T.C. Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dünya devi mobil operatörün tanınmış seri markalarına iltibas oluşturan benzer işaretin iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı taraf, 1985te kurulan, küresel çapta tanınan ve mobil telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren, ses, veri ve telefondan esinlenen ... kök ibareli markalarının, davalı tarafından tescil başvurusu yapılan ... ibareli markayla ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu ve ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açtığını ileri sürmüştür. Davacı, binlerce mağaza ve milyonlarca aboneye sahip şirketinin ... ibareli 242 tescilli markaya sahip olduğunu, bunların seri marka niteliği taşıdığını ve davalı markasının yaratıcı olmaktan ziyade kendi tanınmış markasıyla karıştırma amacı taşıdığını belirterek, bu durumun Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-ç maddesine aykırı olduğunu vurgulamıştır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/332 Esas - 2026/310
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/332 KARAR NO : 2026/310DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 30/07/2025KARAR TARİHİ : 24/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirket ...'nun .... kurulan ilk ... operatörü olarak 1 Ocak 1985 tarihinde İngiltere'nin ilk mobil görüşmesini yaptığını; ... kelimesinin : ... den gelen ..., data dan gelen ... ve ... den esinlenen ... heceleri ile oluştuğunu; Dünya'nın 5 kıtasında 32 ülkesinde ... operatörlüğü yapmakta ve Dünya'nın en büyük ... Operatörlerinden biri olduğunu, dünyanın en büyük ikinci mobil telekomünikasyon şirketi olarak Aralık 2011 itibarıyla 439 milyon aboneye sahip olduğunu; ... ve işletmecisi olan ağlar üzerinde 30 ülkede ve ek ülkelerde dahil 40'ın üzerinden ortak ağlarının olduğunu; ... .... bölümü üzerinde 65 ülkede kurumsal müşterilerine telekomünikasyon ve .... hizmetleri sağlamakta olduğunu; müvekkil şirketin, Dünyaca tanınan ... markasının lisansörü olarak Türkiyede faaliyet gösteren, üç binden fazla çalışanı olan, bini aşkın mağazada ve 16 binden fazla satış noktasında faaliyet gösteren; 53 bin kişilik paydaş ailesi ve yaklaşık 17,5 milyon aboneye hizmet veren bir ... kuruluşu olduğunu; davalının usul ve yasaya aykırı olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu "..." ibaresi ile müvekkil şirket adına tescilli ve tanınmış "... ibaresini taşıyan markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olduğunu; SMK m.5/1-ç hükmüne göre "aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya ... daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" için yapılan marka başvuruları reddedileceğini; "Ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik" kavramını davalı ...'in "karşılaştırılan işaretler aynı olmamakla birlikte, bunların ortalama düzeydeki tüketiciler üzerinde bıraktıkları genel izlenimleri hemen hemen aynıdır. Bir başka deyişle, markalar arasındaki farklılık o kadar önemsizdir ki ilgili tüketici nezdinde markalar görsel ve işitsel olarak aynıymış gibi algılanırlar" şeklinde açıklamakta olduğunu; yine Yargıtay HGK, 05.10.2012 tarihli ve .... sayılı ilamında "556 sayılı KHKnin 7/1-(b) bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit vb. olmalarını ifade ettiğini; bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olmasının, yazı karakteri ya ... tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemeyeceğini; "Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" kavramının ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır" gerekçesine yer vermek suretiyle "ayniyet" ve "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" kavramlarından ne anlaşılması gerektiğinin açıklandığını; buna göre, iki markanın tüketiciler üzerinde bıraktığı genel izlenimin önemsenmeyecek derecede düşük ise bunlar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlikten söz edilebileceğini; davalı markasının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini, markanın esas unsuru "..." ibaresi olduğunu; kabul beyanı teşkil etmemek üzere, markalar bütün olarak incelense dahi, delil listesinde ve dava dilekçesinde spesifik olarak belirtiğimiz .. markaları ile iltibas tehlikesinin bulunduğunu; müvekkili tarafından yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde adeta müvekkille özdeşleşmesi sağlanan markalardan en önemlileri arasında yer alan "..." kök ibareli markalar bulunduğunu; müvekkilinin "..." ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşmuş 242 adet tescilli marka ve marka başvurusunun sahibi ve müvekkiline ait "..." ve "..." kök ibareli bu markaların seri marka niteliğini taşımakta olduğunu; bu markaların neredeyse tamamının ... "..." ibareli markanın tescil için başvurulduğu sınıfları ... kapsamakta olduğunu; "..." ibaresinin iltibas yarattığı müvekkilimizin belli başlı "..." ve ibaresi taşıyan markalarından bir kısmının ise aşağıda yer aldığını; yukarıda numaralarıbelirtilen müvekkiline ait markalar ile davalı markasının esas ve ortak unsurlarının aynı olduğunu; davalının yurtiçinde faaliyette bulunan bir şahıs olduğu ... göz önüne alındığında, bunun yaratıcı bir marka olmadığını, bizzat müvekkilinin markasına iltibas yaratmak istediğinin açık olduğunu; .... ilan edilen markalara yapılan itiraz üzerine marka tescil başvurusunun reddedilebilmesi için; Önceki ve sonraki markaların aynı veya aynı türdeki mal/hizmetleri veya ilişkili mal/ hizmetleri kapsaması veya önceki ve sonraki markaların aynı veya ayırt edilmeyecek derecede benzer olması veya önceki ve sonraki markaların halk tarafından karıştırılma ihtimali ve önceki ve sonraki markaların ilişkili olduğu ihtimalini kapsaması, şartlarından birisinin gerçekleşmesinin yeterli olduğunu; dolayısıyla marka hakkına tecavüzün gerçekleşmesi için "bağlantı kurma ihtimalinin olması" yeterli görülmesi gerektiğini; listelenen müvekkiline ait tescilli markalarla dava konusu "..." markası arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunması nedeniyle müvekkilinin haklarının ihlalinin söz konusu olduğunu; Konuyla ilgili emsal niteliğindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... sayılı ve 07.06.2006 günlü kararında bu hususun, "Tüketicinin, her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabildiğini düşünmek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi markada yer alan yardımcı unsurlar ile ve ayırım gücü az olan ifadeleri her zaman hatırında tutabileceği de düşünülemez. Daha önce gördüğü, yararlandığı, satın aldığı ve denediği bir malın yahut hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildiği kadarıyla hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, sonraki aynı veya benzer mal ve hizmetlere ilişkin alışverişlerinde de aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü satın almak yahut hizmetten yararlanmak istemek tüketicinin en genel yaklaşımıdır. Bu şekilde, genel olarak ürünün önemine göre tanıdığı, beğendiği ve bilinirliği ile güvenilirliği kanıtlanmış bir markayı seçerek, zaman kıtlığından doğan birtakım olumsuzluklardan ... kurtulmuş olduğunu ve markanın sağladığı garanti fonksiyonunun kolaylığından yararlandığını düşünmesi doğaldır. Bu nedenledir ki, davalı başvurusunun konusu olan işaret ile davacı markaları; söz konusu marka ve işaret altında sunulan emtiaların hitap ettiği kişilerin üzerinde bıraktığı iz itibariyle işitsel, anlamsal, görsel ve biçimsel olarak birbirlerinin benzeridir. Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibaı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanılmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya ... davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir…" biçiminde vurgulandığını; itiraza konu marka ile müvekkil markalarının bu çerçevede değerlendirildiğinde, karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunun görülmekte olduğunu; Karıştırılma ihtimali incelenirken müvekkile ait "..." ibareli markaların seri marka niteliği haiz olduğu kurum tarafından göz ardı edilerek tespitte bulunulduğunu; seri markanın önceki marka ile bağlantılı olduğuna ilişkin müşterilere ya ... markanın muhataplarına mesaj veren ve onlarda önceki markanın devamı olduğu imajı bırakan yeni bir marka yaratılmasını ifade etmekte olduğunu seri markalarda markanın asli unsurunun korunmakta tali unsurlarda değişiklik yapıldığını; seri marka olgusunda bir şirketin önceden