaptırdığını, davalının başka bir Mahkemede dava konusu taşınmazın kendisine ait olmadığını ikrar ettiğini, mahallinde keşif icra edilerek mahalli bilirkişi ve tanıklar da dinlenmek sureti ile hüküm tesis edilmesi gerekirken yapılamayarak eksik inceleme ile karar verildiğini, yetkili ve görevli Mahkemenin Fethiye Kadastro Mahkemesi olduğunu, görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesinin gerektiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin yetkisinin Denizli Bölge Adliye Mahkemesi kurulması sonrasında sona erdiğini, dava dosyalarının görevli ve yetkili Denizli Bölge Adliye Mahkemelerine devri gerekirken bu hususun dikkate alınmayarak görev ve yetki gaspı suretiyle haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'un temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.