İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan, tanınmış bir spor kulübünün marka tecavüzü tespiti talepli davasından feragat edilmesi kararı.
Özet: Tanınmış bir spor kulübünün tescilli marka haklarına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla taklit ürünlerin satışını yapan bir işletmeye karşı açılan davada, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzerlik gösteren ve iltibas yaratan taklit ürünlerin davalı işletmede satışa sunulduğu tespit edilmesine rağmen, davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile davanın feragat yoluyla sonlandırıldığı bildirilmiştir.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2026/112 EsasKARAR NO : 2026/109DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)DAVA TARİHİ : 15/06/2026KARAR TARİHİ : 22/09/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 15/06/2026 tarihli ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ülkemizin en önde gelen spor kulüplerinden biri olup gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerekse WIPO nezdinde çok sayıda marka tesciline sahip olduğunu, Vekil eden adına tescilli markaların tüketiciler nezdindeki çekim gücü ve güvenilir marka algısı nedeniyle kötü niyetli kişilerce vekil edenin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünler üretilmekte ve/veya satışa sunulduğunu, Vekil edenin işbu ihlaller hakkında yoğun ve kararlı bir şekilde mücadele ettiğini, davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin ulaşması akabinde; ikame edilecek olan huzurdaki davada bu hususu delillendirmek amacıyla davalıya ait işletmeden “...” marka ve logolu ürün satın aldıklarını, satın alınan taklit nitelikteki ürün ve ürüne ait fiş/slip dilekçe ekinde sunulduğunu, Davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ve ticari amaçla elinde bulundurduğu ürünlerin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; Karsı taraflara ait “..." adresinde yer alan ''..." tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; Vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitini, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adetinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitini, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesine, vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikteki ürünlerin muhafaza altına alınmasını, Davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a hükümleri uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına yönelik ihlalin durdurulmasını, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasını talep ettiklerini beyan etmiştir. Mahkememize sunulan 06/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davalının işyerinde bulunan ve davacının dosyaya sunduğu forma üst ürünlerinde kullanılan “...” ibarelerinin Davacı tarafın tanınmış tescilli “...” , “...”, ”...”, ”...”, ”...” markaları ile ayırt edilemeyecek denli benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, tespit talep edilen Adreste; taklit olduğu değerlendirilen “...” markalı 8 adet forma üst ürünün satışa sunulduğu," Şeklinde görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.Mahkememizce 06/07/2026 Bilirkişi raporunun talep eden vekiline usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekilinin 22/07/2026 tarihinde bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde özetle; Dava dilekçelerinideki tespit taleplerimize istinaden yapılan keşif esnasında bahse konu adreste, üzerlerinde ... şekil, marka ve logoları bulunan ürünlerin satışa hazır halde sergilendiğinin görüldüğünü, kişi raporunda, bu kapsamda tespiti yapılan ürünler üzerinde bulunan marka, logo ve ibarelerin vekil eden tescilli markalarında bulunan hizmet sınıfları ile aynı ve/veya benzer olması, bahse konu ürünlerin iş yerinde satışa hazır halde sergilenmesi dolayısı ile vekil eden marka hakkının ihlal edilmiş olduğunu aynı zamanda haksız rekabet koşullarının oluştuğunu, 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun “Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler” başlıklı 30. Maddesinde suçun yaptırımı ile iktibas ve iltibas kavramlarına verildiğini, marka hakkına tecavüzün varlığı için, marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle üretilen malın; satışa arz edilmesi veya satılmasının yanı sıra ticari amaçla satın alınması, bulundurulması ve depolanması da tecavüz niteliği taşıdığını, iş yerinde ve ürünler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davalı eylemlerinin vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile desteklenmiş olduğunu, beyan ve talep ettiği görüldü.Davacı vekilinin sunduğu 22/09/2026 havale tarihli dilekçesi ile açmış oldukları davadan feragat ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin sunduğu vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 22/09/2026 havale tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğunun görüldüğü anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, feragat yargılamanın ilk celseden önce vuku bulduğundan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 1/3'ü olan 244,00-TL nin peşin yatırılan 732 TL'den mahsubu ile bakiye 488 TL harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı feragat anında vekil ile temsil edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22/09/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır