Orman niteliğindeki hazine arazisinde maden ocağı olarak kullanımda haksız elatma davasında, bilirkişi raporunun yetersizliği, değer tespiti usulsüzlüğü ve rödovans sözleşmelerinin araştırılmaması nedeniyle bozma kararı.
Özet: Hazinenin, orman niteliğindeki bir taşocakları arazisinin davalı şirket tarafından kira sözleşmesi olmaksızın haksız kullanımını engellemek amacıyla açtığı elatmanın önlenmesi davasında, ilk derece mahkemesinin davalının müdahalesini kısmen kabul eden kararı, Yargıtay tarafından; bilirkişi raporunun davalının haksız kullanım alanını yeterince netleştirememesi, aynı arazide başka şirketlerin de faaliyet gösterebileceği ihtimalini göz ardı etmesi, taşınmaz değerlemesinin somut emsallere dayanmaması ve davalının ruhsat dışı alanlardaki kullanımı ile rödovans sözleşmelerinin yasal durumunun araştırılmamış olması gerekçeleriyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/25 E., 2022/28 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 75... parsel sayılı 482.539,10 m² yüzölçümlü taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlıdır.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti Hazineye ait 75... (yeni 75... ) parsel sayılı taşınmazın taş ocağı olarak tahsis edilen yerlerden olduğunu, davalı şirketin Hazine ile kira sözleşmesi düzenlemeye yanaşmayarak uzun süredir taşınmazı haksız olarak kullandığını ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesine ve dava konusu yerin boş olarak teslimine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz hakkında kiralama işi için idareye başvurarak ilgili birimlerin olurları alınmak suretiyle çalışmaya başladıklarını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2014/8 Esas, 2015/1091 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, davalının Kocaeli ili .. ilçesi ... Mahallesi 75... parsel sayılı taşınmazdaki 27.10.2015 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda izinsiz kullanılan alan olarak belirtilen 413.837,10 m² alana müdahalesinin menine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 2017/8439 Esas, 2017/7891 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, dava konusu 89 parsel sayılı taşınmazın tamamı yönünden inceleme yapılarak 413.837 m² alanda kullanımın haksız olduğu gerekçesiyle davalı şirketin elatmasının önlenmesine karar verilip, m² birim fiyatı olarak kabul edilen 150 TL üzerinden harç ve vekalet ücreti hesaplanmış ise de; hükme esas alınan bir fen, bir inşaat ve bir jeolog bilirkişi tarafından hazırlanan 22.06.2015 tarihli raporda, taşınmazın toplam alanının 482.539,10 m² olduğu, bunun 40.000 m² bölümünün izinli maden sahası olarak kullanıldığı, 28.702 m² bölümünün doğal yapısının bozulmadığı, 453.837,10 m² bölümünün ise doğal yapısının bozulduğu, ancak maden taşıma aşamasında kullanılan bu alanda davalı şirket dışında başka işletmelerin faaliyet gösterip göstermediğinin belirlenemediği açıklandıktan sonra, doğal yapısı bozulan alanın değeri serbest piyasa ve emsal değeri, imar durumu dikkate alınarak 150 TL/m² olarak belirlendiği açıklanmış, Mahkemece de doğal yapısı bozulan bu bölümde elatmanın önlenmesine karar verildiği, ne var ki, bilirkişi raporunda, doğal yapısı bozulan alanın davalı şirket tarafından kullanıldığının net bir şekilde ortaya konulmadığı, aynı taşınmazda başka maden şirketlerinin de faaliyette bulunduğu, muğlak ve yoruma muhtaç bir değerlendirme yapıldığı halde, böyle bir rapora göre el atmanın önlenmesine karar verilmiş olması hakkaniyete uygun olmadığı, yine bilirkişiler tarafından hesaplanan m² birim fiyatının neye göre hesaplandığı da anlaşılamadığı, dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olmadığı gibi, çevresinde de arsa veya tarım arazisi olarak kullanılan bir taşınmaz bulunmadığı, kaldı ki; arsa olarak değerlendirilecek taşınmazlarda dahi serbest piyasa rayicine göre değer tespit edilmesi kabul edilmemekte, değerlendirme tarihine yakın tarihlerde, özel amaç gütmeyen alım satımlara konu olmuş, somut emsaller tespit edilerek, eksik ve üstün yanlarının çekişmeli taşınmazla karşılaştırılması ile bir değer tespit edilmekte; tarım arazisi niteliğinde ise ziraat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla üzerinde yetiştirilebilecek ürünün net gelir hesabı yapılmakta olduğu, bu nedenlerle öncelikle davalı şirketin, maden ruhsatı kapsamındaki 400 00... alan dışındaki, başka şirketlerle yaptığı rödovans sözleşmelerine dayalı olarak kullandığı alan tespit edilmesi, rödovans sözleşmelerinin kapsamı, işletme hakkını devreden şirketin devir yetkisi bulunup bulunmadığı, 01.02.2015 tarihli, 3213 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 25. maddesi hükmü gereğince, mevcut rödovans sözleşmelerinin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesinin zorunlu olduğu, aksi halde madencilik faaliyetinin durdurulacağının hükme bağlanmış olması nedeniyle, süresi içinde bu bildirimin yapılıp yapılmadığının araştırılması, bu şekilde bir araştırmadan sonra kullanım hakkı bulunmayan saha tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, taşınmazın arsa veya tarım arazisi olarak değerlendirilemeyeceği gözönünde bulundurularak, haksız kullanım sonucu doğal yapının bozulduğu yerlerde eski hale getirme masrafı konunun uzmanı bilirkişilere hesaplattırılmalı ve bu değer üzerinden harç ve vekalet ücreti takdir edilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "uzman bilirkişiler tarafından dosyaya ibraz edilen raporda, dava konusu 482.539.10 m² yüzölçümlü orman vasıflı Hazine adına kayıtlı 75... numaralı parselin 2019 yılı güncel uydu fotoğrafına göre tespit edilen 26.702,00 metrekarelik alanın dışında kalan 455.837,10 m²'inin tamamının doğal yapısının bozulduğu, ancak orman yapısı bozulan 455.837,10 metrekarelik bu alanın davalı firma ..... San ve Tic. A.Ş.) tarafından sadece 43.424,00 m²+40.000,00 m²+27.411,00 m²=110.835,00 metrekaresinin kullanıldığı, diğer 343.000 metrekaresinin komşu ruhsat sahiplerince kullanıldığı, sonuç olarak doğal yapısı bozulan alan içinde davalı şirketin izinsiz kullandığı alan bulunmadığı" gerekçesiyle davacının ve asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; denetime elverişsiz ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, davalı şirket vekili tarafından, davacı tarafından takip edilmeyen dosyanın taraflarınca da takip edilmediğine ilişkin beyanda bulunulduğu ve beyanları duruşma tutanağında imza altına alındığını, bilahare verilen 07.01.2022 tarihli yenileme dilekçesi ile davanın yenilenmesinin savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırı olduğu gibi, davanın yenilenmesi hakkında davalının hukuki yararının da bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davalıların dava konusu yeri haksız olarak kullandıklarını, bunların yanında yargılama gideri ve vekalet ücretinin yüksek ve hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporları yetersiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı hakkında düzenlenmiş suç zabıtları ve hakkındaki soruşturmalar araştırılmadan karar verildiğini, vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava, elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin taş ocağı olarak ruhsatlandırılan alana haksız olarak müdahalesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve asli müdahil ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Ancak, dava dilekçesi içeriğinden, davanın, ruhsatlandırılmak suretiyle taş ocağı olarak tahsis edilen alanın, davalı şirket tarafından Hazine ile kira sözleşmesi yapılmaksızın haksız olarak kullanıldığı iddiasına dayandığı anlaşılmakta olup; dava konusu yerin de, davalı tarafından dava tarihinden önce ruhsatlandırılan 40.000,00 m²lik alan olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle iken, dava değerinin 40.000,00 m²lik alan üzerinden belirlenerek, bu bedele göre vekalet ücreti hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hesaplanan dava değeri üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARYukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekili ve Asli müdahil ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,Yukarıda (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekili ve Asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan "421.335,00-TL" ibaresinin çıkartılarak yerlerine "127.425,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.