Komşu parsel sahiplerinin idari yargıda açtığı ikiz nizam ve tevhit işlemleri davaları sonucu inşaat ruhsatı iptali ve haksız ihtiyati tedbir nedeniyle oluşan inşaat gecikmesi zararlarının tazmini istemi.
Özet: Bu dava, davacıların arsa payı karşılığı inşaat projesinin, davalıların komşu parseldeki ikiz nizam uygulaması ve imar planı konularındaki itirazları sonucunda açtıkları idari davalarda haksız yere yürütmenin durdurulması kararı aldırmaları neticesinde bir yıldan fazla gecikmesi ve bu gecikmenin kira kayıpları, daire satışlarının engellenmesi, malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artışlar gibi önemli finansal zararlara yol açması sebebiyle, Danıştayın dahi davalıların taleplerini hukuka aykırı bularak idare mahkemesinin iptal kararını bozduğu bir süreç sonunda, uğranılan zararların tazmini talebine ilişkindir.
4. Hukuk Dairesi         2023/1387 E.  ,  2026/4891 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/3119 E., 2022/2562 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ve dahili davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen gün ve saatte davacılar ... ve diğerleri vekili Av. ... ve davacı ... vekili Av. ... ile davalılar ... ve diğerleri vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.04.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ..., ... ve ...'ın ... İlçesi, ... Mahallesi, 687 ada, 27 parselin hissedarı olduklarını, davacı şirketin ise bu taşınmaz üzerinde arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olan yüklenici olduğunu, davacılardan ...'ın yapılmakta olan binada 9 nolu bağımsız bölümü ...'ın, 33 nolu bağımsız bölümü ...'un ise yaklaşık 21 bağımsız bölümü ve yüklenici şirketin 130 bağımsız bölümü bulunduğunu, davalıların ise bitişikte bulunan 7 nolu parselin malikleri olduğunu, davalılar tarafından ... 10. İdare Mahkemesinin 2010/1636 Esas sayılı dosyası ile ... Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davada davalılara ait 7 parsel ile ilgili ikiz nizam uygulaması yapılmasına ilişkin ... Belediye Başkanlığına yapılan teklifin reddine ilişkin işlemin iptalinin talep edildiğini ve yürütmenin de durdurulmasının istenildiğini, İdare Mahkemesince davalılara ait 7 parselin bulunduğu 687 sayılı adada bulunan 23... nolu parsellerin oluşmasını sağlayan tevhit işleminin tüm parselleri kapsayacak şekilde ikiz nizamda yapı yapacak şekilde tevhit işlemi yapılması gerekirken davalıya ait parselin bulunduğu kısım dışarda bulunmak sureti ile yapılan tevhit işleminin ve bunun sonucu olarak da davalının 7 nolu parsel içindeki ikiz nizam uygulaması yapılması talebinin reddine ilişkin işlemler yönünden kamu yararına ve şehircilik ilkeleri ile planlama tekniklerine uygun olmadığı gerekçesi ile 17.06.2011 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verildiğini, bu karardan sonra ... Belediye Başkanlığı tarafından 26.09.2011 tarihli yazı ile İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararı gerekçe gösterilerek davacıların hissedar olduğu ve yüklenicisi bulunduğu taşınmaz ile ilgili tadilat projelerine ruhsat düzenlenemeyeceğinin bildirildiğini, İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonunda komşu 7 parselin bulunduğu 687 sayılı adada bulunan 23... numaralı parsellerin oluşmasını sağlayan tevhit işleminin, 23... parselde yapılacak yapıların her hangi bir ikiz nizam getirilmeden düzenlenmesinin ve davacının 7 nolu parseli için de ikiz nizam uygulaması yapılması talebinin reddine ilişkin kısımlar yönünden iptaline, dava konusu işlemlerin 25... parsellere inşaat ruhsatı vermeye ilişkin kısmi yönden reddine karar verildiğini, karardan sonra ... Belediye Başkanlığı tarafından davacıların hissedar olduğu taşınmaza yapı ruhsatı verildiğini ve ruhsata uygun olarak 19 katlı, 245 bağımsız bölümden oluşan A Blok inşaatının betonarnesinin bitirilip duvarları örülmüş, davalılara ait parsele bitişik bodrum, zemin, 3 normal kat ve çatı katından oluşan B Blok inşaatının da beton armesinin bitirildiğini, davalıların bu defa ortada bir mahkeme kararı varken aynı konuda, aynı mahkemede 2013/2281 Esas sayılı dosya ile Belediye Başkanlığı aleyhine açtıkları davada 27 parsel için verilen inşaat ruhsatlarının iptali ve 25.10.2013 tarihli işlemin iptali ve yürütmenin durdurulmasını talep ettiklerini, mahkemece yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, bu karar üzerine Belediye tarafından davacılara ait taşınmazda bulunan binanın inşaatının 22.07.2014 tarihli yürütmenin durdurulması kararı ile durdurulmasının sağlandığını ve ... 