Silahlı terör örgütü üyeliği suçunda ByLock, kod adı ve örgütsel bağ kanıtı bulunmayan eylemlerin mahkûmiyet için yetersiz olduğuna dair bozma kararı.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece ve istinaf mahkemelerince verilen mahkûmiyet kararı, Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yüksek Mahkeme, örgüt üyeliği için aranan organik bağ, eylemlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu unsurlarının sanığın eylemlerinde (kriptolu iletişim ağı kullanmama, kod adı olmaması, rutin bankacılık işlemleri ve örgütsel içeriği tespit edilemeyen dini sohbetlere sınırlı katılım) bulunmadığını belirtmiştir. Yargıtay, sadece örgüte sempati duyma veya birkaç kez toplantıya katılmanın üyelik için yetersiz olduğunu vurgulayarak, sanığın mahkûmiyetine yeterli, şüpheden uzak delil elde edilemediğine karar vermiştir. Bu doğrultuda, mahkûmiyet hükmü hatalı bulunarak beraat gerektiği sonucuna varılmıştır.
3. Ceza Dairesi         2023/22936 E.  ,  2026/8928 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/28 E., 2022/1139 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2020/29 E., 2021/443 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 62, 58/9 ve
63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet
kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir.
Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; örgütün kriptolu iletişim ağı olan ... iletişim sistemini kullandığına dair tespit ve iddia bulunmayan, kod adı kullanmayan, rutin bankacılık hareketlerine ilişkin tespitler ve örgütsel içereği tespit edilemeyen dini sohbet toplantılarına üç dört kere katılmaktan ibaret eylemleri dışında örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılarak, çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içeren faaiyetlerde bulunduğu ya da örgüte maddi veya manevi yardımda bulunduğu yönünde mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemeyen sanığın müsnet suçtan beraatine karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 21. Ağır
Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, üye Dr. ...'ın eksik soruşturmaya dayanan karşı oyu ile 29.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık hakkına suçun sübutu, hukuki vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil niteliğinde olan tanık ...'in yemin verilmeyen tanıklardan olmamasına rağmen 5271 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yanlış anlam yüklenerek yeminsiz olarak dinlenilmesi ve UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında bilgi ve beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa aşama beyanlarının aslı veya onaylı suretleri getirtilerek, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeni ile bozma kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.