İstanbul Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi, arama motoru reklamcılığında marka tecavüzü ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada iltibas ve otomatik sistem savunmasını inceledi.
Özet: Davacının, sağlık sektöründe bilinen tescilli ... markasının davalı tarafından Google Ads reklam başlık ve metinlerinde izinsiz kullanılmasıyla marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla açtığı davada, davalı eylemlerini otomatik sistem üretimi ve markanın zayıf ayırt ediciliği savunmalarıyla reddetmiş; ancak bilirkişi raporu, reklam başlıklarının ve içeriklerinin teknik olarak reklam verenin kontrolünde olduğunu, davacının markasının reklam metinlerinde kullanımının davalı tasarrufunda gerçekleştiğini ve otomatik sistem iddiasının bu ihlali açıklayamayacağını tespit etmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2026/40 EsasKARAR NO : 2026/212DAVA : Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)DAVA TARİHİ : 03/03/2026KARAR TARİHİ : 23/09/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde ... tescil numaralı "..." markasının ... sınıflarda münhasır hak sahibi olduğunu; ayrıca ... ve...sayılı "..." markalarının da müvekkiline ait bulunduğunu; "..." markası altında uzun yıllardır sağlık sektöründe bilinirlik ve itibar kazandığını, davalı taraf, müvekkilinin tescilli markasını ... (anahtar kelime reklamcılığı) üzerinden hedefleyerek arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmakta; yalnızca anahtar kelime düzeyinde değil, bizzat reklam başlık ve metinlerinde de ("..." gibi) müvekkilinin markasını kullandığını, bunun ortalama tüketicide, davalının müvekkili ile bağlantılı olduğu veya bir şubesi olduğu algısını yaratarak karıştırılma ihtimali (SMK m.7/f.2-b) doğurduğu ileri sürüldüğünü, ayrıca davalının, "..." başlığıyla sponsorlu reklam verdiği; müvekkilinin geçmişte bu testin Türkiye distribütörlüğünü yaptığı ve testi "..." markasıyla özdeşleştirdiğini, davalının bu geçmiş ticari bağın tüketicide bıraktığı algıdan paraziter biçimde yararlandığı iddia edildiğini, davacının, davalıya ... 18. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no.lu ve ... tarih ve ... yevmiye no.lu iki ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ihlalin sürdürüldüğünü belirttiğini, beyan ederek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, şimdilik 10.000,00-TL maddi ve 300.000,00-TL manevi tazminat ile ihtiyati tedbir ve hükmün ilanına karar verilmesini talep edilmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Reklamların ..."..." algoritması üzerinden oluştuğunu, "...", "..." ve "..." gibi anahtar kelimeler seçildiğinde sistemin bu kelimeleri içeren başlık kombinasyonlarını otomatik ürettiği, başlıktaki benzerliğin doğrudan taklit kastı değil, teknik bir süreç sonucu olduğunu, davacının, ...'ın marka koruma listesi imkânını kullanmadığını, "..." ibaresinin coğrafi yer adı ile tıbbi uzmanlık dalının birleşiminden oluşan, ayırt ediciliği düşük (zayıf) bir marka olduğu, SMK m.7/f.5-c kapsamında coğrafi kaynak ve hizmet türüne ilişkin dürüst/tanımlayıcı kullanımın engellenemeyeceğini, Reklam başlığının hemen altında "..." adresi ve "..." ibaresinin açık şekilde yer aldığı, tüketicinin tıkladığında doğrudan ...kurumsal kimliğiyle karşılaştığı, URL şeffaflığı nedeniyle iltibasın/haksız rekabetin oluşmadığını, davacının jenerik/tasviri ibareler üzerinden mutlak tekel kurmaya çalışmasının TMK m.2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğu, müvekkilinin İstanbul'da ruhsatlı bir sağlık kuruluşu olarak lokasyon ve hizmet niteliğini beyan ettiğini, "..."