Bölge Adliye Mahkemesinin "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliğine dayanarak "Şehr-i ..." başvurusuyla iltibas tehlikesi olmadığına hükmettiği marka davasının Yargıtayca temyiz incelemesi.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, davacı markasındaki ana ibarenin ilgili hizmet sınıfı için zayıf ayırt ediciliğe sahip, tanımlayıcı bir kelime olduğunu, bu nedenle koruma kapsamının dar tutulması gerektiğini ve davalı başvurusundaki ek unsurlarla birlikte yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını belirterek, ortalama alıcılar nezdinde iltibas tehlikesi bulunmadığına hükmederek ilk derece mahkemesinin marka hükümsüzlüğü kararını bozmuş ve idari kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/471 Esas, 2025/754 KararHÜKÜM : Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline yönelik davanın reddi, marka hükümsüzlüğüne yönelik davanın kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/126 E., 2022/151 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarını oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, başvurunun tescil edilmek istendiği 43. sınıf hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında da yer aldığını, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-2680 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, vekilinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, temsilcisinin dosya kapsamındaki yazılı beyanlarıyla; aleyhe vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmemesi halinde davayı kabul ettiğini, yine bunların talep edilmemesi halinde istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurmaktan feragat ettiğini beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin davacının markaları kapsamında yer aldığı, tarafların marka işaretlerinin de benzer olduğu, zira her ne kadar "..." ibaresi zayıf olsa da dava konusu markada davacı markasından uzaklaşmayı sağlayacak asgari değişikliğin sağlanmadığı, başvuruda yer alan "şehri" ibaresinin "..." manasına gelecek şekilde markaya tesir ettiği ve ayırt ediciliği asgari düzeyde dahi sağlamadığı, şekil unsurunda yer alan hususların ise 43. sınıf yönünden ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı markasından farklılaşmayı sağlayacak yeteri düzeyde ayırt edici nitelikte ilave sözcük, şekil ve sair unsurların bulunmadığı, tarafların markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarını oluştuğu, dosyadaki delillerden davacının tanınmışlığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvurunun "ŞEHR-İ ..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurlarının da "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığın da buradan kaynaklandığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." kelimesi "Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy" anlamlarına gelmekte olup dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf ibareleri içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunun doğacağı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet sayılı markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2024 tarih, 2023/4015 E., 2024/6497 K. sayılı kararında; "... İÇİNDE ... " ibareli başvurunun, 25.11.2024 tarih, 2024/530 E., 2024/8248 K. sayılı kararında da " ... +şekil" ibareli başvurunun davacı markaları ile benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından, ayrıca emtia benzerliğinin değerlendirilmesine gerek görülmediği, dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talebin birleştirilerek YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin birlikte talep edildiği, Mahkemece YİDK iptali talebinin kabulüne, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, yerel mahkeme kararının, davalı şirket tarafından istinaf edilmediği, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıtılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, marka hükümsüzlüğü istemli davanın kabulüne, davalı şirket adına tescil edilen 2018/115940 sayılı ve " ...+şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.