Cam ürünleri satışından doğan ticari alacağın vadesi, tahsili ve icra takibine yönelik itirazın iptali davasında verilen temyiz kararı.
Özet: Davacı, davalıya teslim edilen malların bedeli olan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 90 gün vade ile ödeme öngören fiyat teklifi temelinde gerçekleştiğini, davalının çek ve diğer ödemelerle borcunu büyük ölçüde kapattığını tespit ederek, davacının alacağının kalmadığına hükmetmiş, bu nedenle itirazın iptali talebini esastan reddederek davacıyı kötü niyetli takip başlattığı gerekçesiyle tazminata mahkum etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5493 E.  ,  2026/2370 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1404 Esas, 2025/654 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/278 E., 2023/146 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki ve cari hesap gereği davalıya cam ürünlerinden oluşan mal tesliminin yapıldığını, verilen mallar karşılığı irsaliye düzenlendiğini ve irsaliyelerin imzalandığını, ürünlerin sözleşme gereği müvekkilinin fabrikasında davalı tarafından tam ve eksiksiz olarak teslim alındığını, müvekkilinin davalıdan 7.302,12 euro alacaklı olduğunu, e-faturaların vadesinin geldiğini ancak bedellerinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/208083 E. sayılı icra dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalı tarafından uygun ve geçerli bir sebep gösterilmeksizin takibe haksız bir şekilde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takip konusu alacağın likit ve sevk irsaliyesi ile faturalara dayalı olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötüniyetli davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 2021 yılı içinde 3 adet faturaya dayalı ticari ilişki tesis edildiğini, bunların onaylanan siparişe konu 169.416,02 TL'lik 29.09.2021 tarihli fatura, 7.302,12 euro bedelli 01.10.2021 tarihli teklif formu ile buna dayalı tanzim olunan 75.154,88 TL bedelli 06.10.2021 tarihli faturalar olduğunu, ödeme emri açıklamasında tarih kısmının 10.06.2011 olarak gösterilmesinin maddi hata olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağının 01.10.2021 tarihli satış şartları nedeniyle düzenlenen 06.10.2021 tarihli karşılığı 75.154,88 TL olan fatura olduğunu, ödemenin 90 gün vade ile yapılacağını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre ödemenin en erken 02.01.2022 tarihinde muaccel hale geleceğini, müvekkili şirket tarafından 8.918,13 TL ve 62.500,00 TL bedelli iki adet çekin davacı şirkete kargo ile gönderildiğini, her iki çekin de davacı tarafça ibraz edilerek tahsil edildiğini, davacının çekleri teslim almasına rağmen haksız ve kötüniyetli takip başlattığını savunarak davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak davacı, taraflar arasında 01.10.2021 tarihli ve 2972 referans numaralı sözleşme ile peşin ödemenin kararlaştırıldığı fiyat teklif formunun esas alınmasını, davalı ise; 01.10.2021 tarihli ve 2973 referans numaralı sözleşme ile 90 gün vade ile ödemenin kararlaştırıldığı fiyat teklif formunun esas alınmasını talep ettiğinden bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu ve toplanılan delillerin değerlenmesi sonucunda; 01.10.2021 tarihli ve 2973 referans numaralı teklif formunun incelenmesinde; 294,68 m² miktarlı, 21,00 euro birim fiyatlı olarak 7.302,12 euro bedelli sözleşme ile 90 gün vade ile ödemenin kararlaştırıldığı, davacının icra takibine konu ettiği faturanın da; aynı miktar ve birim fiyat üzerinden 7.302,12 euro tutarın TL karşılığı olarak 75.145,88 TL bedel üzerinden düzenlendiği nazara alındığında davacı tarafça da bu fiyat teklifinin benimsendiği ve faturanın icra takibine konu edildiği, bu sebeple davacı şirket temsilcisinin söz konusu fiyat teklifi üzerindeki imzaya itirazına itibar edilmediği, davacının ticari defter ve belgelerinde de; icra takibine dayanak yapılan faturaya ilişkin olarak 06.10.20 21... .10.2021 tarihlerinde toplam (2.190,78 TL+1.575,97 TL) 3.736,75 TL ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından 20.12.2021 keşide tarihli, ... seri numaralı, .... Şubesine ait, keşidecisi ... Kapı Sistemleri...A.Ş. olan 8.918,13 TL ve 31.12.2021 keşide tarihli, ... seri numaralı, ... Bankası .... Şubesine ait, keşidecisi ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olan 62.500,00 TL bedelli iki adet çek ile toplam 71.418,13 TL ödeme yaptığı, davacının davaya ve takibe konu fatura nedeniyle alacağının bulunmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67/2. maddesine göre takibinde haksız ve kötüniyetli alacaklı aleyhine istem halinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği; dosya kapsamına sunulan 01.10.2021 tarihli ve ... referans numaralı teklif formunda 90 gün vade ile ödemenin kararlaştırıldığı nazara alındığında; takip tarihi itibariyle borcun muaccel olmadığı, davacının davaya konu takipte haksız olduğu, davaya konu borcun muaccel olduğu 02.01.2022 tarihi itibariyle de ödendiği nazara alındığında davacının aynı zamanda kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, dava değerinin %20'si üzerinden hesap edilen 23.108,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ticari defterlerinde, dava konusu faturanın da bulunduğu, davalı ile cari hesaba dayalı ticari ilişkisinde davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının kayıtlı olduğu, faturanın 90 gün vadeli fiyat teklif formundaki birim fiyatları üzerinden düzenlenmesi nedeniyle davacının bu teklif formunu benimsediği, davacının kendi ticari defter kayıtlarında alacaklı olmadığı halde, fatura alacağının tamamı üzerinden icra takibi başlattığı, davacının icra takibinde ve itirazın iptali davasında haksız ve kötüniyetli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satımdan kaynaklı fatura alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle taraflar arasındaki 01.10.2021 tarihli ve 2973 referans numaralı sipariş sözleşmesinde 90 günlük vade kararlaştırılmış olmasına karşın davalı tarafından bu vadeden önce 20.12.20 21... .12.2021 keşide tarihli iki ayrı çek ile ödeme yapılmış olmasına, verilen çeklerin takip ve dava konusu 06.10.2021 tarihli fatura bedelini karşılar şekilde olmasına, taraflar arasında bu çeklerin verilmesini gerektirecek başka bir cari hesap ilişkisi bulunmamasına, davacı tarafça 20.12.2021 keşide tarihli çekin tahsil edilmesinden sonra ve 31.12.2021 keşide tarihli çekin ise ödeme tarihi henüz gelmeden, 20.12.2021 tarihinde faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatılmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
27.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.