ün küresel ölçekte uygulanan spesifik bir tıbbi testin/cihazın kendi adı olduğunu, davacının münhasır markası olmadığını, müvekkilinin bu testi uygulamaya yetkili olduğunu, somut zararın, illiyet bağı ve ticari itibar zedelenmesi ispatlanmadığından maddi ve manevi tazminat ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava konusu uyuşmalık; Marka hakkına tecavüzün meni ve haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması ile 10.000,00 TL maddi tazminat ve 300.000,00 TL manevi tazminat kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişiler ..., ... ve ...'un 15/09/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; Bilişim ve İnternet Reklamcılığı Yönünden Yapılan İncelemelerimizde; Davalıya ait ve ... kurumsal kimliği altında ... arama motorunda yayımlanan sponsorlu reklamların BAŞLIKLARINDA, davacının markasal çekirdek ibaresi olan "..." ifadesinin; "...", "...", "..." ve "..." gibi kurumsal/hizmet bildiren kalıplar içinde yer aldığının, dosyadaki noter ihtarnameleri ve dilekçe içerikleri ile sabit olduğu, ... sisteminde bir sponsorlu reklamın başlık metninin, ancak reklam verenin hesabına tanımladığı başlık varlıklarından üretilebildiği; "..." ve "duyarlı arama reklamı (...)" özelliklerinin yalnızca reklamın hangi aramalarda görüneceğini ve hangi varlık kombinasyonunun gösterileceğini etkilediği, hesaba girilmeyen bir ifadeyi kendiliğinden üretmediği; negatif anahtar kelime, marka hariç tutma ve başlık sabitleme araçlarıyla reklam verenin bu görünümü engelleme imkânının bulunduğu; bu nedenle reklamın hem tetiklenmesi hem de başlık içeriğinin teknik olarak reklam verenin kontrol ve tasarruf alanı içinde olduğu, "otomatik sistem/geniş eşleme" savunmasının reklam başlığındaki bu kullanımı teknik olarak açıklamaya yeterli olmadığı,...'ın marka politikası bakımından, bir markanın yalnızca anahtar kelime olarak kullanımının kural olarak serbest, buna karşılık markanın REKLAM METNİ/BAŞLIĞINDA kullanımının (marka sahibi veya yetkilendirilenler dışında) kısıtlı olduğu; somut olaydaki ihtilafın da tam olarak reklam başlığı/metnindeki kullanıma ilişkin olduğu, Dava konusu sponsorlu reklamın, 04.12.2025 tarihli birinci ve 15.01.2026 tarihli ikinci (son) noter ihtarnamelerinden SONRA da, 27.01.2026 tarihinde ... arama motorunda yayımlandığının, Ticaret Bakanlığı'nın dosyadaki resmî yazısı ile belge düzeyinde sabit olduğu, Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının; "..." aramasındaki sonuç sayfasını 6502 sayılı Kanun ve reklam mevzuatı yönünden aykırı bulmamakla birlikte, davalının sağlık alanında faaliyet göstermesi ve sağlık reklam yasağı nedeniyle reklamın izin verilen bilgilendirme/tanıtım sınırını aştığı gerekçesiyle reklamı durdurma cezası uyguladığı; bu kararın bir marka tecavüzü/iltibas tespiti niteliğinde OLMADIĞI, sağlık reklam mevzuatına aykırılık tespiti olduğu; dolayısıyla ne davacının kararı doğrudan "marka tecavüzü tespiti" olarak, ne de davalının "reklamım tümüyle mevzuata uygundur" biçimindeki yorumunun dosyadaki belgeyle bağdaşmadığı, Davalıya ait ... internet sitesinin reklamda görünen alan adı olduğu ve reklamda davacıya ait logo/unvanın birebir kopyalandığına dair dosyada delil bulunmadığı; ancak davalının kendi sitesindeki KVKK sayfasında hizmetin "..." kimliği altında ve birden çok bağlı tüzel kişilikle birlikte sunulduğu, bu görünümde davacıya ait bir işaretin kullanılmadığı, Davalı reklam verenin, 04.12.2025 tarihli ilk noter ihtarnamesi ile dava konusu reklam kullanımlarından haberdar edildiği; buna rağmen 27.01.2026 tarihinde aynı kapsamda sponsorlu reklam gösteriminin gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında, ilk ihtar sonrasında dava konusu ibarelerin reklam gösterimini engelleyecek negatif anahtar kelime ve/veya ilgili kampanya/reklam ayarlarına yönelik gerekli teknik tedbirlerin etkili biçimde uygulanmadığının anlaşıldığı; geniş eşleme (broad match) kullanılmış olsa dahi istenmeyen arama sorgularında reklam gösteriminin negatif anahtar kelime ve diğer kampanya ayarları vasıtasıyla sınırlandırılmasının teknik olarak mümkün olduğu, Mahkememizce bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmakla birlikte, dava konusu ... reklam hesabına erişim sağlayabilecek kullanıcı/giriş bilgileri ile hesap erişim yetkisinin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle, reklam hesabının kampanya ayarları, anahtar ve negatif anahtar kelimeleri, reklam varlıkları ve değişiklik geçmişi üzerinde doğrudan inceleme gerçekleştirilemediği; bu nedenle teknik değerlendirmelerin dosya kapsamında mevcut bilgi, belge, ekran görüntüsü ve resmî kayıtlar üzerinden yapıldığı, Marka Hukuku Yönünden İncelemelerimizde; Her ne kadar TPMK’dan gelen cevabi yazıda davacının dayanak 3 markasının da davacı adına geçerliliğini koruduğu bildirilmişse de; davacının ... no.lu markasının dava tarihi öncesinde yenilenmeme nedeniyle kendiliğinden hükümsüz sayıldığı, hükümsüzlüğün marka tescilinden doğan hakların başvuru tarihinden itibaren hiç doğmamış sayılması sonucunu doğurduğu, davacının ... no.lu markasının da yenilenmeme nedeniyle kendiliğinden hükümsüz sayıldığı, kaldı ki bu markanın tescilli olduğu hizmetlerle davalı yanın kullanımının söz konusu olduğu tıbbi hizmetler arasında benzerlik de bulunmadığı, bu sebeplerle huzurdaki davada 2014 ve 2015 tarihli davacı markalarına dayanılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Bilişim ve internet reklamcılığı yönünden yapılan incelemede, davalı tarafından ... arama motorunda yayınlanan sponsorlu reklamların başlıklarında davacının markasındaki lafzi unsur olan “...” ifadesinin “...”, “...”, “...” ve “...” gibi kurumsal/hizmet bildiren kalıplar içinde yer aldığı tespit edilmiştir. Dava konusu sponsorlu reklamın, 04.12.2025 ve 15.01.2026 tarihli ihtarnamelerden sonra da (27.01.2026) ... arama motorunda yayınlandığı Ticaret Bakanlığı’nın resmî yazısından da tespit edilebilmektedir. Bilişim yönünden teknik incelemede, reklam başlığının ...sisteminde ancak reklam verenin hesabına tanımladığı başlık varlıklarından üretilebildiği, kullanılan ifadelerin davalı hesabındaki reklam varlıkları arasında yer almış olması gerektiği, reklamın hem tetiklenmesi hem de başlık metninin teknik olarak reklam verenin kontrolü/tasarrufu alanında olduğu, geniş eşleme/otomatik sistem savunmasının bu başlık kullanımını teknik olarak izah etmeye yetmediği belirtilmiştir. Davacının ... numaralı “... Şekil” markasının tescili kapsamında, davalı tarafın reklam başlıklarının ilgili olduğu “tıbbi hizmetler” bulunmaktadır. Davacı markasının tescili geçerli olup, marka koruma altındadır. Davalı reklam başlıklarında davacı markasının lafzi ve öne çıkan unsuru olan “...” ibaresine yer verilerek “...”, “...”, “...”, “...", “...” gibi ifadelerin kullanılmış olmasının, hizmetin ortalama alıcılarının, davalının sunduğu hizmetin davacı ile arasında ekonomik-ticari/idari bağlantı olan bir kimse tarafından sunulduğu izlenimine kapılması ihtimalini doğurduğu, davalının reklam başlıklarının davacı ve markası ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine (SMK m.7/f.2-b) sebep olabileceği değerlendirildiği" bildirilmiştir. Davacı vekili 21/09/2026 tarihli feragat dilekçesi ile; davanın karşılıklı feragat nedeniyle reddini, karşılıklı olarak vekalet ücreti taleplerinin olmadığı hususu gözetilerek huzurdaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmış olup, bu durumda davacının talep içeriği incelendiğinde esas itibari ile feragat iradesi ile beyanda bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiş olup davanın feragat nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.HÜKÜM:1-Davacı vekili 22/09/2026 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat etmiş olmakla HMK 307.maddesi gözetilerek DAVANIN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2- 732,00-TL ilam harcının 732,00 TL peşin harçtan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davacı tarafça yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, 5-Taraflarca vekalet ücreti talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair karar tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE karar verildi. 23/09/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır