İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı, faktoring sözleşmesi kapsamında verilen teminat bonosunun erken ve haksız icra takibine konu edilmesiyle ilgili menfi tespit davası.
Özet: Davacının, faktoring sözleşmesi kapsamında davalıya devrettiği çeklere teminat olarak verdiği açık bononun, çeklerin vadesi gelmeden davalı tarafından doldurularak icra takibine konulduğunu ve çek bedelleri sonradan ödenmesine rağmen takibin devam ettiğini iddia ederek borçlu olmadığının tespitiyle kötü niyet tazminatı talepli menfi tespit davası açtığı, davalının ise dava açılmadan önce asıl alacağın tahsil edilerek icra dosyasına bildirildiğini, bu nedenle davacının söz konusu tutar yönünden hukuki yararının bulunmadığını ve takibin yalnızca masraf ile vekalet ücretleri için devam ettiğini savunarak davanın reddini talep ettiği bir uyuşmazlıktır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2023/1287 KARAR NO : 2026/1906T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06/04/2023NUMARASI : 2021/610 Esas 2023/248 KararDAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 16/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili olduğu şirket ile davalı şirket arasında faktoring sözleşmesi akdedildiğini ve ve sözleşme kapsamında lehdarı müvekkil şirket, keşidecisi ... olan ... Şanlıurfa ... şubesine ait, 4255836 seri no'lu keşide yeri Şanlıurfa, keşide tarihi 31/08/2021 olan 22.000,00-TL bedelli ve ..... şubesine ait 4255837 seri no'lu keşide yeri Şanlıurfa, keşide tarihi 31/07/2021 olan, 22.495,00-TL bedelli çekleri, davalı şirkete cirolayarak devir ve temlik ettiğini, ... Şanlıurfa .. Şubesine ait, 4255836 Seri No'lu ve ... . Şubesine ait 4255837 seri no'lu çek sureti yine, davalı şirket ile yapılan faktoring sözleşmesi kapsamında devredilen çeklerin tahsil edilmemesi durumuna teminat olarak keşideci müvekkil şirket ve aval veren müvekkil .... olan lehdarı davalı şirket olan açık (beyaz) bono (yalnızca imza atılıp diğer unsurları bulunmaksızın) tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı yan faktoring sözleşmesi kapsamında devredilen çeklerin henüz vadesi gelmeksizin bonoyu doldurduğunu ve 06/01/2020 tanzim tarihli tanzim yeri İzmir, vade tarihi 07/01/2020 olan 500.000,00-TL bedelli bonoyu İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5479E. sayılı icra dosyası üzerinden 44.978,00-TL asıl alacak ve 46.188,43-TL ( ana para ve ferileri dahil ) takip çıkışı değerinde davacı müvekkiller aleyhine 18/06/2021 tarihinde icra takibine geçtiğini ve müvekkili olan ....aleyhine haciz işlemi tesis ettiğini, faktoring sözleşmesi kapsamında davalı şirkete devredilen çeklerin takip tarihi olan 18/06/2021 tarihinde henüz vadesi gelmeden, teminat senedinin davalı şirket tarafından doldurularak icra takibine girişilmesinin teminat senedinin niteliğine aykırılık teşkil ettiğini, keşidecisi ... olan ... ŞANLIURFA ... Şubesine ait, 4255837 seri no'lu 31/07/2021 vade tarihli 22.495,00 TL bedelli çekin...'ın.... hesabından 29/07/2021 tarihinde "4255837 seri no'lu ... çek ödemesi ..." açıklaması ile ve 4255836 seri no'lu 31/08/2021 vade tarihli 22.000,00-TL bedelli çekin...'in ... hesabından 31/08/2021 tarihinde " 4255836 seri no'lu ... adına çek ödemesi" açıklaması ile davalı şirkete ödendiğini, her iki çek bedelinin toplamının 44.495,00-TL olduğu ve yine İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün asıl alacağının 44.978,00-TL olduğu , söz konusu alacak miktarlarının neredeyse aynı olması karşısında takibe dayanak bononun teminat senedi olarak davalı şirkete verildiğinin açık olduğunu, davacı müvekkil şirketin ticari defter, kayıt ve belgeleri incelendiğinde takibe dayanak bononun belirtilen iki adet çek bedeline teminat olarak davalı şirkete verildiğinin ortaya çıkacağını belirterek haksız ve hukuka aykırı olarak başlatılan İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5479E. sayılı takip ve dayanak bono dolayısıyla davalıya borçlu olmadıklarının tespitine davalı alacaklı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının ileri sürdüğü bononun teminat bonosu olduğuna dair iddianın kabulü mümkün olmadığını, davaya konu icra dosyası incelendiğinde senede ilişkin olarak 44.495,00-TL tahsilatın gerekleştirildiğinin 22.09.2021 tarihinde davacı yan tarafından henüz dava açılmasının çok öncesinde İcra Müdürlüğü dosyasına bildirildiğini, davacının asıl alacağa ilişkin herhangi bir borcunun mevcut olmadığının tespit edilebileceğini, takibe konu senet yönünden asıl alacak bakımından davacının borcunun bulunmadığını takibe yalnızca kalan bakiye masraf ve vekalet ücreti yönünden devam edildiğini, işbu davaya konu icra dosyasına ise davanın ikame edilmesinden çok daha önceki bir tarih olan 22.09.2021 tarihinde 44.495,00 TL üzerinden tahsilat gerçekleştirilmesi nedeniyle bildirim yapıldığını, dolayısıyla davacı dava tarihi itibarıyla icra dosyası kapsamında 44.495,00 TL tutar bakımından borçlu bulunmadığını, öncelikle gerçekleştirilen tahsilat dava açılmasından önce dosyaya bildirildiğinden dava tarihi itibariyle konu tutara ilişkin borcu bulunmayan davacının bu tutara dair menfi tespit isteminde hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini; aksi kabulde ise konu tutar bakımından dosya konusuz kaldığı gözetilerek yalnızca takipte bakiye masraf ve vekalet ücreti yönünden borçlu olup olmadığının tespiti yönünde hüküm kurulması talep etmiştir.MAHKEMECE: "...Davanın Keşidecisi .... Şti., avalisti davacı ... olan 07/01/2020 vade tarihli, 06/01/2020 keşide tarihli, 500.000 TL bedelli senet ve bu senet dayanak yapılarak İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2021/5479 esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan takip nedeniyle davacıların davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olduğu anlaşıldı.Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.08/08/2021 TARİHLİ BİLİRKİŞİ HEYETİ RAPORU ÖZETLE:Dosyada bulanan bütün belgelerin incelenmesi sonucunda; davacı ....Şti. ile davalı ....A.Ş. arasında 06.01.2020 tarihinde 500.000,00 TL limitli faktöring sözleşmesi düzenlendiği; söz konusu sözleşmeyi, diğer davacı ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı; ayrıca, davacı ....Şti.'nin asıl borçlu davalı ... A.Ş.'nin lehdarı olduğu, 06.01.2020 tanzim, 07.01.2020 vade tarihli 500.000,00 TL tutarında bir adet emre muharrer senet (bono) düzenlendiği; söz konusu bonoyu, diğer davacı .... tarafından "avalist" sıfatıyla imzaladığı; mezkur 500.000,00 TL tutarındaki bononun davalı tarafından teminat amacıyla alındığı; Davacı ....Şti. tarafından düzenlenen üç adet toplam 44.712,00 TL tutarındaki faturanın davalı .... A.Ş.'ye temlik edildiği ve davacı tarafından davalıya 31.07.2021 keşide tarihli 22.495,00 TL ve 31.08.2021 keşide tarihli 22.000,00 TL tutarında iki adet çek verildiği; davalı .. . A.Ş. tarafından 31.07.2021 keşide tarihli çekin 29.07.2021 tarihinde, 31.08.2021 keşide tarihli çekin ise 31.08.2021 tarihinde tahsil edildiği; İzmir 8. İcra Dairesinin 2021/5479 E. Sayılı Dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak olarak gösterilen 06.01.2020 tanzim, 07.01.2020 vade tarihli, 500.000,00 TL tutarında senedin, gerçek bir faktöring işlemine dayalı olarak düzenlenmemesi, davalı tarafından teminat amacıyla alındığının açık olması ve davacı .....Şti.'nin davalıya temlik ettiği alacaklarla ilgili olan iki adet çekin vadesinde ödenmesi sebebiyle İzmir 8. İcra Dairesinin 2021/5479 E. Sayılı Dosyası ile başlatılan icra takibinin haksız olduğu ve davacıların söz konusu icra dosyasında borçlu olmadıklarını mütalaa etmişlerdir. Toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları ile mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu incelendiğinde 06.01.2020 tarihinde 500.000,00 TL limitli faktöring sözleşmesi düzenlendiği; ayrıca, davacı .... . ..Ltd.Şti.'nin asıl borçlu davalı ... A.