Taşınmazın Kadastro Mahkemesine Aktarılması Gerekliliğine Rağmen Asliye Hukuk Mahkemesince Verilen Zilyetlikle Kazanım ve Tescil Kararının Yargıtayca Bozulması.
Özet: Bir davacının uzun süreli zilyetlik ve imar-ihya yoluyla tarım arazisi niteliğindeki bir taşınmazın kendi adına tescili talebi üzerine ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davayı kabul etmiş, ancak Yargıtay yargılama sürecinde taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği ve dolayısıyla davanın kadastro mahkemesine aktarılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, bozma sonrası ilk derece mahkemesi görevsizlik kararı vermek yerine yeniden esastan hüküm kurarak davayı kabul etmiş ve bu karar davalılar tarafından tekrar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/161 E., 2024/528 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde arazi kadastrosu çalışmaları 1956 tarihinde yapılmış, dava konusu taşınmaz bölümü tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan kuzeyinde 204 93... ve 10 parseller, batısında 207 21... ve 23 parseller, doğusunda tapulama harici taşınmaz, güneyinde 207 21... ve 27 parsel ile çevrili yaklaşık 4.294,00 m²lik taşınmazın müvekkili tarafından eklemeli olarak en az 20 yıl öncesinden imar ve ihya etmek suretiyle malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyet ve tasarruf edildiğini, taşınmazın üzerinde bir adet su basmanı, çok sayıda nar ve narenciye ağaçlarının bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmaz bölümünün müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava değerinin davacılar tarafından düşük gösterildiğini, taşınmazın nazım imar planı içine alındığından 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını ve tescil şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan idari tahkikatta Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.3. Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davada büyükşehir belediyesine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın imar planına dahil olan alanlardan olduğunu imar-ihya suretiyle mülkiyet kazanımının olamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli ve 2015/166 Esas, 2018/222 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, 10.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 3.438,41 m²lik kısım ile krokide (B) harfiyle gösterilen 1.092,28 m²lik kısım olmak üzere toplam 4.530,75 m² yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli kararına karşı davalılar Hazine vekili ile ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/54 Esas, 2019/272 Karar sayılı kararıyla "dava konusu taşınmazın Konyaaltı Belediye Başkanlığının 17.02.1983 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı dışında kaldığı, hava fotoğraflarıyla yapılan karşılaştırmada dava konusu taşınmazda tarımsal faaliyetin 1970'li tarihlerden itibaren başladığı, ormanla ilgisinin bulunmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olmadığı, sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ile ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli kararının davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/6722 Esas, 2022/7143 Karar sayılı ilamıyla "yargılama devam ederken, 14.06.2021 tarihinde dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği ve taşınmazın 207 21... parsel numarası ile 3.438,32 m² yüzölçümlü olarak tespitinin yapıldığı, Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/166 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu belirtilip, malik hanesi açık bırakılarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, hal böyle olunca, hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılması gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "10.01.2017 tarihli krokili bilirkişi raporunda (B) harfiyle işaretli alanın tarım arazisi vasfında olduğu, hava fotoğraflarından yapılan incelemelerde 1970'li tarihlerde tarımsal faaliyetlerin başladığı, ilgili kısmın Devletin hüküm ve tasarrufundan olan yerlerden olmadığı ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın nazım imar planı içerisinde kaldığından imar ve ihya ile şahıslar adına tescilinin mümkün olamayacağını ve eksik araştırma ile yetinilerek karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükmün eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin ancak imar ve ihyaya dayalı olarak kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabının mümkün olduğunu, davacı lehine zamanaşımı ile iktisap şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.