Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde spor kulübünün tescilli markasına tecavüz eden taklit ürünler satan esnafa karşı delil tespiti, tecavüzün durdurulması ve ürünlere el konulması talepleriyle açılan dava.
Özet: Önde gelen bir spor kulübü, tescilli markalarını taşıyan taklit ürünlerin satışı nedeniyle bir işletmeye dava açarak marka hakkı ihlalinin tespiti, durdurulması ve bu ürünlere el konulmasını talep etmiş; davalı küçük esnaf ise savunmasında, taklit olduğu iddia edilen çocuk giyim ürünlerini çeşitli toptancılardan sınırlı sayıda tedarik ettiğini, orijinalliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, eyleminin münferit ve kasıtsız olduğunu, sistematik bir taklit ticareti yapmadığını ve davacı tarafından herhangi bir uyarı yapılmadan doğrudan hukuki yollara başvurulduğunu belirtmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/285 Esas - 2026/226

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/285
KARAR NO : 2026/226
DAVA : 1- Delil Tespiti 2- Marka Tecavüzü Tespiti, Durdurma, El Koyma
DAVA TARİHİ : 07/07/2025
KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 05/06/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... A.Ş. ’nin ülkemizin önde gelen spor kulüplerinden biri olduğunu, müvekkilinin çok sayıda tescilli markasının olduğunu, vekil eden adına tescilli markaların tüketiciler nezdindeki çekim gücü ve güvenilir marka algısı nedeniyle marka haklarına tecavüz eden taklit nitelikteki ürünlerin üretilip satışa sunulduğunu, davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin akabinde; davalıya ait işletmeden 1 adet “...” marka ve logolu eşofman takımının satın alındığını, davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ve/veya ticari amaçla elde bulundurduğu ürünlerin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz fiiline karşılık geldiğini, 6769 sayılı SMK m.29 ve 149/1-A hükümleri uyarınca davalı eyleminin vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini talep ettiklerini, bu bağlamda, dava dilekçesinde sundukları belgeler ve Sayın Mahkemece keşif incelemesi ve bilirkişi raporu dâhil toplanacak deliller dikkate alınarak; davalının eyleminin SMK’nın 29. Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, SMK’nın 149. Maddesinin “1-c” hükmünde düzenlendiği üzere Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin tecavüz fiillerinin durdurulmasını isteme hakkına sahip olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın marka hakkı ihlalinin durdurulmasına karar verilmesini ve SMK m.149/1-d hükmü uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit niteliğindeki ürünlere el konulmasını talep ettiklerini, bu kapsamda bilirkişi tarafından yapılacak ilk incelemede dahi davalı tarafça satışa sunulan ve ticari amaçla elde bulundurulan ürünlere el konulmasını ve davanın mahiyeti gereği davalı tarafa tebligat gönderilmeksizin davalıya ait işletmede bilirkişi eşliğinde keşif ve delil tespiti yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek; öncelikle davalarının kabulünü, davanın mahiyeti gereği davalıya tebligat gönderilmeksizin; davalıya ait “....” adresinde yer alan “...