Kadastro Mahkemesinde Orman İdaresinin orman vasfıyla tescilini talep ettiği parsellerin, husumet sebebiyle ret kararının Yargıtayca bozulmasının ardından kadim tarım arazisi olduğu yönünde hükme bağlanan dava.
Özet: Davacı ... İdaresi tarafından, Mardinde bulunan ve kadastro sırasında malik hanesi açık bırakılan beş adet taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, önceki kararının Yargıtay tarafından usul eksiklikleri nedeniyle bozulmasının ve bozmaya uyulmasının ardından, alınan bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve diğer tüm delilleri değerlendirerek, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olmadığını, kadim tarım arazisi vasfında olduğunu tespit etmiş ve davacının orman olarak tescil edilmesi yönündeki talebini reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2663 E.  ,  2026/4604 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2014/5 E., 2016/2 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Mardin ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 31... , 2, 7, 10... parsel sayılı sırasıyla 8.294,33 m², 3.997,69 m², 5.466,78 m², 6.951,06 m² ve 12.726,53 m² yüzölçümündeki temyize konu taşınmazlar, Kadastro Mahkemesinin 2008/40 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle vasıf ve malik hanesi açık olarak tespit edilmişlerdir.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Karalanı köyünde 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la (5304 sayılı Kanun) değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda, 1 01... parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilana çıkartıldığını, bu orman parseline bitişik olan dava konusu taşınmazların da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazları ailece uzun zamandır kullandıklarını, parsellerin ormanla ilgisi olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2010 tarihli ve 2009/10 Esas, 2010/62 Karar sayılı kararı ile "kadastro tutanak asılları dosya içine alınıp, tespit tutanaklarında yazılı hak sahiplerinin bir kısmı davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitine itiraz davalarının taşınmazın zilyetlerine açılabiliceği" gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi zilyetleri adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2010 tarihli ve 2010/6783 Esas, 2010/10630 Karar sayılı ilamıyla "yörede 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun'la değişik 4/3. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 26/4. maddesi gereğince henüz olumlu tespit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Çevre ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işlemin özelliği ve açılacak davanın vasfı nedeniyle bu davada husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzel kişiliği ya da davaya konu taşınmaza zilyed olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel yada tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden red edilmeyip, Kadastro Mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tespit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenerek Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre Mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği, tespit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması gerektiği ve bu arada tespit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyasıyla birleştirip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28... . maddeleri gereğince yargılamaya devam edilerek tespit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkilinin sağlanmasından sonra 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile İlk Derece Mahkemesince resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra, dava konusu 1 31... , 2, 7, 10... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "alınan bilirkişi raporları, hava fotoğrafları, memleket haritası, orman amenajman planları ve diğer tüm delillere göre, dava konusu taşınmazların orman olmadığının ve kadim tarım arazisi olduğunun tespit edildiği, mahalli bilirkişi beyanlarına göre de yaklaşık 30... yıldan beri davalılar tarafından malik sıfatıyla nizasız fasılasız tarım arazisi olarak kullanılan bu taşınmazlar yönünden zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu, taşınmazların özel mülk edinmeye ve senetsizden tescil kayıtlarına göre miktar yönünden de davalılar adına tespit görmesinde hukuken engel bir hal bulunmadığı" gerekçesiyle sübut bulmayan davasının reddi ile dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasfı taşıyan parsellerle komşu olduğundan, bu parsellerin orman dışında kalması halinde orman bütünlüğünün bozulacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi kanuni şartları davada mevcut olup dava dilekçesi ile davalı gösterilen Karalani Köy Tüzel Kişiliğinin davada taraf olmaları gerekirken tefrik kararından sonra taraf sıfatının kaldırılmış olması ve karar başlığında gösterilmemiş olması hatalıdır. Öte yandan hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1/2. maddesi ile Mardin Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda Karalani Köyünün Tüzel Kişiliği kalmadığından 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve sınırları içinde yer aldığı Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde kanuni zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın resen gözetilmelidir.
Davanın esasına ilişkin olarak ise, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ekindeki en eski hava fotoğraflarının denetime elverişli olmadıkları gibi, memleket haritasında taşınmazların yeşil renkli ormanlık alanda, hava fotoğrafında ise kıraç ve hali arazi yapıda olduğu belirlenmiş ise de, bu farklılığın nereden kaynaklandığına dair sorunu giderici bir açıklama yapılmamıştır. Bunun yanı sıra, rapor ekindeki 1952 yılı hava fotoğraflarının denetime elverişsiz, çözünürlüğünün ve ölçeğinin düşük olduğu anlaşılmış olup, böylelikle hava fotoğrafıyla bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğundan, söz konusu çelişki giderilmek suretiyle, taşınmazların durumunun büyük ölçeklendirilmiş ve çözünürlüğü yüksek hava fotoğrafında gösterilek taşınmazların orman sayılan veya orman sayılmayan yerlerden olduğunun denetime elverişli olacak şekilde belirlendiği rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalıdır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, davaya dahil edilenlerin açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı, kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı; bundan sonra yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15, 20... öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir inşaat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın vasfı ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, dava konusu taşınmazlar üzerindeki yapıların ne zaman yapıldığı, ev ve müştemilatların bina yaşları ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, dava konusu yerlerin binalar yapılmadan evvel kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise öncesinde ne amaçla kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, vasfını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, binalar yapılmadan evvelki vasfını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'la değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.