Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka hükümsüzlüğü davasında, mevcut tanınmış markanın benzer yeni bir marka tarafından görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırılma potansiyeliyle haksız rekabet ve itibar zedelenmesi iddiaları inceleniyor.
Özet: Davacı, müvekkil şirkete ait tescilli ve tanınmış markaları ile başvuruya konu yeni markanın, özellikle "..." ibaresinin benzer algılanması, Türkçe karakter kullanılmadan dijital ortamda sıklıkla "..." biçiminde yazılması ve fonetik olarak karışıklığa yol açması nedeniyle görsel, işitsel ve algısal düzeyde yüksek derecede karıştırılma ihtimali taşıdığını; markaların başında yer alan "..." ibaresinin de örtüşmesi ve benzer ürün/hizmet sınıflarında faaliyet gösterilmesi sebebiyle tüketicilerde aynı ekonomik kaynaktan geldiği algısı yaratarak, müvekkilinin marka itibarını ve ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ileri sürerek, başvuruya konu markanın hükümsüzlüğünü ve tescil kararının iptalini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/310 Esas - 2026/304

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K ... R ... R
ESAS NO : 2025/310
KARAR NO : 2026/304
DAVA : Marka ... Kararı İptali-Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 18/07/2025
KARAR TARİHİ: 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Başvuruya konu “...” ibareli marka ile müvekkil şirkete ait “...”, “... ... ”, “... ”, “... ... ” gibi ibareleri içeren tescilli markalar arasında, görsel, işitsel ve algısal düzeyde karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzerliğin mevcut olduğunu, “...” markasının son kısmında yer alan “...” bölümü, müvekkilin marka ailesinin temelini oluşturan “...” ibaresiyle aynı biçimde algılandığını ve bu yönüyle tüketici nezdinde doğrudan müvekkil markalarıyla özdeşleştiğini, her iki ibarenin de kısa, kolay telaffuz edilen, sade yapılar olduğunu bu tür markalarda tüketicinin algısının genellikle bütünsel düzeyde olduğunu bu nedenle “...” ibaresi, kelime sonundaki “...” harfiyle birlikte yazılmış olsa dahi, “...” ibaresiyle benzer şekilde okunduğunu, aynı tınıyı verdiğini ve aynı ticari izlenimi yarattığını, son harfte kullanılan “...” sesi, günlük dilde “...” sesiyle sıkça karışabildiğini; özellikle kelimenin sonunda kullanıldığında her iki harfin, işitsel olarak neredeyse ayırt edilemez hale geldiğini, bu benzerliğin yalnızca işitsel düzeyde değil, görsel olarak da geçerli olduğunu, günümüzde markaların dijital ortamlarda, sosyal medya gönderilerinde, e-ticaret sitelerinde ya da mobil uygulamalarda sıklıkla Türkçe karakterler kullanılmadan sunulduğunu, bu nedenle “...” ibaresinin çok defa “...” biçiminde yazıldığını, bu haliyle de tüketici tarafından doğrudan “...” olarak okunduğunu ve algılandığını, başvuruya konu markanın başında yer alan “...” ibaresi de müvekkilin markalarında yer alan ve zamanla marka ailesinin tamamlayıcı bir unsuru haline gelmiş “...” ibaresiyle örtüştüğünü, müvekkilin tescilli markalarında yer alan “...” ibaresi, özellikle ... ürünlerinin kısaltması olarak sektörde yaygın biçimde kullanıldığını, tanındığını ve markanın ayırt edici yapısını pekiştirdiğini, “...” ve “...” ibareleri karşılaştırıldığında, her ikisinin de “...” harfiyle başlayıp “...” harfiyle bittiğini; yalnızca ortadaki harfin (“...” ve “...”) farklılık gösterdiğini, bu benzer yapının, kısa ve vurguya açık ibarelerde bütünsel algının ağır bastığı dikkate alındığında, görsel düzeyde ciddi karışıklık yaratmaya elverişli olduğunu, işitsel düzeyde ise bu benzerliğin çok daha belirgin olduğunu, “...” ibaresinin, ... fonetik kurallara göre “...” şeklinde telaffuz edildiğini, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetler incelendiğinde, başvuruya konu markanın 35. sınıftaki hizmetleri ile müvekkil markasının 01., 29. ve 35. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetleri arasında doğrudan bir benzerlik ve tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğunu, müvekkil markası ile davalı markası hem birebir aynı ürünleri kapsadığını hem de aynı ürünlerin ticari sunumu ve pazarlanmasına yönelik tamamlayıcı hizmetlerde çakıştığını, ortalama tüketici nezdinde markaların aynı ekonomik kaynaktan geldiği yönünde bir algının oluşmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, aynı ürün grubu, aynı satış noktaları, aynı kataloglar ve benzer raf düzenleri içerisinde bu markaların iltibas yaratmasının kaçınılmaz olduğunu, bu durum yalnızca müvekkilin ekonomik zararına yol açmakla kalmayacağı, aynı zamanda kalite algısının bozulmasına ve marka itibarı üzerinde doğrudan olumsuz etkiye neden olacağını, müvekkili ... ........’nin, 1996 yılından bu yana “yem, gübre ve ...” sektöründe faaliyet gösteren, sektörde kalite ve güvenle özdeşleşmiş, yalnızca ulusal pazarda değil, aynı zamanda ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., .... ve .... gibi ülkelerde de tescilli “... ...” markası ile tanınan yerleşik bir firma olduğunu, firmanın, 25 yılı aşkın süredir Türkiye’nin önde gelen yem ve ... üreticilerinden biri olarak sektörde güçlü bir yer edindiğini, müvekkilin açmış olduğu ... karar iptali istemli ve .... Hukuk Mahkemesi'nin .... E sayılı davası kapsamında alınan rapor ile müvekkil markasının tanınmış marka olduğu tespit edilmiş olup söz konusu bilirkişi raporunun dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkil şirkete ait ... sayılı "..." marka başvurusu aleyhine dava dışı üçüncü şahıslarca gerçekleştirilen itiraz üzerine .... Hukuk Mahkemesi .... Esas sayılı dosyada alınan karar ile müvekkilin "Yumurtalar ve ... tozları" bakımından kazanılmış hakkının mevcut olduğu yönünde karar verildiğini, itiraza konu “...” markasının, müvekkilin tanınmış markasını bütün olarak içermekle kalmamakta, bu markayla benzer ürünlerde kullanılmak üzere tescil edilmek istendiğini, bu durumun, SMK ....6/5 kapsamında aranan “tanınmış markadan haksız yarar sağlama”, “markanın itibarına zarar verme” ve “ayırt edicilik karakterini zedeleme” risklerinin her birini taşıdığını, dava konusu markanın tescil edilmesinin haksız rekabet yaratacağını, davalı şirketin, basiretli tacir gibi davranmadığını, kötü niyetli olduğunu, markanın müvekkile ait uzun süreli tescilli geçmişi, sektör içinde yaygın kullanımı ve bilinirliği göz önüne alındığında, söz konusu ibarenin tercih edilmesi, başvuru sahibinin müvekkil markasını bildiği ve bilinçli olarak benzer bir işaretle başvuru yaptığı gerçeğini ortaya koyduğunu ifade ederek ....’nun ... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait ... sayılı "..." marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru markasına yönelik itiraz edenlerden davacı firmanın mesnet markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı haksız rekabet oluşturduğu iddia ve itirazların reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının bu davanın tarafları açısından iptalinin, tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 04/06/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 18/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; " ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazların reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ...... .... sayılı ..... "...", ..... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 .... SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazlar incelenmiştir.
....Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 .... SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazlar haklı görülmemiştir.
İtiraz sahiplerinin kötü niyet gerekçeli itirazları ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır.
Son olarak ... ŞİRKETİ tarafından yapılan diğer fikri haklar gerekçeli itirazlar da incelenmiş ve başvurunun tescili durumunda itiraz sahiplerine ait herhangi bir hak ihlali bulunmadığı görüldüğünden 6769 .... SMK Md. 6/6 gerekçeli itirazlar reddedilmiştir.
KARAR: ... ŞİRKETİ, ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itirazların reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
06/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1-Dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka kapsamında yer alan “sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar, Yumurtalar, ... tozları. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile davacının mesnet markalarının emtialarının aynı ve/veya bezer olduğu,
2-Dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı,
3-Dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında SMK .... 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
4- SMK .... 6/5’in uygulanma imkânı bulunmadığı;
5-Kötüniyet iddiasına ilişkin iddiaların Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
6-Rapor sonucunda ulaşılan sonuç ile dava konusu yapılan ... kararının uyumlu olduğu," şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü ... : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/06/2026
Katip .... Hakim ....
E-İmzalıdır E-İmzalıdır