tescil edilmiş markasının asıl unsurları muhafaza etmek suretiyle, yeni unsurlar ... dahil edilerek ve kullanıcı nazarında asıl marka ile bağlantılı olacak şekilde yeni seri markalar yaratmasının söz konusu olduğunu; .... Dairesi'nin 03.12.2012 tarihli bir kararında .... Mahkemesinin marka benzerliğine ilişkin verdiği kararını değerlendirirken; ... markası ile ... & ..., ... ve ... markalarının ayırt edilemeyecek derece benzer nitelikte olduğunu ve bu benzerliğin, görsel ve işitsel açıdan benzemiyor olsalar ..., karıştırma ve çağrıştırma ihtimali doğurduğunu, tüketici iki markayı yan yana getirip karşılaştırma yapamadığı ve yalnızca markalara dair önceki tecrübelerinden aklında kalanlara güvenebildiğinden tüketici ne kadar özenli olursa olsun bu markaların farklı olduğunu hemen anlamasının mümkün olmadığını; dolayısıyla tüketici ... markasını gördüğünde, bu markanın W seri markalarının bir parçası olduğunu ve her iki markanın sahibi arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği sonucuna ulaşmış olduğunu; Seri marka; bir kök esas marka seçilerek yatırım yapılması, yıllar boyunca bu kök markaya getirilen ek ibarelerle alınan markalar ile kök markanın pekiştirilerek seri marka olgusu yaratmakta olduğunu; kök unsurunun ayırt edici özelliğinin, kaynak gösterme fonksiyonunu belirlemede önemli bir rol oynadığını; .... 'ın .... kararında belirtildiği gibi, kök unsurun ayırt edici niteliğini belirlerken sadece başlangıçta sahip olduğu özellikler değil, aynı zamanda kullanım yoluyla elde ettiği nitelikler de dikkate alınması gerektiğini; Yargıtayın kararlarında seri marka kavramının; "Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır." (....) şeklinde tanımlandığını; seri marka oluşturulmasının sebebi kaynak markanın ve onun işletmesine ilişkin bağlantı vurgusunun güçlü bir şekilde kullanılmak istenmesi olduğunu; bu sebeple seri markalarda markanın kaynak gösterme fonksiyonunun diğer markalara nazaran daha güçlü olduğunu; bu durumun, hem Türk hukuk öğretisinde hem de Yargıtay içtihatları ile birçok kez vurgulanmış olduğunu; buna karşılık ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıyan "..." markasının tescil edilmesi durumunda ortalama tüketicinin bunu seri markaların bir devamı olarak kabul edeceğinin aşikâr olduğunu; bu eylemin doğrudan doğruya seri marka kavramının var olmasına aykırılık teşkil etmekte olduğunu; yargıtay kararlarında ... açıkça belirtildiği üzere bir işletme ile özdeşleşmiş temel markaların zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve temel vasfını koruyarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi ve bir anlamda çoğalması zorunlu ve gerekli olabileceğini; işletmeler, ekonomik gelişmeler doğrultusunda ürün çeşitlerine göre ana markanın alt kombinasyonları kullanarak hem ürünü müşterisine markasının sahip olduğu imajdan faydalanarak sunmakta, hem de ürünler veya hedef müşteri kitlesi arasındaki bazı farklılıkları vurgulamaya çalışmakta olduğunu; bu sayede markalar kendilerini gelişen ticari süreç için hazır tutmakta olduğunu, ancak, burada davalı tarafın markasının tescil edilmesi markanın korunmasının aksine müvekkili şirketin markasının imajının kullanılmasının olası zedelenme sürecini başlatacağını; Kanunun m. 7/1-b hükmünde ise karıştırma tehlikesi kavramını "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması." şeklinde tanımlandığını ve hükümsüzlük sebebi olarak sayıldığını; karıştırılma tehlikesinin varlığı birbiri ile bağlantılı olan iki unsurla belirleneceğini; bu unsurların, tescile konu malların benzerliği, markaların benzerliği olduğunu; davalı markasının müvekkilinin ... ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu ve/veya ... markaları ile işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yarattığı veya ilgili firmanın menşei itibarı ila lisans açısından bağlantı kurulabileceği, davalı markanın müvekkil marka serisinin içerisine sızmış bulunması sebebiyle bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında kaldığını anlayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunacaklarının kaçınılmaz olduğu düşünüldüğünde, iki markanın karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerekmekte olduğunu; bu karıştırılma ihtimalinin, müvekkili şirketin zamanla tanınmış olan markasının gücü ve etkileme alanının zayıflamasına neden olması, hatta "..." markasının, tüketici gözünde ürün ve hizmet kaynağını belirtme fonksiyonu giderek azaltması tehlikesi bulunduracağı gibi haksız bir şekilde markasını tescil ettirecek olan davalı açısından ... haksız bir itibar kazancı sağlayacağını; ..... sayılı kararında: davacı markalarının; ... ortak ve esas unsurlu markalardan oluştuğu, bu ibarelerin önüne veya ardına muhtelif yan ve tamamlayıcı unsurların kullanıldığının görüldüğü; markaların tamamında ... kelimesinin ön planda çıkacak biçimde tasarlanmış olduğunu, ... ibaresine eklenen bir takım tamamlayıcı kelimelerle seri markalar oluşturulduğunu; "Davacının bir kısım markalarında ise ... kelimesi tek başına yer almakta olup, ... kelimesine ortak ve esas unsur olarak yer almaktadır. Söz konusu markalarda ... ibaresinin dışında "…" ibareleri de yer almakta olup, bu ibareler markanın türü, tarifesi, içeriğine dair bilgi veren tamamlayıcı ayırt ediciliği bulunmayan tali unsurlardır. İtiraza mesnet gösterilen markalarda ... ibaresinden başka bazı kelimeler ve ... unsurlarına yer verilmesine karşın bu markalara gerek bütün itibariyle bakıldığında gerek görsel ve biçimsel olarak ve gerekse esas ve yan unsurlar anlamında değerlendirildiğinde, ilk bakışta göze çarpan, öne çıkan, markanın ayırt edici ya ... ağırlıklı unsuru, bir diğer ifadeyle, itiraza mesnet gösterilen markaların esas unsurunun ... ibaresi olduğu ve bu şekilde seri marka yaratıldığı görülmektedir…" demek suretiyle müvekkilin ... ibareli markalarının seri marka niteliğini haiz olduğunu ve ... ibaresinin esaslı unsur olduğunu hüküm altına almıştır." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu; Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından 02.10.2013 tarihinde verilen ..... sayılı kararında, mücevherlerle ilgili mal ve hizmetler için tescil edilmiş olan ... markasının önceki tarihli ve mücevherlerle ilgili mal ve hizmetleri kapsayan .... ve ... markaları ile karıştırılma ihtimali yaratabileceği gerekçesiyle hükümsüz kılınmasına karar verildiğini; davalının iddialarını ... değerlendiren ve "Diamond" ibaresinin mücevherlerle ilgili mal ve hizmetler için düşük bir ayırt edicilik düzeyine sahip olduğunu tespit eden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, markaların birbirinden yeteri kadar farklı olmadığını kabul etttiğini ve bir markanın hükümsüzlük davası sonucunda verilen kesinleşmiş bir hükümsüzlük kararı ile hükümsüz kılınmadıkça, sahibine tüm yasal hakları sağlayacağına hükmettiğini, dolayısıyla, Yargıtayın önceki içtihatlarında ... ortaya koyduğu üzere, müvekkili şirketin hâlihazırda marka hakkı bulunmaktayken, davalı tarafın tescil işleminin bu hakkın ihlal edilmesine sebep olacağı gibi hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik açısından ... sorun yaratacağını; davalı şahsın ürettiği mal ve/veya hizmetler için marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken "..." ibaresini tercih etmesinin, müvekkiline ait markanın yıllara dayanan ayırt edici karakterini zedelemekte, dolayısıyla müvekkilinin markası üzerindeki haklarını ihlal etmekte olduğunu; davalının seçebileceği onlarca yüzlerce marka varken müvekkiline ait seri markalara iltibas teşkil edecek derecede benzer bir ibareyi marka olarak seçmesinin, müvekkilinin seri markalarının toplum seviyesinde ulaştığı tanınmışlık ve güven ortamından yararlanarak haksız kazanç sağlama amacı olduğunun ortada olduğunu; TTK.nın 56. maddesinin, iktisadi rekabetin her türlü suiistimalini yasakladığını; Yasadaki bu sınırın aşılmasının MK. 2. maddesinde yazılı objektif iyi niyet kurallarına aykırı biçimde ekonomik rekabetin kötüye kullanıldığı hallerde ortaya çıkmakta olduğunu; Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" hükmünün yer aldığını; .davaya konu "..." markasının tescil edilmek istenmesinin, müvekkilinin markalarıyla sağlamış olduğu itibardan hiçbir emek ve gayret sarf etmeden, haksız olarak yararlanacağını akla getirdiğinden, yapılan istenen tescil başvurusunun iyi niyetli olduğunun düşünülemeyeceğini; müvekkilinin, bu sektördeki saygınlığını koruyabilmek, hizmet kalitesinden ödün vermemek ve bunları zedeleyebilecek her türlü taklit olayından kendisini koruyabilmek amacıyla, kullandığı markalarını ve bunlarla karıştırılma ihtimali bulunan benzer markalarını ... Enstitüsü nezdinde tescil ettirerek üçüncü şahıslara karşı koruma sağladığını; karıştırılma ihtimalini ortaya çıkaracak markaların tescil edilmesinin, müvekkilinin yukarıda saydığı haklarına tecavüz edilmesine yol açacak nitelikte olduğunu; marka tescil başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığını; ve bu nedenle hükümsüz kılınması gerektiğini; talepleri doğrultusunda benzer bir marka başvurusu hakkında verilen .... kararının iptali hakkında daha önce verilmiş bir emsal karar ve Yargıtay kararı bulunduğunu; ayrıca ... numara ile 35. ve 37. sınıf kapsamında kayıtlı "..." markasına ... nezdinde yaptıkları itirazın reddedilmesi üzerine, .... Hukuk Mahkemesinin ....E. sayılı dosyasıyla açtıkları ... kararının iptali davasında, dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında ve gerekçeli kararda hem markanın seri marka niteliğinde olduğu ve farklı sınıflarda olsa dahi iltibas olduğu kanaatine varılarak ... kararının iptal edildiğini; Yargıtay tarafından bu kararın onandığını (.... davalı şahsın, müvekkili adına tescilli numaralı "..." ve ... ibaresine ekli seri markalarının itibarından dolayı haksız avantaj elde edeceği ve müvekkiline ait "..." ibareli markalarının ayırt edici karakterine zarar vereceği göz önüne alındığında, SMK ile TTKnın haksız rekabete ilişkin hükümleri ve MKnın iyiniyet ve dürüstlük kurallarına ilişkin maddeleri doğrultusunda "..." markasının tesciline ilişkin ... kararının hukuka uygun olmadığını; "..." ibaresinin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı bir ibare olduğunu ve reddinin zorunlu olduğunu; teknolojik gelişmelerin çok hızlı değişmekte ve gelişmekte olduğunu; özellikle dijitalleşme, verilerin ... ortamda saklanması, ... veriler üzerinde ileri işlemler yapılması bir işletmenin dijitalleşmesi vs. gibi kavramların gün geçtikçe etkinliğini arttırmakta ve iş yaşamı ve günlük yaşamda kendisine daha çok yer bulmakta olduğunu; marka başvurusunun yapıldığı 09 ve 42. Sınıflar ... göz önüne alındığında söz konusu ibarenin tanımlayıcı ibare olması nedeni ile tescili mümkün olmayan bir marka olduğunun açık olduğunu; davalının usul ve yasaya aykırı olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu "..." ibareli markasının; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 5/1-(b), 5/(c)-d maddeleri uyarınca herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip işaret olmaması ve tescil başvurusu yapılan sınıfta tanımlayıcı ibareler olması nedeniyle tescilinin mümkün olmadığını; bir markanın ayırt edici niteliğe sahip olduğundan bahsedebilmek için, bu markanın tescili talep edilen malların belirli bir işletmeden kaynaklandığını göstermesi ve bu şekilde malların diğer işletmelerin mallarından ayırt edilmesini sağlaması gerekmekte olduğunu; bir markanın ayırt edici niteliği, öncelikle tescil talebine konu mallar veya hizmetler, ikinci olarak, kamunun ilgili kesiminin belirtilen mallara veya hizmetlere yönelik algısı esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini; anlamsal içeriği bir kelimenin ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığının en temel göstergesi olduğunu; kelime, tescili talep edilen malların özelliklerini doğrudan belirtiyorsa ve ilgili tüketici kesimi tarafından malın ticari kaynağını göstermekten ziyade malın niteliklerine ya ... promosyon amaçlı bir bilgilendirme mesajı yaratıyorsa ayırt edici olmadığını; bununla birlikte, malın niteliklerini doğrudan göstermiyor olmasının tek başına bir kelimeyi ayırt edici yapmayacağını; önemli olan marka olarak tescili talep edilen ibarenin ilgili tüketici kesimi açısından ürünün kaynağına işaret eden dolayısıyla marka olarak algılanabilecek bir ibare olması gerektiğini; (..... Sayılı kararındaki gerekçe) Bir işaretin tanımlayıcı olarak kabul edilebilmesi için, işaret ile mal veya hizmetler arasında doğrudan ve spesifik bir ilişkinin bulunması, işaretin mal veya hizmetlerin bir özelliğini veya kompozisyonunu doğrudan doğruya ve derhal düşündürmesi gerekmekte olduğunu; Bu ibarenin, oldukça geniş bir anlam ifade ettiğinden günümüzde ... pazarlama, ... reklamcılık gibi birçok sektörün adı haline geldiğini, örneğin; ... pazarlama, bir firmanın veya markanın ... ortamdaki pazarlama sürecine verilen ad olduğunu; günümüzün en yeni ve en geliştirilmeye müsait olan pazarlama yönteminin ... pazarlama olduğunu; radyo, televizyon, gazete ve fiziksel panoların aksine daha interaktif yöntemleri kullanarak tüketici ile iletişim halinde olan ... pazarlama yöntemlerinin gün geçtikçe yenilikçi yaklaşımlarla güncellenmekte olduğunu; Tüm bunlara göre; davalı ... 'nun 27.05.2025 tarihli ... sayılı kararı'nın iptali ile; ... kod numaralı unsurlu marka tescil başvurusunun hükümsüzlüğü-sicilden terkinini talep ve dava etmiş, duruşmada ... dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, davalı şahsın kötü niyetli başvuru yaptığı iddiasına yönelik SMK 6/9 maddesine göre ileri sürdüğü iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 30/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının ... 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 30/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ...'nun ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki .... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle ....sayılı markalar işbu itirazın incelendiği tarihte hükümden düşmüş bulundukları için itiraz gerekçeleri arasından çıkartılmıştır. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı "... " ibareli markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. ... incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'... başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya ... benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya ... benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında ... belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları...+... (...) ... (...) ... (... ) ... (...)Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; " Dava konusu davalı şahsın ... kod numaralı unsurlu marka ile davacı şirketin davasına mesned aldığı dava konusu ... kararında zikredilen markalarından halen adına tescilli olan .... unsurlu markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/9 madde ve fıkrası koşulunun oluşmadığı, dava konusu davalı ...'in 27.05.2025 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu; davalı şahsın markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğünün gerekmediği " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... Kredisi(...) ... zirvesi (... ) ... (...) " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 28-29-30 daki karşılaştırma tablosu ile taraf markaları arasında ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan " 35. Sınıfa giren " Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri " ile 42. Sınıfa giren "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri." yönünden kısmen emtia benzerliği de oluştuğu;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... (...) ... (... ) ... (...) " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... (...) ... (... ) ... (...) " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya ... idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı ... oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Bu emtialar dışında kalanlarda ise emtia benzerliği gerçekleşmediğinden taraf markalarında SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı;Diğer yönden ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası ... kanıtlanmadığı;Ancak bu durum yukarıda anlatılan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan " 35. Sınıfa giren " Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri " ile 42. Sınıfa giren "Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri." emtiaları açısından ... kararının KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına, 3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 830,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.445,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.722,70 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.24/06/2026 Katip .... Hakim ....E-İmzalıdır E-İmzalıdır