Ş.'nin lehdarı olduğu, 06.01.2020 tanzim, 07.01.2020 vade tarihli 500.000,00 TL tutarında bir adet emre muharrer senet (bono) düzenlendiği; söz konusu bonoyu, diğer davacı .... tarafından "avalist" sıfatıyla imzaladığı; bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak gösterilip açıklanan tespit ve bilgilere göre anılan bononun gerçek bir faktöring işlemine dayalı olarak düzenlenmediği, davalı tarafından teminat amacıyla alındığının açık olması birlikte değerlendirildiğinde, davalının 06/01/2020 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borç bulunmadığı halde bu sözleşmenin teminatı olarak alınan senede dayalı olarak ödenmeyen alacağının tahsili için yaptığı icra takibinin haksız olduğu, takibe dayanak teminat sebebi ile takipte tahsili talep edilen miktar yönünden davacıların, davalıya hiç bir borçlarının bulunmadığı davacı tarafın faktoring sözleşmesi ile ilgili bütün belge ve hesaplara hakim taraf konumu nedeni ile faktoring sözleşmesi nedeni ile alınan munzam teminat senedi olduğunu bildiği halde davacılar hakkında icra takibi yapması nedeni ile kötü niyetli olduğu, kanaatine varılarak davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KABULÜNE ,Davacının dava konusu İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2021/5479 Esas sayılı dosyasına konu alacak yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE,Davalının dava konu asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatın MAHKUMİYETİNE,Dava konusu icra takip dosyasında tahsili talep edilen asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen davada İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2021/5479 E. Sayılı dosyası ile başlatılan takipte 46.188,43-TL bakımından İİK 72. Maddesi gereğince borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, İİK 72 uyarınca menfi tespit açılabilmesinin “borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunmasına” bağlı olduğunu, bedeli tahsil edilen senet hakkında açılan menfi tespit davalarında hukuki yararın varlığından ise herhalde bahsedilemeyeceğini, bu kapsamda davaya konu icra dosyası incelendiğinde taraflarınca senede ilişkin olarak 44.495,00-TL tahsilatın gerekleştirildiği 22.09.2021 tarihinde davacı yan tarafından henüz dava açılmasının çok öncesinde İcra Müdürlüğü dosyasına bildirildiğini, dolayısıyla takibe konu senet yönünden asıl alacak bakımından davacının borcunun bulunmadığını, takibe yalnızca kalan bakiye masraf ve vekalet ücreti yönünden devam edildiğini, her ne kadar ikame edilen davada konu bononun teminat senedi olduğunu ve çeklerin vadesinde ödendiğini belirtmişse de davacı tarafından yapılan ödemenin işbu bonoya ilişkin olup gerekli tahsilat bildiriminin de icra dosyasına yapıldığını, dava dilekçesi ekinde sunulan ödeme dekontlarında her ne kadar davacı tarafından işbu davanın ikamesinin en başından beri planlandığını gösterir şekilde "çek ödemesi" yazılmışsa da bu yapılan ödemelerin bonoya ilişkin gerçekleştirildiğini, takibe yalnızca ferileri bakımından devam edilmekte olup davacının takip tutarı üzerinden ikame ettiği davasında asıl alacak miktarı yönünden borçlu bulunmadığının tespitini talep etmesinde ve dolayısıyla da İİK 72 uyarınca işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, usulün esastan evvel olduğu hukuk sistemimiz içerisinde usule uygun bir ispatın sağlandığından bahsedilemeyecek dava dosyasında ispat şartı sağlanamadığından davanın reddi gerekirken tesis edilen kabul hükmünün yasanın amir hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, takibe konu bono üzerinde teminat amaçlı verildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, bu şart gerçekleşmediği gibi bu şarta bağlı bulunan diğer bir şartın, yani sözleşme veya protokolle teminat amaçlı verildiğine dair bonoya atıf yapılması şartının da bulunmadığını, dava dosyasında bononun teminat olduğuna dair iddianın yazılı ispat şartına tabi kılınmış olup dava dosyasında davacıya yazılı delil sunması adına verilen kesin süre içerisinde