- ...” ticaret unvanlı, tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; vekil edenin marka haklarına tecavüz eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitini, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adedinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitini, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesini, vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikteki ürünlerin muhafaza altına alınmasını, davalının eylemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesi ve 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, marka haklarına yönelik ihlalin durdurulmasını, marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasını ve vekâlet ücreti ve tüm yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilim ..., küçük ölçekli bir esnaf olup ....’da çocuk giyim ürünleri satan bir magaza işletmektedir. Dava konusu ürünler, müvekkilimin çesitli toptancılardan temin ettigi çocuk giyim eşyaları arasında yer almış ve mağazada sınırlı sayıda (yalnızca 20 adet) bulunmuştur. Müvekkilim bu ürünlerin orijinallığı konusunda yeterli bilgiye sahip olmayabilir; ürünler her ne kadar ... logosu taşısa da üzerlerinde resmi lisans etiketi veya hologram bulunmadığı iddia edilmiş ise de müvekkil, bu eksikliklerin hukukî açıdan marka hakkı ihlali oluşturabileceğinin bilincinde degildir. Nitekim, ürünlerin mağazada bulundurulması münferit bir durum olup yaygın bir satış ağı veya seri üretim söz konusu degildir. Elde edilen 20 adet ürün, müvekkilimin bu alandaki faaliyetinin son derece sınırlı kaldığını göstermektedir. Bu yönüyle, davacı tarafın iddia ettigi gibi müvekkilimin sistematik veya kasıtlı bir biçimde taklit ürün ticareti yaptığı çıkarımı yerinde değildir. Müvekkilim, davacı sirketin marka haklarına saygılı olup, herhangi bir bilinçli tecavüz kastıyla hareket etmiş degildir. Davacı taraf, iddia edilen durumu tespit eder etmez hiçbir uyarı veya ihtarda bulunmaksızın dogrudan hukuki yollara başvurmuştur. Dava açılmadan önce bir ihtar gönderilmiş olsaydı, müvekkilimiz derhal gerekli önlemleri alarak davacı markasını tasıyan ürünleri raflarından kaldırmaya hazırdı. Ne var ki, davacı şirket davalıya önceden haber vermeksizin keşif ve tedbir işlemi yaptırmayı tercih etmistir. Bu durum, müvekkilimin kötü niyetli bir tutum içinde olmadığının, aksine gerekli yönlendirme yapıldığında iş birliğine açık olduğunun göstergesidir. Nitekim, dava konusu ürünler halihazırda müvekkilimin iş yerinde bulunmamaktadır. Dolayısıyla ihlalin durdurulması talebi fiilen karşılanmış durumdadır. Davacının iddiası, müvekkilimin eylemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.29 ve ilgili maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yönündedir. Ancak, bu hukuki nitelendirmenin isabetli olup olmadığı Sayın Mahkemece değerlendirilmelidir Zira marka hakkına tecavüzün oluşabilmesi için, davacı tarafa ait tescilli marka ile davalı tarafından fiilen kullanılan isaret arasında aynılık veya iltibasa yol açacak derecede benzerlik bulunmalı ve kullanım, markanın tescilli oldugu mal veya hizmetlerle aynı ya da benzer mallar üzerinde gerçekleşmelidir . Somut olayda tartışmasız şekilde ...’ın tescilli markası (logoları) davalı iş yerindeki ürünler üzerinde kullanılmıstır; isaret benzerligi yönünden bir yakınlık bulunmaktadır. Ancak mal benzerligi yönünden tereddüt mevcuttur. Söyle ki, tespit edilen ürünler çocuk esofman takımı olup giyim esyası (Tekstil) niteligindedir. Davacı şirketin dava dilekçesinde dayandığı tescilli markaların ise büyük ölçüde giyim dısındaki emtia sınıflarında (örnegin Sınıf 18 gibi) tescilli oldugu görülmektedir. Nitekim bilirkişi raporunda da davacı tarafa ait bazı markaların 18. sınıf deri ve çanta ürünleri ile diğer eşya sınıflarında tescilli olduğu belirtilmistir. Davacı taraf her ne kadar ... markasının “tanınmış marka” statüsünden bahisle geniş bir korumadan yararlanacağını iddia etse de, tescilli mal grubu dışında (giyim sektöründe) bir kullanım söz konusudur. Bu durum, SMK m.29 kapsamında marka tecavüzü hukuki sartlarının tam anlamıyla gerçeklesip gerçekleşmediği noktasında önem arz etmektedir. Öte yandan, markalar arasındaki benzerlik ve tüketici nezdindeki algı da hukuki değerlendirmede dikkate alınmalıdır. Bilirkisi raporunda, davalı iş yerinde ele geçen ürünlerin orijinal ... ürünlerinden bariz farklılıkları olduğu vurgulanmıstır: Ürünlerde davacıya ait lisans etiketi ve ... ibaresi ile hologram bulunmamaktadır, ayrıca malzeme ve isçilik kalitesinin düsük oldugu tespit edilmistir . Bu farklılıklar, söz konusu ürünlerin bilinçli tüketiciler tarafından orijinal ürün olmadıgının anlaşılmasına olanak sağlayabilir. Baska bir deyişle, ortalama bir müsteri, bu tür düsük kaliteli ve resmi satış noktası dışında sunulan ürünlerin davacı şirketten gelmediğini anlayabilir. Marka hukuku kapsamında karıştırılma ihtimali, çoğunlukla tüketicinin malın kaynagı konusunda yanılmasını ifade eder. Somut olayda ise ... logolu ürünler satılmakla birlikte, satışın gerçekleştiği yer davacı şirketin yetkili mağazası değildir ve ürünlerin kalitesi de resmi ürünlerden düşüktür. Bu haliyle tüketici nezdinde, ürünlerin orijinine dair bir mense karışıklığı oluşmaması da muhtemeldir. Dolayısıyla iltibas ihtimalinin varlığı tartışmalıdır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’nın 29. ve ilgili maddeleri marka sahibine geniş koruma saglasa da, davalı tarafın kastı ve fiilin agırlıgı da göz önünde bulundurulmalıdır. Müvekkilim, birkaç parça ürünü bulundurmak suretiyle davacı markasını kasıtlı olarak kötüye kullanmamış, haksız kazanç elde etmemiştir Davacının marka hakkına tecavüz iddiası, hukuki unsurların tam olarak oluşmaması nedeniyle yerinde degildir. Müvekkilimin eylemi, davacı markasının itibarına veya piyasa değerine kayda deger bir zarar vermedigi gibi, davacı yanın marka üzerindeki hakimiyetini sarsacak boyutta değildir Bu bakımdan, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük )
Madde 7 " (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. "
Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.(YUKARIDA)
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; delil tespiti işlemine bağlı davalı şahsın işyerinde davacıya ait tescilli marka hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın ... sayılı "...+... ..." , ,... sayılı "...+... ..." , ... sayılı "...+... ..." , ... sayılı "...+... ..." ve ... sayılı "..." tescilli markaları olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
Mahkememizce tensiple birlikte verilen delil tespiti kararı çerçevesinde kendisine görev verilen marka uzmanı bilirkişi tarafından " 25/07/2025 tarihinde davacı vekili ile birlikte tespite konu “....” adresinde yer alan “...” tabelalı işletmeye gitmiştir. Yapılan inceleme sonucunda işletmenin çocuk- bebek kıyafetleri satan tekstil mağazası olduğu iş yerinden temin edilen vergi levhasına göre iş yerinin davalı ...’a ait olduğu ve iş yerinde farklı marka ve çeşitlerde olan ürünlerin yanı sıra 20 adet ... LOGOLU çocuk alt üst forma-eşofman takımının da bulunduğu belirlenmiştir. " şeklinde tespit işlemi yapılmıştır.
Tespit sonrasında sunulan 28/07/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;"1) Tespite konu “....” adresinde yer alan “...” tabelalı işletmede yapılan inceleme sonucunda, işletmenin çocuk- bebek kıyafetleri satan tekstil mağazası olduğu iş yerinden temin edilen vergi levhasına göre iş yerinin davalı ...’a ait olduğu ve iş yerinde farklı marka ve çeşitlerde olan ürünlerin yanı sıra 20 adet ... LOGOLU çocuk alt üst forma-eşofman takımının da bulunduğu belirlenmiştir.
2) Davalı ...’a ait “....” adresinde yer alan “...” tabelalı işletmede tespit edilen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımı üzerinde kullanılan markalar ile davacı ... A. Ş." adına ... sayı ile tescilli “...+... ...”, ... sayı ile tescilli “...+... ...” ... sayı ile tescilli “...+... ...” markaları arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğu, tüketicilerin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar karşısında iltibas yaşamasının kaçınılmaz olduğu, davacı “... A. Ş." adına ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaların eşya listesinde bilirkişi tarafından incelenen “alt üst forma ve eşofman takımı" malları ile aynı veya aynı tür malların yer aldığı ve "... LOGOLU" orijinal ürünler ile bilirkişi tarafından incelenen ürünler arasında ürünlerin karşılaştırılması bölümünde ayrıntılarıyla açıklanan farklılıkların bulunduğu, bu sebeple davalı iş yerinde belirlenen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımının orijinal olmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu hususlar birlikte dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde davalı iş yerinde belirlenen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımı üzerinde davacı “... A. Ş." adına ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaların markasal şekilde kullanıldığı, davacı markalarının aynısını ihtiva eden bu alt üst forma ve eşofman takımlarının ticarete konu edildiği ve davalı iş yerinde belirlenen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımı üzerinde kullanılan ... LOGOSU markasının, davacı “... A. Ş." adına ....sayı ile tescilli markalardan doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE
SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir.
Davacı taraf iddiasında ... sayılı "...+... ..." , ,... sayılı "...+... ..." , ... sayılı "...+... ..." , ... sayılı "...+... ..." ve ... sayılı "..." ibareli tescilli marka hakkının davalı tarafça iş yerinde satılan ürünlerde marka tecavüzü oluşturacak şekilde kullanıldığını ileri sürmektedir.
Tensiple birlikte verilen delil tespiti kararı çerçevesinde kendisine görev verilen marka uzmanı bilirkişi tarafından 25/07/2025 tarihinde davacı vekili ile birlikte tespite konu “....” adresinde yer alan “...” tabelalı işletmeye gitmiştir. Yapılan inceleme sonucunda işletmenin çocuk- bebek kıyafetleri satan tekstil mağazası olduğu iş yerinden temin edilen vergi levhasına göre iş yerinin davalı ...’a ait olduğu ve iş yerinde farklı marka ve çeşitlerde olan ürünlerin yanı sıra 20 adet ... LOGOLU çocuk alt üst forma-eşofman takımının da bulunduğu tespit tespit edildikten sonra aynı bilirkişinin sunduğu 28/07/2025 tarihli Raporunda ÖZETLE;"davalı iş yerinde belirlenen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımı üzerinde davacı “... A. Ş." adına ..., ... ve ... sayı ile tescilli markaların markasal şekilde kullanıldığı, davacı markalarının aynısını ihtiva eden bu alt üst forma ve eşofman takımlarının ticarete konu edildiği ve davalı iş yerinde belirlenen ... LOGOLU 20 adet çocuk forma şort-eşofman takımı ile davacı vekilinin sunduğu ... LOGOLU 1 adet çocuk eşofman takımı üzerinde kullanılan ... LOGOSU markasının, davacı “... A. Ş." adına ..., ... ve ... sayı ile tescilli markalardan doğan hakları ihlal ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklindeki tespit ve kanaate mahkemece de iştirak edilerek davalının bu tür eyleminin SMK 29.ncu maddesindeki marka tecavüzü oluşturduğu sonucuna varılarak ve dava kabul edilerek; "Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, davalı ihlalinin durdurulmasına, " şeklinde karar verilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde ürünlere "el koyma" yönünde bir talepte bulunmuş ise de dava açılması ve sonrasında açıkça ihtiyati tedbir talebinde bulunmadığı gibi el konulacak ürünlerin sonrasında imhası şeklinde bir talebi de olmadığından, taklit olduğu belirtilen ürünlerin belirsiz bir zaman diliminde EL KOYMA şeklinde Yediemin veya emanet birimlerinde muhafazası mümkün görülmediği, hiç olmazsa yargılama bitimi veya karar kesinleştiğinde imhası şeklinde bir talepte de bulunulmadığından bu açıdan ürünlere el koyma talebinde davacının hukuki yararı olmadığı değerlendirilerek bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun TESPİTİNE, davalı ihlalinin durdurulmasına,
3- İmha talebi olmadığından ürünlere el konulması konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Davacının yaptığı; 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 160,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı, delil tespiti olarak alınan 1.629,30 TL delil tespiti harcı olmak üzere toplam 9.904,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır