Sigorta şirketinin sigortalının feragat beyanına rağmen yaptığı kasko tazminatı ödemesinin sebepsiz zenginleşme iddiasıyla iadesi istemli itirazın iptali davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, kasko poliçesi kapsamında taş isabeti sonucu hasarlanan araç için sigortalısına yaptığı tazminat ödemesinin, sigortalının ödeme öncesinde hasar talebinden feragat etmesi nedeniyle hukuki dayanağını kaybettiğini ve sebepsiz zenginleşme oluştuğunu ileri sürerek, sigortalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep etmektedir. Davalı sigortalı ise, sigorta şirketinin feragat bildirimine rağmen ödemeyi kendi inisiyatifiyle ve doğrudan tamir firmasına yaptığını, bu nedenle malvarlığında bir artış olmadığını, ödemenin sözleşmesel bir edim olduğunu ve Borçlar Kanununa göre bilerek yapılan ödemenin geri istenemeyeceğini savunmaktadır; mahkeme, sigorta şirketinin basiretli bir tacir olarak ödeme öncesinde yükümlülüğünü sorgulaması gerektiğini ve feragatin karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu belirtmiştir.

T.C.

DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 27/02/2026
KARAR TARİHİ : 18/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen .....numaralı .....Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalanan aracın .....tarihinde seyir halindeyken önünde giden damperli kamyondan taş sıçraması neticesinde hasarlandığını, bağımsız eksper incelemesi sonrasında açılan .....numaralı hasar dosyası üzerinden davalıya .....tarihinde 91.236,00 TL tazminat ödendiğini ancak daha sonra davalının ilgili hasar dosyasına yönelik tüm haklarından feragat ettiğini bildirmesi sebebiyle yapılan ödemenin hukuki dayanağının ortadan kalktığını ve sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesinin gerektiğini, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanması sebebiyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davalının yerleşim yeri itibarıyla mahkemenin yetkili bulunduğunu, arabuluculuk sürecinde .....tarihinde anlaşmazlık tutanağı düzenlenerek dava şartının yerine getirildiğini, davalının İstanbul .....İcra Dairesinin .....Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, vaki itirazın 91.236,00 TL alacak yönünden iptali ile takibin .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle devamına, dava dilekçesi ve eklerinin davalıya tebliğine, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının süresi içinde cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ile hasar raporunda uyuşmazlık konusu araç plakasının bir kısım yerlerde ....., bir kısım yerlerde ise müvekkiline ait .....olarak gösterilmesinin dosyanın özensiz hazırlandığını ortaya koyduğunu, taraflar arasında akdedilen .....tarih ve .....numaralı kasko sigorta poliçesi primlerinin eksiksiz ödendiğini, .....tarihinde poliçe yürürlük süresi içerisindeyken seyir halindeki aracın ön camına taş isabet etmesi neticesinde meydana gelen hasarın ve cam değişiminin poliçe teminatı kapsamında kaldığını, davacı sigortacının üçüncü kişiye yaptığı ödemenin sebepsiz zenginleşme değil sözleşmesel edimin ifası niteliğinde olduğunu, müvekkilinin hasar dosyasına ilişkin açık ve yazılı feragat dilekçesini .....tarihinde davacıya sunmasına rağmen davacının bu durumu bilerek yaklaşık beş ay sonra .....tarihinde kendi inisiyatifiyle onarım firmasına ödeme yaptığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesi uyarınca borçlu olmadığını bilerek kendi isteğiyle ödeme yapan kimsenin bunu geri isteyemeyeceğini, bedelin müvekkiline değil doğrudan cam değişimini yapan firmaya ödenmesi sebebiyle müvekkilinin malvarlığında bir artış ve zenginleşme gerçekleşmediğini, müvekkilinin iradesi ve onayı dışında gerçekleştirilen ödemenin müvekkiline yüklenemeyeceğini ve rücu edilemeyeceğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunması karşısında sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamayacağını, feragate rağmen bilinçli yapılan ödemenin icra takibine ve davaya konu edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İstanbul .....İcra Dairesinin .....Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe vaki itiraz doğrultusunda davanın reddini, davacı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını savunmuştur.
GEREKÇE:
Dava, Kasko Sigortası'ndan dolayı sigorta şirketinin sigortalısı yerine ödemiş olduğu tazminatın sebepsiz zenginleşme hükümlerince istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında, .....plakalı araç için .....başlangıç ve .....bitiş tarihli kasko poliçesinin kurulduğu görülmüştür.
Davacı sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olup, kendisi tarafından düzenlemiş olan poliçeye dayalı olarak ödeme yaparken, basiretli bir tacir gibi davranarak, zarara yönelik incelemeyi doğru yapmak, zarar talebinin ve ödeme yükümlülüğünün devam edip etmediğini araştırarak ödeme yapmak ile yükümlüdür.
Somut olayda ise zararlandırıcı olay .....tarihinde gerçekleşmiş, sigortalı olan davalı zararın giderilmesi için davacıya başvurmuş ise de .....tarihli dilekçesi ile hasarın karşılanmasına ilişkin talebinden feragat etmiştir. Feragat, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Söz konusu irade beyanı ileri sürüldüğü anda hüküm ve sonuçlarını doğurur. Davalının sigorta poliçesinden doğan hakkından feragati sonucu, davacının poliçe kapsamında ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmıştır. Hal böyle olmasına rağmen, .....tarihli feragatten aylar sonra davacı taraf, .....tarihinde dava dışı şirkete ödeme yapmıştır.
Her ne kadar TBK'nın 78/1. maddesi "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir." hükmünü havi ise de davacı sigorta şirketinin, kendi düzenlemiş olduğu poliçeye dayalı olarak yaptığı ödemeyi "kendisini borçlu sanarak" yapmış olduğunu ileri sürmesi mümkün değildir. Yapılan ödemenin lütuf ödemesi (ex gratia) olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda, poliçede yapılan ödemenin lütuf ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu ödemenin davacı sigorta şirketine sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talep hakkı vermeyeceği nazara alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı vekili davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiş ise de kötü niyet tazminatına hükmetmek için icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda kötü niyetle açıldığının ispat edilmesi gerekir. Somut olayda ise icra takibinin kötü niyet ile başlatıldığına dair delil olmadığından, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.034,42 TL'nin mahsubu ile fazla yatan 302,42 TL harcın hükmün bu hali ile kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama harç ve gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
8-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip Hakim