Yargıtay, kamu kurumları aracıyla dolandırıcılık suçunda sanık ölümüne bağlı düşme kararını onarken, akrabalık bağına dayalı hatalı uzlaşma ile verilen düşme hükmünü bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanarak dolandırıcılık suçlamasıyla yargılanan sanıklardan birinin ölümü üzerine hakkındaki kamu davasını kanun gereği düşürürken; diğer sanık hakkında verilen uzlaşma nedeniyle düşme kararını hatalı bularak bozmuştur, zira TCKnın 167. maddesinde belirtilen şahsi cezasızlık veya cezada indirim nedenlerinin uygulanabilmesi için tüm mağdurların "aynı konutta beraber yaşama" gibi yasal şartları taşımadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu ve sanığın nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : DüşmeYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanık ... hakkında 19.01.2023 tarihinde karar verildikten sonra dosyanın ele alınarak sanığın 02.04.2023 tarihinde ölmesi nedeniyle verilen 26.04.2023 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu ve Cumhuriyet Savcısının temyizinin sanıklar hakkında uzlaşma nedeniyle düşme hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönündenSanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre karar tarihinden sonra 02.04.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nin 222/8. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönündenSanık ...'ın dedesi, sanık ...'ın babası olan ...'ın 15.01.1990 tarihinde vefat etmesine rağmen sanıkların iştirak halinde hareket ederek ... adına ...'ın eşi olan...'ı ölmüş ve sanık ...'yi de ... ve ...'nin tek çocuğu gibi gösterdikleri sahte nüfus kaydı ve sanık ...'nin imzaladığı dilekçe ile Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müracaat edip sahte veraset ilamı aldıkları, daha sonra sanık ...'nin babası olan sanık ...'den gayrimenkulleriyle ilgili tüm işlemleri yapabilmek için aldığı vekalet ile ... Tapu Müdürlüğü'ne giderek ...'a ait 995, 9 99... parsellerde kayıtlı portakal bahçeleriyle evini sanık ...'ye miras yoluyla intikalini sağladığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 5237 sayılı TCK'nin 167. maddesine göre dolandırıcılık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, ... veya ... veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Ancak haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.5237 sayılı TCK'nin 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı gereği fail diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Buna göre faillerinden biri hakkında 167. maddeye göre şahsi cezasızlık sebebi olsa da uygulanma olanağı bulunmayan fail bu hükümden yararlanamaz. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 11.12.2013 tarihli ve 2012/21581-2013/19844 sayılı ve 03.03.2021 tarihli ve 2017/30655-2021/2316 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere somut olayda ... olaydan önce öldüğü için mağdurların olay tarihinde müteveffa ...'ın mirasçıları olduğu, sanık ...'ın dedesi ...'ın mirasçılarına karşı işlediği bu suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nin 167.maddesinin birinci veya ikinci fıkralarının uygulanabilmesi için tüm mağdurlara yönelik şartları taşıması gerektiği, buna göre olay zamanı ...'ın mirasçılarının eşi..., çocukları ..., ..., ... ve olaydan önce öldüğünden ...'nin mirasçıları olduğundan sanık hakkında 167/1. maddenin ve 167/2.maddesinde belirtilen "haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin" şartını taşımadığından uygulama olanağı bulunmadığı, 167/2.maddesindeki: "aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir." hükmünün sanık hakkında uygulanması için ise "aynı konutta beraber yaşama" şartının zorunlu olduğu, bu şart gerçekleşmediğinde suçun şikayete tabi olmadığı ve indirim yapılamayacağı, somut olayda tüm mağdurların olay zamanı aynı konutta beraber yaşama şartını gerçekleştirmediği anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı TCK'nin 158/1-d.maddesine göre cezalandırılması gerekir iken oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve hatalı değerlendirme ile suçun uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaşmanın sağlandığı kanaatiyle düşme kararı verilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.