10. İdare Mahkemesinin 06.11.2014 gün ve 2013/2281-2014/1602 sayılı kararı ile davaya konu işlemlerin iptaline karar verildiğini, ... 10. İdare Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay tarafından davacıların 27 sayılı parselde yapılacak yüksek yapıların güneşi yada görüntüsünü kapatacağı iddia edilmekte ise de, yüksek yapılaşma koşulu imar planı notlarından kaynaklanmakta olup, davacı tarafından imar planının veya plan notlarının iptali istenmediği gerekçesi ile davanın reddi gerekirken dava konusu işlemlerin iptali yolundaki idare mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulduğunu ve mahkemeye gönderildiğini, bu şekilde davalıların haksız ihtayati tedbir almaları sebebi ile müvekillerinin hissedarı olduğu taşınmazda yapılacak binanın tesliminin en az bir yıl geçiktiğini, bu gecikme sebebi ile davacıların emsal kira bedellerinden mahrum kaldıklarını ve dairelerin satışının engellendiğini, inşaat malzeme ve işçilik maliyetlerinde meydana gelen artışlar ile müvekillerinin zarara uğradıklarını iddia ederek sonuç olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile davacılardan ... için 9.000,00 TL, ... için 18.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL kira yoksunluğu, davacı şirketin inşaat malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artış nedeni ile 10.000,00 TL, kira yoksunluğu sebebi ile 45.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; İdare Mahkemesine açılan davanın belediye tarafından temyiz edilmesi üzerine bozulduğunu, karar düzeltme taleplerinin değerlendirilmesi için halen Danıştay incelemesinde bulunduğunu, belediyenin tevhit işlemlerinin müteahhidi kayırma amacı ile yapıldığını, ... 10. İdare Mahkemesine sunulan ve karar mesnet yapılan bilirkişi raporlarında açık şekilde belirtildiği üzere Belediyenin yaptığı tevhit işlemlerinin kamu yararından ziyade özel amaçlı olarak yapıldığını, müteahhidi kayırmak ve daha fazla inşaat alanı açmak amaçlandığını, yapılan işlemin ve verilen ruhsatın İmar Kanununa ve kesinleşen imar planına açık aykırılıklar taşıdığını, bu hususun bilirkişi raporları ile tespit edildiğini ve usulsüz işlemlerin iptaline karar verildiğini, davacıların davasını HMK.nun 399.maddesine dayandırdıklarını, bu maddeye göre tazminat talep edilmesinin ön şartının adli yargı mahkemelerince verilmiş bir ihtiyati tedbir kararının olması gerektiğini, Adli Yargı Mahkemelerinden verilen bir tedbir kararının olmadığını, İdari Yargıda açılan davada davacıların taraf olmadığını, bu durumda davacıların tazminat davası açmalarının yasal olarak mümkün bulunmadığını , dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin anayasal müracat/dilekçe hakkını kullandığını, bu durumda müvekkillerine karşı davacıların dava açma hakkı olmadığını, yürütmeyi durdurmanın idari yargıda 2577 sayılı Kanun'un 27-28. maddelerinde düzenlendiğini, bu maddelerde yürütmenin durdurulması talep edildiğinde haksız çıkan tarafın zarar görenlere karşı tazminat ödemesini icap ettirecek hiçbir yasal düzenleme bulunmadığını, dolayısı ile davacıların tazminat taleplerinin yasal dayanağı olmadığını, davacılar vekilinin dosyaya örnek olarak sunduğu kararların ihtiyati tedbir kararından doğan tazminat davaları ile ilgili olduğunu, İdare Mahkemesinin 2013/2281 Esas sayılı dosyasından verilen yürütmeyi durdurma kararının keşif sonrası dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre verildiğini, yürütmeyi durdurma kararının İdare Mahkemesince verildiği için zarar görenin bundan doğan zararını müvekkilinden değil idare hukukuna göre Adalet Bakanlığından istemesi gerektiğini, bu sebeple davanın husumet yokluğu sebebi ile reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile davacılara ait 27 parseldeki inşaatın yürütmeyi durdurma kararı sebebi ile 22.07.2014 tarihinden 20.05.2015 tarihine kadar 9 ay 23 gün geciktiği ve İdare Mahkemesinde dava açmak ve bu mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı almak davalıların anayasal hakkı ise de kişilerin bu haklarını kullanırken çok dikkatli olmaları ve dava açtıkları kişilerin haklarını da gözetmeleri gerektiği, davalıların komşu parsel maliki olmalarına rağmen gerekli dikkat ve sorumluluğu göstermedikleri ve komşu parseldeki inşaatın gecikmesine sebebiyet verdikleri için komşu parsel hissedarı ve yüklenici tarafın yürütmeyi durdurma kararı sebebi ile uğradıkları zararı karşılamaları gerektiği gerekçesi ile davacı ... için 6.000,00 TL davacı ... için 50.000,00 TL , davacı ... için 250.000,00 TL ve davacı ... ve Ticaret Ltd. Şti. için 300.000,00 TL olmak üzere toplam 606.000,00 TL yoksun kalınan kira bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2017/740 Esas, 2017/918 Karar sayılı ve 11.07.2017 tarihli kararı ile davanın niteliği itibariyle haksız fiil hükümlerine dayalı tazminata ilişkin olduğu, davacıların idare mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle zarara uğradıklarını iddia ettikleri, davalıların haksızlığı idare mahkemesince verilen kararın kesinleşmesi ile tespit edilecek olup, bu kararların kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği, dava dilekçesinde davacı şirket yönünden inşaat maliyetindeki artış nedeniyle 10.000,00 TL tazminat talep edildiği halde bu konuda olumlu-olumsuz karar verilmediği, ayrıca davanın tam/kısmen kabulü açıklamasının hükümde yer almadığı, yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında da buna göre hüküm tesis edilmediği anlaşılmakla, bu talep hakkında istinafı kabil hüküm bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf başvurusunun da kabulü gerektiği gerekçeleriyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, ... 10. İdare Mahkemesinin 2010/1636 Esas sayılı dosyası ve 2013/2281 Esas sayılı dosyalarının kesinleşmesi beklenerek, bu dosyaların celp edilip tüm deliller ile birlikte değerlendirilip, tüm talepler yönünden olumlu ya da olumsuz karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde ... 10. İdare Mahkemesinin 2017/2316 Esas, 2017/2700 Karar sayılı dosya örneği getirtilmiş incelenmesinde davacıların başvurusunun reddine ilişkin 25.10.2013 tarih ve G160491 sayılı davalı idare işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalıların idari işlemin iptaline yönelik açtıkları davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, kararın inşaatın gecikmesine neden olduğu, İdare Mahkemesince idari işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacıların 15.11.2016 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edilen miktarlarda kira kaybı tazminatı talep edebileceği anlaşıldığından davacıların kira kaybı tazminat talebinin kabulüne, davacı şirketler inşaat malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artıştan kaynaklı alacak talebini ispat edemediğinden bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek;"1-Davacı tarafın ıslah dilekçesi dikkate alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 6.000,00 TL. davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 250.000,00 TL. ve davacı ... için 150.000,00 TL., ... Şirketi için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 606.000,00.TL.yoksun kalınan kira bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 2-Davacı şirket vekilinin inşaat, malzeme ve işçilik maliyetlerindeki artıştan kaynaklı alacak talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilleri tarafından herhangi bir kişiye karşı değil ... Belediyesi tarafından ikame edilen idari işleme karşı dava açıldığını, yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle zarar gördüğünden yakınan davacıların, idari yargı mercilerine diğer bir ifadeyle Adalet Bakanlığına karşı dava açması gerektiğini, davacıların taleplerinin bir kısmı kabul edildiği bir kısmı da reddedildiği halde tam kabul gibi hüküm kurulduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, bilirkişi raporunun aksine karar veren mahkemenin bunun gerekçesini belirtmediğini, talepten fazlasına hükmedilemeyecek olup davacı faiz talep etmediği halde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf eden her bir davalıdan ayrı ayrı istinaf ve karar harcı tahsiline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yürütmeyi durdurma kararı neticesinde zarar doğduğunu belirterek nedensellik bağı kurulduğunu ancak hukuka aykırılık konusuna açıklık getirilmediğini, müvekkillerinin dava hakkını kötüye kullanmak amacıyla veyahut komşu parsellere zarar vermek maksadıyla değil; eşit şekilde imar hakkından faydalanmak amacıyla söz konusu davaları açtıklarını, idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gerekli olduğunu, bu bakımdan yürütmeyi durdurma kararı verilmesi, parsel yönünden veya tüm alan hakkında da olabilir; yine iptal veya yine yürütmeyi durdurma kararı verilmesi, müvekkillerinin talebine bağlı olmayıp; idari yargı mercilerince resen incelenip karar verildiğini, talep edilmese dahi yürütmeyi durdurma kararı verilebileceğini, karara dayanak alınan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin emsal gösterilen kararı ile 3.50 m² hissesi olan kişinin önalım davası açarak taşınmaza tedbir koyduğunu ve bu yeterli olmadığında yine aynı amaçla yürütmeyi durdurma kararı alarak inşaatı durdurmaya çalıştığı, davalının kanuni hakkını kötüye kullandığının ortaya konulduğunu, ancak somut olayda müvekkillerinin sadece yıllarıdır bitişik nizam (6 sayılı parsel ile) imar durumuna sahip arsasının sonradan ayrık nizamda bırakılmasına karşı dava açtıklarını, söz konusu içtihat konusu olay ile somut olayın aynı olarak değerlendirmesinin yanılgılı olduğunu, Hukuk devletinde kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin sağlanması ve korunması esas olduğundan, kişilere etkili hak arama imkânı sağlayan güvencelerin de tanınması gerektiğini; bu çerçevede Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilerek, herkese, adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı giderme imkânının sağlandığını böylece kişilerin hukuki güvenliklerinin etkin bir koruma mekanizmasına kavuşturulduğunu, Anayasa'nın 125. maddesinin 5. fıkrasında idari işlemin uygulanmasıyla telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı durumlarda, mahkemelere yürütmenin durdurulması kararı verme yetkisi tanınarak, kişilere hak arama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilme olanağı sağlandığını, idari yargıda yürütmenin durdurulması kararıyla güdülen amacın kişilerin hak arama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilmelerini sağlamak olduğu gözetildiğinde, yürütmeyi durdurma kararı neticesinde tazminat sorumluluğunun doğmasının; yürütmenin durdurulması kararlarıyla gerçekleştirilmek istenen hukuksal yararı olumsuz yönde etkileyeceği ve hak arama özgürlüğünü zedeleyeceğinin izahtan vareste olduğunu ve yasal bir hakkın kullanımının tazminat sorumluluğu doğurmayacağını, müvekkillerinin sadece tevhit işlemi neticesinde ortaya çıkan imar kaybını telafi etmek amacıyla dava hakkını kullandıklarını, müvekkillerinin dava sonucu haklılığı veya haksızlığı değil, dava açma gerekçesinin haklılığı veya haksızlığının irdelenmesi gerektiğini, tazminata ilişkin şartların oluşmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalılar tarafından idari işlemin iptaline dair açılan davada haksız olarak talep edilen yürütmeyi durdurma kararının kabul edilmesi nedeniyle oluştuğu iddia edilen maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.
