2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, emsal değerlerin dikkate alınmaması nedeniyle bozulan mahkeme kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, taşınmazın idare adına tescili ile bedelinin belirlenmesi talep edilmiş, ilk derece mahkemesinin başlangıçtaki kabul kararı istinafta onaylanmış ancak temyiz incelemesinde bilirkişi değer tespitinin emsal taşınmazlara göre düşük ve inandırıcı bulunmaması nedeniyle karar bozulmuştur; bozma sonrası ilk derece mahkemesinin yeniden kabul kararı üzerine, hem idarenin bedelin yüksek olduğunu, hem de malikin bedelin düşük, kamulaştırma işleminin ise iptal edilmesi gerektiğini iddia eden temyiz başvuruları, idari yargıda kamulaştırma işlemine karşı açılan davanın bekletici mesele yapılıp yapılmaması gerektiği yönünde hukuki bir değerlendirme zemininde incelenmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/8745 E.  ,  2026/2096 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/252 Esas, 2025/10 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 66... parsel 4 üncü kat 14 numaralı bağımsız bölüm kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; idarece taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2020/262 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2022 tarihli ve 2022/2256 Esas, 2022/2770 Karar sayılı kararıyla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; dava konusu taşınmaz ile aynı konumda bulunan Samsun ili ... ilçesi, ... Mahallesi 66... parsel sayılı taşınmaza 14.12.2020 değerlendirme tarihi itibarıyla 6.230,00 TL/m², dava konusu taşınmaza 50 metre mesafede bulunan Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 71... parsele 08.12.2020 değerlendirme tarihi itibarıyla 6.200,00 TL/m² değer biçildiği ve bu bedellerin Dairemiz denetiminden de geçerek 2022/16194 Esas, 2023/6419 Karar ve 2022/16326 Esas, 2023/6410 Karar sayılı kararları ile onandığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmaz için 03.12.2020 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.110,74 TL/m² değer biçilmesi inandırıcı olmadığından, bilirkişi kurulundan aynı konumda bulunan parseller için tespit edilen metrekare değerlerinden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması ve kanunda öngörülen esaslara uyularak dava konusu bağımsız bölümün değerinin tespit edilmesi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; imar planının iptal edildiğini, kamulaştırma işleminin de iptal edildiğini, davanın reddinin gerektiğini, bedelin düşük belirlendiğini, hükmedilen bedel ile bir konut alabilmenin mümkün olmadığını, faize ilişkin kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi nedeniyle enflasyon oranı altında olmayan bir faiz ödenmesi gerektiğini, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 nci maddesiyle değiştirilen 10 ncu maddesinin on dördüncü fıkrasının “14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idarî yargıda iptal davası açılması ve idarî yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idarî yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır” ibaresi ile aynı Kanun’un 7 nci maddesiyle değiştirilen 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen “Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez” ibaresinin 27.03.2025 tarihli ve 32854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/101 Esas, 2024/232 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
3.Eldeki dava 27.03.2025 tarihinden önce açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında; eldeki dosya davalısı tarafından açılan bir iptal davası olmadığı dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasamın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan: "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun: "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiği hâlde davalı lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına ayrı bir bent olarak “Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalıya verilmesine” yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
11.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 11.02.2026