Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi, benzer seri marka iltibası ve kötü niyet iddialarıyla tescil kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü talebini değerlendiriyor.
Özet: Davacı, kendi "... edilmiş ..." ibareli seri markalarının yoğun kullanımıyla tanınmışlık kazandığını, davalı şirketin başvurusunun ise kendi markasının ayna yansıması ve kötü niyetli bir taklidi olduğunu, aynı veya örtüşen sınıflarda tescil edilmesinin ciddi bir karıştırılma ihtimali ve haksız yarar doğuracağını belirterek, itirazın reddi kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı firma ise kendi markasının daha önceki bir tescile dayandığını ve uzun yıllardır kullanıldığını, bu durumun kazanılmış hak oluşturduğunu, davacı markalarıyla bütünsel değerlendirmede belirgin görsel farklılıklar nedeniyle karıştırılma ihtimali olmadığını, tüketicilerin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu ve davacının tanınmışlık iddialarının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/321 Esas - 2026/256
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K ... R ... RESAS NO : 2025/321 KARAR NO : 2026/256DAVA : Marka ...Sayılı ... Kararı İptali-HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 25/07/2025KARAR TARİHİ : 08/06/2026 Yazım Tarihi: 22/06/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna karşı yapılan itirazın, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin ...sayılı ... kararının hatalı olduğu, Davacı Şirket’in 2019 yılından itibaren özellikle 35 ve 36. sınıflarda “... edilmiş ...” ibareli seri markaları yoğun ve yaygın biçimde kullandığı, bu markaların tüketici nezdinde tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandığı, dava konusu markanın ise Davacı Şirket markasının ayna yansıması ve basit görsel değişikliklerle oluşturulmuş bir taklidi niteliğinde olduğu, aynı veya örtüşen sınıflarda tescil edilmek istendiği, bu durumun iltibas tehlikesi doğurduğu ve haksız yarar sağlama amacına hizmet ettiği, bu nedenle ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü gerektiği, Davalı Şirket’in müktesep hak iddiasının dayanağı olan markanın ilgili sınıflarda ciddi biçimde kullanılmadığı, kullanım ispatının sunulamadığı, bu nedenle müktesep hak koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun marka yedeklemesi niteliğinde kötü niyetli bir başvuru olduğu, Davacı Şirket markalarının uzun süreli kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ve davalı başvurusunun bu markaların itibarından haksız yararlanma amacı taşıdığı, taraf markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu ve iltibas ihtimalinin yüksek olduğu, davalı kurumun markalar arasında benzerlik bulunmadığı ve SMK m.6/1 koşullarının oluşmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğu, “...” harfinin tek başına değil stilizasyonu ile birlikte ayırt edicilik kazandığı, dava konusu markanın Davacı Şirket markasının basit varyasyonu olduğu, markaların bütünsel izlenimi itibarıyla ayniyet derecesinde benzerlik taşıdığı, özellikle 09, 35 ve 36. sınıflar bakımından mal ve hizmetlerin örtüştüğü, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu” öne sürülerek ... ...’nın ...sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı 9, 35 ve 36 sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: ... sayılı marka başvurusunun, daha önce ... tescil numarası ile aynı ibare üzerinde mevcut olan önceki tarihli tescile dayandığı, bu nedenle başvuru üzerinde kazanılmış hak bulunduğu, söz konusu ibarenin uzun yıllardır kesintisiz ve yaygın şekilde kullanıldığı, aynı asli unsur korunarak yapılan yeni başvurunun seri marka niteliğinde olduğu ve hukuken korunması gerektiği, bu kazanılmış hakkın Davacı Şirket’in 2019 ve sonrasına ait markalarından daha eskiye dayandığı; Davacı Şirket’in iddialarının aksine taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, karşılaştırmanın markaların bütünsel izlenimi esas alınarak yapılması gerektiği, davacı markalarının tek harften oluşmadığı, çeşitli kelime unsurları içerdiği ve bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği, “...” harfinin tek başına ayırt edici olmadığı ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı, tek harfli işaretlerde görsel farklılıkların belirleyici olduğu, somut olayda markalar arasında belirgin görsel farklılıklar bulunduğu, özellikle stilizasyon, renk, konum ve kompozisyon bakımından farklı algı yaratıldığı, ayrıca ilgili tüketici kitlesinin özellikle finans ve sigortacılık hizmetlerinde yüksek dikkat düzeyine sahip olduğu ve bu nedenle karıştırılma ihtimalinin daha da zayıfladığı; Davacı Şirket’in tanınmışlık iddialarının ispatlanamadığı, dosyada markaların yoğun ve ciddi kullanımına ilişkin yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle SMK m.6/5 kapsamında koruma şartlarının oluşmadığı, tanınmışlık, haksız yarar sağlama, itibarın zedelenmesi veya ayırt edici karakterin sulandırılması ihtimallerinin somut olayda mevcut olmadığı; dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı, zira başvurunun önceki