Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış Pınar markasının benzerlik ve iltibas iddiasıyla YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepli davası.
Özet: Bu dava, tanınmış bir marka sahibinin, davalı tarafından yapılan yeni marka başvurusunun kendi tescilli markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, tüketicide iltibas yaratacağını, kötü niyetli olduğunu ve sınai mülkiyet kanunundaki tescil engellerini ihlal ettiğini ileri sürerek, ilgili idari kararın iptali ile markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiği; davalıların ise markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığını, idari kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istediği bir fikri mülkiyet uyuşmazlığıdır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/107 Esas - 2025/459

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/107
Karar No : 2025/459
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 13/03/2025
Karar Tarihi : 06/11/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 06/11/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin başta süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri ile çeşitli gıda maddelerinin üretim ve satışında ülkemizin öncü kuruluşlarından olduğunu, müvekkili şirketin kesintisiz ve fasılasız kullandığı ... sayılı karar ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait markalar ile ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğunu, markanın SMK 5/1-ç maddesi uyarınca tescil engeli taşıdığını, dava konusu marka ile müvekkiline ait tanınmış markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin aynı olduğunu, markaların birebir aynı olmadığı kabul edilse dahi dava konusu markanın SMK 6/1 maddesi uyarınca reddi gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, müvekkiline ait seri marka izlenimi yaratacağını, dava konusu markanın müvekkilinin ....." ibareli markasının kısaltılmış hali olarak algılanacağını, müvekkili şirketin tanınmış "pınar" markalarının yeşil renk ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın tamamen yeşil renkten oluşmasının iltibası artıran bir diğer unsur olduğunu, müvekkilinin tescilli markaları ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili mal ve hizmetler için tescil talebinde bulunulduğunu, müvekkili markalarının tanınmış markalar olduğunu, dava konusu marka başvurusunun SMK 6/4 ve 6/5 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin marka başvurusunun SMK 6/6 maddesine göre de tescil engeli taşıdığını, müvekkili şirketin markalar üzerinde öncelikli ve gerçek hak sahipliği bulunduğunu, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin yenilenmeme sebebiyle koruma süresi sona eren markaları yönünden iki yıl içerisinde yapılan itirazın SMK 6/8 maddesi uyarınca da dava konusu marka bakımından tescil engeli yarattığını, başvurunun 6/7 ve 6/8 maddeleri kapsamında reddi gerektiğini ifade ederek, .... ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ..... vekili cevaplarında özetle; başvuru konusu marka ile davacıya ait markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, taraf markalarının kavramsal, görsel, işitsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, taraf markalarındaki ortak unsur olan "..... ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, ortalama tüketicilerin markalar arasında bağlantı kurmayacağını, davacının gerçek hak sahipliği itirazının markalar benzer olmadığından değerlendirilemeyeceğini, yine markalar benzer olmadığından tanınmışlık iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının kötü niyet iddiasının ispatlayamadığını, .... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; .... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının aşırı derecede benzer olmadığını, markaların logo ve tescil sınıflarındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, tanınmışlık hususuna dayalı iddiaların mesnetsiz olduğunu, markalar arasında aynı yahut ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötüniyet itirazları ile 6769 sayılı kanunun 6/7, 6/8 ve 5/1-ç 6/3, 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ....." ibareli marka için davalı tarafından 10/05/2023 tarihinde 16 / 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacı şirket tarafından ..... ibareli markalarına ve "ayırt edicilikten yoksunluk", "aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik", "benzerlik/karıştırılma ihtimali", "eskiye dayalı kullanım", "Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmışlık", "tanınmışlık", "diğer fikri haklar ve kişi hakları", "ortak/garanti markanın yenilenmemesi", "tescilli markanın yenilenmemesi" ve "kötü niyet" gerekçelerine dayanılarak itirazda bulunduğu, davacı şirketin yayıma itirazı.... sayılı kararı ile itirazın reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç Anlamında İltibas İhtimali Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca; "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilemez. Madde metninde de belirtildiği üzere, bir marka başvurusunun 5/1(ç) kapsamında reddedilebilmesi için aşağıdaki koşulların ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Bunlar; Önceki tarihli bir marka tescilinin ya da başvurusunun bulunması, Karşılaştırılan markaların aynı olması veya Karşılaştırılan markaların aynı olmasa da ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, Karşılaştırılan markalara ait mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türdeki mal veya hizmet olması şeklindedir.
Davacının 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç hükmünden yararlanabilmesi için, taraf markaları arasında emtia bakımından ayniyet bulunmalıdır. Dava konusu marka başvurusunun, işbu davaya konu mal ve hizmetleri, 16 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerdir. Davacının itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterdiği .... sayılı "...." ibareli marka 29 ve 30. Sınıfta tescillidir. Dava konusu marka ile davacıya ait ...sayılı marka, emtia bakımından ayniyet taşımamaktadır.
Davacı taraf, dava aşamasında ise 03 / 05 / 16 / 29 / 30 / 32 / 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli .... sayılı ve 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli .... sayılı markayı gerekçe olarak göstermiştir.
Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar, aynı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek derecede benzer de değildir. Zira dava konusu marka başvurusu "...." ibaresinden oluşmakta iken, davacı markaları ".... pınaronline şekil" ibarelerinden oluşmaktadır. Markalar arasındaki kelime bakımından farklılık söz konusudur.
Neticede, dava konusu marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme;
Dava konusu marka, 16 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından tescilli olup, 35/05 alt sınıfı kapsamında 16 ve 21. Sınıf emtia sayılmıştır.
Davacının itiraz aşamasında gerekçe olarak gösterdiğ....karar iptali davası bakımından, markalar arasında emtia benzerliği koşulu sağlanamamıştır.
Davacı taraf, dava aşamasında ise 03 / 05 / 16 / 29 / 30 / 32 / 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli.... sayılı ve 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli .... sayılı markayı gerekçe olarak göstermiştir. Dava konusu marka kapsamında yer alan "16. Sınıf: Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetlerinin, davacının dava aşamasında ileri sürdüğü markalar kapsamında yer aldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, hükümsüzlük davası bakımından işbu mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluşmuştur.
Neticede,...karar iptali davası bakımından markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığı, hükümsüzlük davası bakımından ise "16. Sınıf: Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" emtiaları bakımından taraf markaları arasında "emtiaların aynı veya benzer olması" şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu "..." ibaresinden oluşmakta olup, "P" harfi, "...." ibaresine nazaran daha büyük puntoyla yazılmıştır. "...." ibaresi İngilizce kökenli olup "kutu" anlamına gelmekte ve "baks" şeklinde telaffuz edilmektedir. Dava konusu markanın tamamı yeşil renkle yazılmıştır. Marka bütün olarak değerlendirildiğinde, esas unsurun "..." ibaresi olduğu ve bu ibarenin "pi-baks" şeklinde telaffuz edileceği anlaşılmaktadır. "..." ibaresi, anlamlı bir ibare değildir.
Davacıya ait (dava konusu marka ile emtia benzerliği taşıyan) markalar ise.... ibarelerinden oluşmaktadır. ...." ibaresi kelime markası niteliğinde olup "P" ve "online" kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir. "Online" kelimesi Türkçede de kullanılan İngilizce kökenli bir kelime olup "çevrim içi, bağlantılı" anlamlarına gelmektedir. "P" harfi tek başına ayırt edici bir nitelik taşımadığından, ...." markasında ayırt edici unsur markanın bütünü itibarıyla "...." ibaresidir.
Davacıya ait "P pınaronline" ibareli marka ise, "P" harfinin bir kutu içerisinde konumlandırılması suretiyle şekil unsuru kazandırılmış bir markadır. Bu markada esas unsur, ayırt edici unsur ...." ibaresidir.
Dava konusu "..." markası ile davacıya ait "...." markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmamaktadır. Dava konusu markada yer alan "...." ibaresi ile davacı markalarında yer alan "...." veya "pınar" ibareleri arasında anlam ve çağrışım yönünden herhangi bir yakınlık mevcut değildir. Ayrıca dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresi, bütünüyle farklı bir anlam ve ses yapısına sahip olup, "pi-baks" şeklinde telaffuz edilirken, davacı markaları "...." biçiminde okunmaktadır.
Dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarında ortak olarak bulunan "P" harfi haricinde, markalar kapsamında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır. Markalarda ortak olarak bulunan "P" harfinin, bir diğer ifade ile herhangi bir harfin ayırt edici niteliğinin yüksek olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. 2015 tarihli Marka İnceleme Kılavuzu’nda ifade edildiği üzere, "Standart yazı karakterleriyle yazılmış tek harf ya da rakamların kural olarak ayırt edici nitelikte olmadığı kabul edilir. Özgün bir tasarıma sahip tek harf ya da rakamların ise kural olarak ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. Özel bir tasarıma sahip bir çerçeve ya da harf veya rakamla birlikte özgün bir şekilde kullanılan renk unsurları işaretin ayırt edicilik kazanmasına yardımcı olabilir." "P" harfinin, tek başına ayırt edici niteliği bulunmamakta olup, tescile konu edildiği grafik unsurlar ve kelimeler ile ayırt edicilik kazanmakta ve tescil edilmektedir. Dolayısıyla, bu markalar gerekçe gösterilerek yapılacak benzerlik değerlendirmesinde de tescile imkan sağlayan tüm unsurların benzerlik değerlendirmesi yapılırken de dikkate alınması gerekir. Bu kriterler, dava konusu edilen marka yönünden de geçerlidir.
Doktrin ve yargı kararlarında, tek harf markaları ile ilgili olarak söz konusu markaların bütünsel anlamda oluşturdukları algıların dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.
"Marka sadece tek harften/sayıdan oluşmakta ise, markaya ayırt edicilik katan unsurun tek harfin özgün karakteri ve düzenleme stili olduğu düşünülmektedir. Yani iki markanın aynı harften oluşması, tek başına ret nedeni olmayıp, markaların tertip tarzlarının da ayniyete varan derecede benzerlik içermesi aranmaktadır. Bu yaklaşımın temel nedeni, özel bir tasarıma sahip olmayan tek harflerin/rakamların ayırt edici görülmemesi veya bir tek işletmenin tekeline verilmesinin haksız bir avantaja neden olacağının düşünülmesidir."
Harf markalarında, aynı harfin farklı şekillerde karakterize edilmesi halinde bir benzerlikten bahsedilemeyecektir. Somut olayda ise, taraf markaları, harf markası dahi olmayıp, "P" harfi, taraf markalarında bütünün bir parçası niteliğindedir.
Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalarda yer alan "P" harfleri değerlendirildiğinde ise, aralarında belirgin tasarım farklılıkları bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, yeşil renk ve standart bir yazım karakteri ile yazılmış ve "....." ibaresi ile bütünleşmiş bir "P" harfi iken, davacı markalarında "P" harfi ya bir kutu içinde konumlandırılmış ya da "online" kelimesi ile bütünleşmiştir.
Somut olayda, davacı markalarında "P" harfi, "online" ve "pınaronline" kelimeleriyle birlikte kullanılarak anlam kazanmaktadır. Buna karşılık dava konusu marka "..." ibaresi ile kullanılmıştır. Dolayısıyla, her iki markada "P" ibaresi bulunsa da, bu ibarenin sonrasındaki kelime unsurları (.....) hem anlam hem de okunuş bakımından tamamen farklıdır.
Netice itibariyle de, yalnızca "P" ibaresinin ortak olması, markalar arasında benzerlik veya iltibas ihtimali doğuracak nitelikte olmadığı, markaların bütünsel algısı, anlamı ve telaffuzu dikkate alındığında, ortak "P" harfinin tek başına benzerlik yaratmadığı değerlendirilmiş olup, bu itibarla; markaların genel izlenimi, telaffuzu ve anlam dünyaları dikkate alındığında, dava konusu "..." markasının, davacıya ait "...." markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında "markaların aynı ya da benzer olması" şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Bunun yanı sıra değinilmesi gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut uyuşmazlığa bakıldığında, taraf markalarında aynı/aynı tür olarak değerlendirilen emtialar kağıt, karton ve bu malzemeden üretilen ürünler ve reklamcılık hizmetleridir. Bu kapsamda, kağıt, karton ve bu malzemeden üretilen ürünler genel kullanıma yönelik ürünler olup, bu tür mallar gündelik tüketim eşyası niteliğinde olduğundan, bu ürünler bakımından ilgili tüketici kitlesinin bilgi ve dikkat düzeyinin ortalama düzeyde olduğu kabul edilmelidir. Buna karşılık, reklamcılık hizmetleri doğrudan bireysel son kullanıcıya değil, tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürüten işletmelere yönelik profesyonel hizmetlerdir. Bu nedenle, reklamcılık hizmetleri bakımından ilgili tüketici kitlesinin, alanında bilgi sahibi, ticari kararlarını dikkatle veren, ortalamanın üzerinde dikkat ve bilgi düzeyine sahip profesyonellerden oluştuğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, taraf markalarının kapsadığı emtia ve hizmetler yönünden ilgili tüketici kitlesi; kağıt ve karton ürünleri bakımından genel ve ortalama dikkat düzeyine sahip tüketicilerden, reklamcılık hizmetleri bakımından ise profesyonel düzeyde dikkatli ve bilinçli kullanıcılardan oluşmaktadır.
Netice itibariyle de, .... karar iptali davası bakımından, markalar arasında emtia benzerliği koşulu sağlanamadığı, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, hükümsüzlük davası bakımından ise, markalar arasında "16. Sınıf: Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, fakat dava konusu marka başvurusu ise davacının dava aşamasında gerekçe olarak ileri sürdüğü "p pınaronline" ve "POnline" ibareli markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, taraf markalarında ortak olan tek unsurun "P" harfi olduğu, bu harfin grafiksel olarak farklılaştığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması /ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme:
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. "Tanınmış marka" kavramı Yargıtay içtihatlarında "bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım" olarak tarif edilmiştir.(..... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, Markanın ekonomik değeri. Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı taraf, itiraz aşamasında, gerekçe olarak gösterdiği markanın tanınmışlığını gösterir herhangi bir belge dosyaya sunmamıştır. Dava aşamasında ise, DVD içerisinde2021-2023 tarih aralığına ilişkin pınaronline markasına ilişkin tv reklam yayın faturaları, outdoor reklama ilişkin faturalar, reklam hizmet bedeli faturası olmak üzere toplam 19 sayfa fatura, ... ve pınarbox markalarına ilişkin 3 adet görsel sunulmuştur.
Somut uyuşmazlık bakımından bakıldığında, sunulan belgelerin .... markasına ilişkin belgeler olduğu, ... markasına ilişkin olarak sunulan belgelerin ise 3 adet görselden ibaret olduğu, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, itiraz/dava aşamasında dosyaya yeterli bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli sayıda/içerikte/nitelikte belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, netice itibariyle de, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.
Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır.
Neticede, davacının markasal kullanımını gösterir, tarih içerir belgelerin dosya kapsamında bulunmadığı gibi, davanın konusunu oluşturan mal ve hizmet bakımından markasal kullanımını gösterir bir belgenin de dosya kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla, davacının gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK M.6/6, M.6/7 ve M.6/8 Hükmü Koşullarının Somut Olayda Oluşup Oluşmadığı Hususları Bakımından Değerlendirme;
6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde "(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Davacının dilekçelerine bakıldığında, bu madde kapsamında ileri sürülen kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı bulunmadığı anlaşılmış olup, dolayısıyla, 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmü uyarınca değerlendirme yapılamamıştır.
6769 sayılı SMK madde 6/7 hükmünde "(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Davacının dilekçelerine bakıldığında, ortak marka olarak bir tescil/başvuru numarası bildirilmediği anlaşıldığından, 6769 sayılı SMK madde 6/7 hükmü uyarınca değerlendirme yapılamamıştır.
6769 sayılı SMK madde 6/8 hükmünde ise "(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Davacının dilekçelerine bakıldığında, bu madde kapsamında herhangi bir somut gerekçe marka ileri sürülmediği, herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşıldığından, 6769 sayılı SMK madde 6/8 hükmü uyarınca değerlendirme yapılmamıştır.
Kötü Niyet İddiası Bakımından Değerlendirme;
6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesinde "Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." düzenlemesi yapılmıştır.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. ....kararında da, "Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi" gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, davalının marka tescil başvurusunda kötü niyetli davrandığına yönelik ileri sürdüğü iddiaları ile ilgili olarak dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi davalı yanın anılan başvuruyu kötü niyetli olarak gerçekleştirdiğini gösterir herhangi bir emareye de dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dolayısıyla salt taraf işaretleri arasındaki benzerlik iddialarının kötü niyete delalet olarak kabul edilmeyeceği, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın, davacı markaları ile 6769 sayılı SMK madde 5/1-ç anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerliğinin bulunmadığı, .... karar iptali davası bakımından, markalar arasında emtia benzerliği koşulu sağlanamadığı, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı; Hükümsüzlük davası bakımından, dava konusu marka kapsamında yer alan "16. Sınıf: Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" emtiaları bakımından emtia benzerliği koşulu sağlanmış ise de, dava konusu marka başvurusunun davacı markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacıya ait gerekçe markaların tanınmışlığının ispatlanamadığı, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, SMK M.6/6, M.6/7 ve M.6/8 hükmü koşullarının somut olayda bulunmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı,.... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır