İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi, Mapfre Sigortanın kamusal su tesisatı arızası nedeniyle sigortalı işyerinde oluşan hasar için açtığı rücuen tazminat davasının istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısının ticari işyerinin bitişiğinde yer alan, kamu idaresine ait kaldırım altı su tesisatı borusunun patlaması sonucu oluşan ve sigorta kapsamında karşıladığı 10.130 TLlik hasar bedelini rücuen tahsil etmek amacıyla dava açmış; davalı idarenin, hasarın binanın yalıtım eksikliğinden kaynaklandığı ve sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki savunmasına karşın, ilk derece mahkemesi, şehir şebekesinin bakım ve gözetiminden sorumlu olan davalı kamu idaresinin, borunun patlamasıyla oluşan zarardan mutlak sorumlu olduğuna hükmederek rücu talebini kabul etmiştir.

T.C. İSTANBUL BAM 45. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/763 - 2026/1130
T.C.İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2022/763 KARAR NO : 2026/1130T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : PINAR DAŞLIÇAY (122357)ÜYE : HAYRETTİN KÖSE (104712)ÜYE : NAİME NALAN MİRZA (120734)KATİP : MUHAMMET DEMİR (104268)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 16/02/2022NUMARASI : 2020/32 Esas 2022/81 KararDAVACI : MAPFRE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DUYGU KURU - Zühtü Paşa Mah. Recep Peker Cad. Çamlıbel Sok. No.1/9 Kızıltoprak Kadıköy/ İSTANBUL Av. TURAN KARADAĞ - Meşrutiyet Cd. 92/10 Beyoğlu/ İST DAVALI : ... GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VEKİLLERİ : Av. FİLİZ ATLI ÇİZMECİ [35806-06080-16571] UETS Av. EREN ARDAL [35806-06080-16571] UETSDAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)KARAR TARİHİ : 16/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 21/09/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı.... Ltd. Şti.’nin, ... Bey. Cad. No:... .../İstanbul adresindeki konutunun ... nolu ve 05/10/2013/2014 tarihli Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, 05/08/2014 tarihinde gece saatlerinde sigortalı işyerinin önündeki kaldırım altından geçen ...’ye ait su tesisatı borusunun patlaması ile suların toprak içine sızarak duvardan sigortalı işyerine sirayet ettiğini, sigortalı işyerinde çeşitli emtialarda hasara neden olduğunun tespit edildiğini, mevcut hasar neticesinde 10.130 TL hasar oluştuğunu ve hasar bedelinin sigortalıya müvekkil şirket tarafından ödendiğini, Sigorta Poliçesi Umumi Şartları ile TTK m.1481 hükümlerine göre müvekkil şirketin hasar bedelini ödedikten sonra sigortalısının haklarına halef olduğunu, sigortalıya ödenen hasar miktarının rücuen tazmini için davalı ...’ye 14/11/2014 tarihinde ihbarda bulunulsa da ... tarafından verilen 23/12/2014 tarihli cevap ile sorumluluklarının olmadığının beyanı ile başvurunun reddedildiğini, dilekçe ekinde mübrez deliller ile davalının sorumlu bulunduğunu, ... tarafından verilen cevap yazısında da arızanın giderildiğinin belirtildiğini, akabinde arızanın kendilerinden kaynaklanmadığının belirtilmesi ile çelişki oluştuğunu zira davalı kurumun kendi kurumlarından kaynaklanmayan hasarlara ilişkin sorunları gidermediğini, bu nedenle davalının verilen cevap yazısında hasarın kendisinden kaynaklandığını zımnen kabul ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.130 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Abone İşleri Avrupa 1. Bölge Dairesi Başkanlığı Fatih Şube Müdürlüğü’nce dava ile ilgili gönderilen yazıda meydana gelen hasarın binaya ait Ø32 mm’lik polietilen şube yolunda meydana gelen patlaktan işyerine sızan bir miktar suyun, bina bodrum katının toprakla temas halinde olan duvarlarının izolasyon ve drenaj eksikliğinden kaynaklandığının tespit edildiğini, arızanın giderildiği tarihte işyeri sahibinin işyerinde çeşitli emtialarda hasar meydana geldiğine dair söz konusu idareden herhangi bir tespit talebi olmadığını, idarenin arızayı gidermesinin mesuliyet anlamına gelmediğini belirttiğini, dava dilekçesinde belirtilen adres ve tarihte müvekkil idarece çalışma yapılmadığından ve hasarın müvekkil idaresi sorumluluğundaki herhangi bir boru patlamasından değil bina izolasyonunun yetersizliğinden kaynaklandığını, müvekkil idare bakımından husumetin reddinin gerektiğini, meydana gelen zarar ile müvekkil ... arasında illiyet bağı bulunmadığını, TBK m.41 hükmünce idarenin herhangi bir kasıt veya ihmali bulunmadığını, davacı tarafın istediği hasar bedelinin fahiş olduğu ve meblağa itiraz ettiklerini, faiz başlangıcının ödeme tarihinden itibaren değil dava tarihinden itibaren istenmesi gerektiğini, davaya konu dairenin imar planı ve binanın yapı ruhsatı olup olmadığının araştırılması için Fatih Belediye Başkanlığı’na müzekkere yazılarak araştırılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; "...Dava dışı sigortalının, işyeri adresinde yanından geçen şehir şebeke borusunun patlaması sonucu akan sular, sigortalının işyerine zarar vermiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesinde, 10.130 TL olarak belirlenmiş hasar bedeli saptanmıştır. Zarar, davalı kurumun bakım, onarım ve gözetim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması nedeniyle zarardan sorumludur. Borçlar Kanununun 69. Maddesi; ''Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklindedir. Şehir ve su şebekesi de yapı sayılmaktadır. Bu nedenle davalı kurum, bakım ve gözetimindeki bu borunun patlaması sonucu oluşan zarardan mutlak biçimde sorumlu olduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.130,00-TL'nin 16/09/2014 ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu olayın meydana gelmesinde müvekkil kuruma atfedilecek bir kusur bulunmadığını, hasarın binanın izolasyon eksikliğinden meydana geldiğini, sigortalının su sızmalarına karşı gerekli tedbirleri almadığını ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; dava dışı sigortalıya ait işyerinin davacı sigorta şirketince sigortalandığı, dahili su hasarı ek teminatlar ile teminat altına alındığı, hasarın sigorta poliçe dönemi içinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 16/09/2014 tarihinde 10.130,00 TL hasar ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceği yukarıda yer verilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ve TTK'nın 1472.maddesi gereği olup gerek ...'nin gerekse dava dışı sigortalının tacir olması karşısında işbu uyuşmazlık yönünden asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, sigorta poliçesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında davacının aktif husumetinin bulunduğu tespit edilmiştir. İnşaat Mühendisi ile sigorta uzmanı tarafından düzenlenen 13/12/2021 tarihli müşterek raporda özetle ; "Konu hakkında ... Ltd. Şti. yetkilisince yapılan araştırma sonucu hazırlanan raporda olay yerine hemen gidilerek tespitler yapıldığı, bu konuda hazırlanan 13 Ağustos 2014 tarihli ekspertiz raporunda olay yerinde konu sigortalı işyerinde önündeki kaldırımdan geçen ... ye ait tesisat su borusunun patlaması sonucu suların toprak içinden sızıntı yaparak sigortalının emtialarına zarar verdiğini belirlendiği, zaten ... de konu yerle ilgili iş emri çıkartarak sigortalının bulunduğu yerde arıza olmasından dolayı müdahale yaptığı dosya mevcudunda ... nin kendisi yazıyla belirtildiği, dosya incelendiğinde ve teknik olarak konu ele alındığında : ... patlağı yüzünden sızan sular bina içine pis su kanalından girmediği, duvarlardan sızdığı, binanın temel duvarlarının izolasyonu normalde de bu kadar fazla suyu durdurmaya imkan verecek şekilde dizayn edilemeyeceği, temel duvarları baraj duvarı olmadığı, bina ve çevre elektrik hatlarına suyun zarar vermesi, bina temeline olağandan çok fazla su gitmesi sebebiyle binada oturma ile yan duvarlarda muhtemel hasar olmasına sebep olacak şekilde olaylara da sebebiyet verebileceği, bu konu uzun vadede yaşanabileceği, meydana gelen hasarda davalı ...’nin kusurlu olduğu, eksper raporu ile tespit edilen hasar bedellerinin rayiç değerleri yansıttığı" yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. ... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin su ve atıksu şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atıksu bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atıksu kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atıksu şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Somut olayda; davaya konu hasarın, davalı ...'ye bağlı şehir şebekesi tesisatında meydana gelen arıza nedeniyle sızan suların sebebiyet verdiği, davalı yapı malikinin bakım eksikliğinden dolayı TBK 69. Maddesi uyarınca hasardan sorumlu olduğu, dava dışı sigortalıya atfedilecek müterafik kusur bulunmadığı, ekspertiz incelemesi ile belirlenen hasar bedelinin olaya ve piyasa şartlarına uygun, kadri maruf ve işbu davaya konu olay nedeni ile oluşmuş hasarlar olduğu, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile saptandığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 173,00 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 442,40 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/09/2026