tarihli tescile dayandığı ve uzun süredir kullanılan bir işaretin devamı niteliğinde olduğu, başvurunun dürüstlük kuralına aykırı bir amaç taşımadığı; ayrıca ... nezdinde ileri sürülmeyen yeni markaların veya yeni itiraz gerekçelerinin dava aşamasında dikkate alınamayacağı, itirazın yalnızca Kurum nezdinde ileri sürülen markalarla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, bunun dışında kalan markalar yönünden değerlendirme yapılamayacağı, bunun yanında Davacı Şirket markaları bakımından kullanım ispatı talep edildiği ve kullanımın ispatlanamaması halinde bu markalara dayanılarak ileri sürülen iddiaların dikkate alınamayacağı; henüz tescil edilmemiş bir marka bakımından hükümsüzlük talebinde bulunulamayacağı, bu nedenle bu yöndeki taleplerin de reddi gerektiği, tüm bu nedenlerle ... kararının yerinde ve hukuka uygun olduğu” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, kişi hakkı, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ...'in ...sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; Hükümsüzlük talebi açısından; dava konusu edilen başvuru markasının kapsamında yer alan 09, 35 ve 36. Sınıftaki emtialar yönünden yukarıda belirtilen davacı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının tescili halinde kısmen hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, davalı savunması açısından ... sayılı önceki markasının başvuru markası açısından eski kullanımı nedeniyle müktesep hakkı savunmasının davacının hükümsüzlük iddialarını çürütüp çürütemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 26/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....sayılı "... ...", "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir..............Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmamıştır. 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince.....Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. .... Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli .... sayılı kararının ..... paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır. Son olarak, itiraz sahibinin diğer fikri haklar veya kişi hakları gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde söz konusu iddianın ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları... (...) ...+... (...)13/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "SMK md. 6/1 kapsamında; dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescil kapsamına alınmak istenilen 4. Sınıf kapsamındaki mallarının tamamının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının 35. Sınıf kapsamında birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescil kapsamına alınmak istenilen 6. Sınıf kapsamındaki mallarının tamamının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının 35. Sınıf kapsamında birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Dava konusu .... sayılı başvuru markasının tescil kapsamına alınmak istenilen 9. Sınıf kapsamındaki mallarının tamamının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının 9. Sınıf kapsamında birebir aynı mal niteliği taşıdığı, Dava konusu ... sayılı başvuru markasının tescil kapsamına alınmak istenilen 35. sınıfa konu toptan ve perakende pazarlama/mağazacılık hizmetleri bakımından mal grubu olarak tebliğde yer alan 1-34. sınıflara konu tüm mallarının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının kapsamında 35. Sınıfta birebir aynen yer aldığı, Dava konusu .... sayılı başvuru markasının tescil kapsamına alınmak istenilen 36. Sınıf kapsamındaki hizmetlerinin tamamının, davacının itiraza mesnet .... sayılı markalarının 36. Sınıf kapsamında birebir aynı hizmet niteliğinde yer aldığı, Davacının itiraza mesnet .... sayılı markaları ile davalının .... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Davalının kazanılmış hak iddiası bakımından mesnet gösterdiği ... sayılı markanın Yargıtay İçtihatlarında bir arada aranan kriterleri karşıladığı, SMK md. 6/5 kapsamında; davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 05.10.2023 itibarıyla Davacının “...” ibareli markalarının “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğu/tanınmışlık düzeyinin korunduğu”nun ispatlanamadığı, Dava konusu marka, davacı tarafa ait ticaret unvanını ve alan adının esaslı unsurunu içermediğinden, SMK md. 6/6 hükmü dolayısıyla davacının ticaret ünvanından kaynaklı başkasına ait fikri mülkiyet haklarından kaynaklı bir tescil engelinden somut olayda bahsedilemeyeceği, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının SMK 6/1 hükmü kapsamında dava dilekçesinde yer vermiş olduğu “.... ibareli markalarına dayalı hükümsüzlük talebine ilişkin olarak karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin ve bu nedenlerden doğan bir hükümsüzlük sebebinin bulunmadığı, ... ...sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... " ve diğer ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+... " ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"...+... " ve diğer ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/06/2026 Katip .... Hakim ....E-İmzalıdır E-İmzalıdır