Orman vasfından çıkarılan taşınmazın kullanıcı şerhi davasında usul eksikliği bozması sonrası verilen red kararının temyizine ilişkin içtihat.
Özet: Orman sınırları dışına çıkarılarak hazine adına tescil edilen bir taşınmazın beyanlar hanesine kimin adına kullanıcı şerhi yazılacağı konusundaki davada, davacı 30 yılı aşkın süredir taşınmazı kullandığını ileri sürerek kendi adına şerh düşülmesini talep etmiştir; ilk derece mahkemesinin davacı lehine olan ilk kararı, üçüncü bir şahsın usulüne uygun tebliğ edilmemesi ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali nedeniyle bozulmuş, bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada ise mahkeme davacının talebini reddederek taşınmazın kadastro tespitindeki gibi tesciline karar vermiş, davacı vekili bu ret kararını kazanılmış haklara uyulmadığı ve delil değerlendirmesinde hatalar olduğu gerekçesiyle temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/170 E., 2024/120 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 70 20... parsel sayılı 235,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işbu taşınmaz ve üzerindeki tek katlı kargir binanın 20 yıldan beri ...'in kullanımında olduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 30 yılı aşkın süredir müvekkilinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2017/20 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararı ile keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre taşınmazın 30 yılı aşkın bir süredir davacı tarafından kullanıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacının Hazineye karşı açtığı ve Hazine adına yapılan tespitin iptali talebi yönünden davasının reddine, davalı ...'e karşı açtığı şerhe yönelik davanın kabulüne, 70 20... parsel sayılı taşınmazın, beyanlar hanesinin 2. maddesine bulunan, “...işbu taşınmaz ve üzerindeki 1 katlı kagir bina 20 yıldan beri ... oğlu ...'in kullanımındadır..." şerhinin iptaline bu şerh yerine; "...İşbu taşınmaz 20 yıldan beri ... T.C. kimlik numaralı ... oğlu ...'nın kullanımındadır..." şerhinin yazılmasına karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2021/5800 Esas, 2023/3127 Karar sayılı ilamıyla ''...davacı ... vekili tarafından 13.12.2018 tarihli dilekçe ile, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan ...'in davaya dahil edilmesi talep edilmiş ve bu dilekçe içeriğinde dahili davalının adresi olarak "... sokak Numara 30/7 .../İstanbul" adresi gösterilmiştir. Dosya kapsamından sözü edilen kişinin başkaca bir adresinin bulunduğuna da rastlanılmamıştır. Dolayısı ile öncelikle dahili davalının işbu adresine tebligat yapılması, bundan sonra tebligatın bila ikmal dönmesi halinde ise bu kez “MERNİS” şerhi verilmek sureti ile tebligat yapılması gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince bu yol izlenmeksizin sözü edilen adrese doğrudan "MERNİS" şerhi verilmek tebligat çıkarılmış ve 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, bilahare yapılan tebligatlar ise bila ikmal iade edilmiştir. Şu halde, davalı taraf usulüne uygun şekilde davaya davet edilerek, savunma ve delilleri tespit edilmediğinden davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verildiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, dahili davalıya yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygun şekilde dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye düzenlenmeli, bu yolla yöntemince taraf koşulu yerine getirilmeli, dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğu...''gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanları doğrultusunda, taşınmazın öncesinde ... tarafından süt üretimi ve hayvan yetiştiriciliği için ahır olarak kullanıldığı, 1990 yılında ... tarafından ... satıldığı, üzerine binanın ... tarafından yapıldığı ve konut olarak kullanıldığı kadastro tespitinin doğru yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 70 20... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanılmış haklara riayet edilmediğini, sadece bir tanığın beyanının dikkate alındığını, davalının evinin dava konusu taşınmazda yer alıp almadığının bilinmediğini, bu hususun gözden kaçırıldığını, tanığın davalının eşini tanımasının taşınmazın durumunu bildiğine delil teşkil etmediğini, tanıkların taşınmazın yerini tam olarak göstermediğini, 1987 yılındaki uydu görüntülerinde yapılaşma olmadığının bildirilmesinin hatalı olduğunu, davacı tanık beyanlarının da, taşınmazı müvekkilinin kullandığını ispatladığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.