1. Davalılar ve dahili davalılar vekillerinin davacı ...'a yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalıların her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
Dosya içeriğine göre davalıların davacı ...'a yönelik temyize konu ettiği ve bu davacı yönünden hesaplanan ve kabul edilen miktar 6.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle davalılar vekillerinin davacı ...'a yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2. a. Davalılar ve dahili davalılar vekillerinin davacı ..., ..., ... ve ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Davalılar ve dahili davalılar vekillerinin, davacılar ..., ..., ... ve ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hukukumuzda hakkaniyet, TBK'nın 51. (BK 43) maddesinde düzenlenmiştir. Hakkaniyet; bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hâllerde etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre hâkimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini göz önünde tutması gerekmektedir.
Somut olayda, davacıların, davalıların haksız ihtiyati tedbir niteliğindeki yürütmenin durdurulması kararı nedeniyle hissedarı oldukları taşınmazda yapılacak binanın tesliminin en az bir yıl geciktiğini, bu gecikme sebebi ile davacıların emsal kira bedellerinden mahrum kaldıklarını ve dairelerin satışının engellendiğini belirterek tazminat isteminde bulundukları, mahkemece inşaat, kadastro ve hukukçu bilirkişi kurulundan alınan 15.11.2016 tarihli raporla; ... İdare Mahkemesinin yürütmenin durdurulması kararı ile Danıştayın bozma kararı arasındaki süre olan 22.07.20 14... .05.2015 tarihleri arasındaki (9 ay 23 günlük) süre için kira kaybı hesabı yapılması gerektiği, davacı Kaymazlar Yapı için 1.407.704,00 TL, davacı ... için 340.042,00 TL, davacı ... için 161.968,00 TL, davacı ... için 6.331,00 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilinin ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taleplerini ... için 6.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 250.000,00 TL ve ... ve Tic. Ltd. Şti. için 300.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesi şeklinde artırdığı, mahkemece davanın talep gibi kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak bilirkişilerce ... İdare Mahkemesinin yürütmenin durdurulması kararına dair 22.07.2014 tarihi ile Danıştayın bozma karar tarihi olan 20.05.2015 tarihleri arasındaki 9 ay 23 günlük tüm süre için kira kaybı hesabı yapıldığı anlaşılmıştır. Oysa söz konusu taşınmazların sürenin tamamı için kira bedellerinin hesaplanması doğru olmayıp, inşaatin tamamlanmasından sonra belirlenecek makul bir süre için kiraya verilemeyecek olmaları dikkate alınarak kalan süre için kira bedellerinden mahrum kalındığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Şu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazların belirlenecek kira bedellerinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. ve 52. maddeleri (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu’nun 43. ve 44. maddeleri) gereğince makul bir miktarda indirim yapılması gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ve dahili davalılar vekillerinin davacı ...'a yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2. Yukarıda (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ve dahili davalılar vekillerinin davacılar ..., ..., ... ve ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Yukarıda (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ve dahili davalılar vekillerinin davacılar ..., ..., ... ve ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'ne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ve dahili davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.