Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçunda TCK 30/1 hata halinin yetersiz değerlendirilmesi ve yeni delillerin nazara alınmaması nedeniyle mahkumiyet kararını bozdu.
Özet: Yargıtay, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararını, sanığın örgütle ilişki kurduğu dönemdeki sosyo-kültürel durumu ve eğitim düzeyi dikkate alınarak Türk Ceza Kanununun 30/1 maddesi kapsamında örgütün niteliği konusunda hataya düşüp düşmediğinin yeterince değerlendirilmemesi ve hükümden sonra dosyaya gelen, yargılamaya etki edebilecek belgelerin sanık ve müdafiine okunarak savunma haklarının sağlanmaması gibi temel eksiklikler nedeniyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1786 E., 2022/577 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa9. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2018/224 E., 2021/122 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; .../PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Toplanan deliller ve tanık beyanlarına göre sanığın bir dönem örgüt içerisinde yer aldığı hususu yapılan yargılama sonunda sabit görülmüş ise de öğrencilik yıllarından askeri liseden ayrılma tarihi olan 2016 yılına kadar örgüt ile irtibatlı olduğu anlaşılan sanığın örgüt ile bağlantı içinde olduğu dönemdeki sosyo kültürel durumu ve eğitim düzeyi de gözetilerek; ilişki içinde olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğu konusunda hataya düşüp düşmediği ve TCK'nın 30/1. maddesi koşulların sanık yönünden oluşup oluşmadığı karar yerinde değerlendirilmeksizin yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükmü kurulması, kanuna aykırı; 2.Hükümden sonra UYAP ortamında dosyaya geldiği anlaşılan Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2026 tarihli yazısı ve eklerinin CMK'nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulmasından sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmesi lüzumu, kanuna aykırı;Bozmayı gerektirmekle, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.