bu vakıayı ispata yarar bir delil ibraz edemediği de gözetilerek kesin sürenin sonucu olarak ihtar edilen dosya kapsamına göre karar verilmeli iken kurulan kabul hükmün yasaya ve yasa koyucunun sürelere ilişkin amacına açıkça aykırı olduğunu, kesin süreye uyulmamasının hem taraflar için hem de kesin süreyi ihtar eden mahkeme için tüm sonuçlarıyla bağlayıcı olacağını, bu kapsamda ise davacıya ispata yönelik olarak ibraz etmesi muhtariyet olarak bildirilen evrakların ibraz edilmediğini, takibe konu senedin faktoring işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik hükmü uyarınca müvekkili şirketin kayıtlarına işlendiğini, kaldı ki mücerret kıymetli evrak, asıl borç ilişkisinden de bağımsız olup, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesinin söz konusu olduğunu, müvekkili aleyhine hükmolunan kötü niyet tazminatının yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: Menfi tespit istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davaya konu İcra takibinin, 500.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak yapıldığı, toplam alacak miktarının 46.188,43 TL olduğu, 22.09.2021 tarihinde alacaklı davalı tarafından icra dosyasına; "riske konu çek vadesinde tahsil edilmiştir dosyaya ilişkin olarak 44. 495 TL tahsilatı bildiririz bakiye kalan masraf ve vekalet ücreti alacağımız devam etmektedir" şeklinde beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunda özetle; Dosyada bulunan bütün belgelerin incelenmesi sonucunda; davacı ....Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında 06.01.2020 tarihinde 500.000,00 TL limitli faktöring sözleşmesi düzenlendiği; söz konusu sözleşmeyi, diğer davacı ....'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı; ayrıca, davacı ....Şti.'nin asıl borçlu davalı ... A.Ş.'nin lehdarı olduğu, 06.01.2020 tanzim, 07.01.2020 vade tarihli 500.000,00 TL tutarında bir adet emre muharrer senet (bono) düzenlendiği; söz konusu bonoyu, diğer davacı ... tarafından "avalist" sıfatıyla imzaladığı; mezkur 500.000,00 TL tutarındaki bononun davalı tarafından teminat amacıyla alındığı; Davacı .....Şti. tarafından düzenlenen üç adet toplam 44.712,00 TL tutarındaki faturanın davalı .... A.Ş.'ye temlik edildiği ve davacı tarafından davalıya 31.07.2021 keşide tarihli 22.495,00 TL ve 31.08.2021 keşide tarihli 22.000,00 TL tutarında iki adet çek verildiği; davalı .... A.Ş. tarafından 31.07.2021 keşide tarihli çekin 29.07.2021 tarihinde, 31.08.2021 keşide tarihli çekin ise 31.08.2021 tarihinde tahsil edildiği; İzmir 8. İcra Dairesinin 2021/5479 E. Sayılı Dosyası ile başlatılan icra takibine dayanak olarak gösterilen 06.01.2020 tanzim, 07.01.2020 vade tarihli, 500.000,00 TL tutarında senedin, gerçek bir faktöring işlemine dayalı olarak düzenlenmemesi, davalı tarafından teminat amacıyla alındığının açık olması ve davacı ......Şti.'nin davalıya temlik ettiği alacaklarla ilgili olan iki adet çekin vadesinde ödenmesi sebebiyle İzmir 8. İcra Dairesinin 2021/5479 E. Sayılı Dosyası ile başlatılan icra takibinin haksız olduğu ve davacıların söz konusu icra dosyasında borçlu olmadıklarını belirtmişlerdir. Yani takibe konu 500.000 TL tutarındaki bono ile ilgili herhangi bir faktoring işlemi yapıldığına dair bir somut belge sunulmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki faktoring sözleşmesine bakıldığında gerçekten de bu senedin teminat amacıyla düzenlendiği davalının bu senedi takibe koymasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; takibe konu bononun faktoring sözleşmesinin teminatı olarak düzenlenmiş olmasına, davalının bu bonoyu takibe koymakta haksız olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/04/2023 tarih, 2021/610 Esas ve 2023/248 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.155,13-TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 790,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.365,13 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/09/2026