Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, YİDK tarafından reddedilen bir marka tescil başvurusunun iptali davasında karıştırma ihtimalini inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: Davacının "... Turizm" ibareli marka başvurusunun, davalı kurum tarafından, davalı şirkete ait "..." ibareli tescilli marka ile görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği, mal/hizmetlerin aynılığı ve karıştırılma ihtimali gerekçeleriyle reddedilmesi üzerine açılan bu davada; davacı vekili, "turizm" ibaresinin markayı farklılaştırdığını, "..." ibaresinin coğrafi bir yer adı olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını iddia ederek red kararının iptalini talep ederken, davalılar ise "turizm" ekinin ayırt edicilik sağlamadığını, mevcut marka ile başvuru markası arasında güçlü benzerlik bulunduğunu, markaların aynı sektördeki mal ve hizmetleri kapsadığını ve ortalama tüketicinin kolaylıkla yanılabileceğini ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/28 Esas - 2025/404

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/28
KARAR NO : 2025/404
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 20/01/2025
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin ....sayılı “... turizm” ibareli marka başvurusunun davalı Kurum tarafından reddedildiğini, dava konusu .... kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun “...” ibareli redde mesnet marka ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, müvekkili markasının bir bütün olarak “... turizm” ibaresi olduğunu, başvuruda yer alan “turizm” ibaresinin markayı benzersiz yaptığını, “...” ibaresinin bir coğrafi yer adı olduğunu, ibarenin tek bir kişinin kullanımına bırakılamayacağını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını beyanla; .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu marka ile redde mesnet marka arasında görsel ve işitsel yönden benzerlik bulunduğunu, markaların kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olduğunu, somut olayda SMK 6/1 maddesindeki koşulların gerçekleştiğini, redde mesnet markanın esas unsuru olan “...” ibaresinin başvuru markasında aynen ve esas unsur olarak yer aldığını, dava konusu marka başvurusunda yer alan “turizm” ibaresinin markayı ayırt edici hale getirmediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin .... sayılı “...” ibareli markasının tescil edildiği günden bu yana kullanıldığını, davacının marka başvurusunun müvekkili markası ile birebir aynı ismi içerdiğini, davacı markasına eklenen “....” ibaresinin tüm şirketler tarafından faaliyet alanı açısından şirket isimlerine eklenen bir ibare olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ya da kavramsal olarak aynı/benzer olduğunu, ortalama tüketicilerin markaları karıştıracağını, markaların aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini, müvekkili şirket markasının tanınır olduğunu, davacının müvekkili tanınırlığından faydalandığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ....sayılı marka başvurusu, 43. sınıf için tescil talebiyle 08.09.2023 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, 12.10.2023 tarih ve 430 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davalı şirket itirazının, .... sayılı kararı ile kabul edilerek marka başvurusunun reddine karar verildiği, davacı şirket, .... kararına itiraz ederek, marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ettiği, itiraz üzerine ....kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
Dava Konusu Marka Başvurusu ile Davalı Şirketin .... Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.
Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.
Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ;
Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:
Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.
Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 43. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 43. Sınıf hizmetler oluşturmaktadır.
Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen marka ise hali hazırda 43. Sınıf hizmetleri içermektedir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 43. Sınıf hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluştuğu,
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı,
İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali;
Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.
Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
Dava konusu marka başvurusu, “... Turizm” ibaresinden oluşan kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk veya şekil unsuru bulunmamakta, tüm ibareler siyah renk ve standart bir yazı karakteri ile aynı puntoda yazılmıştır. Markada yer alan “.... çevrimiçi sözlüğünde “Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi. Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü.” olarak tanımlanmıştır. Davanın konusunu oluşturan hizmetlerin “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.”nden oluştuğu gözetildiğinde, “turizm” ibaresi, dava konusu hizmetler bakımından tali unsur niteliğindedir. “...” ibaresi, çok sayıda ilde bulunan bir mahalle/köy adı olarak kullanılan bir ibaredir. “...” köyünün bulunduğu illere, .... örnek olarak verilebilir. “...” ibaresi, doğrudan bir coğrafi yere işaret ettiği söylenemez,
“... “ibaresi ise, şehir, bölge ya da maruf mahal isimlerinden değildir. Ayrıca, dava konusu 43. Sınıf hizmetler bakımından tanınmış bir köy ismi olduğunun da söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği, marka vasfı bulunmaktadır.
Davalı şirkete ait redde mesnet marka ise “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk veya şekil unsuru bulunmamaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet markanın tek unsuru ve dolayısıyla esas unsuru “...” ibaresidir.
Hem dava konusu markada hem de davalıya ait redde mesnet markada “...” ibaresi ayırt edici nitelikte ve ön planda yer almakta olup, her iki marka bakımından esas unsur niteliğindedir. Bu nedenle, markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde, “...” ibaresinin ortaklığı, markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kılmıştır.
Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, davalı adına tescilli markanın esas ve ayırt edici unsurunu birebir içermesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markanın esas unsur bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu,
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde dava konusu edilen 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük hizmetlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı,
Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu,
Sonuç olarak, işbu davanın konusunu oluşturan mal hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet markasının kapsamında hali hazırda yer aldığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında emtia bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı şirketin redde mesnet markasının “.... dava konusu marka başvurusunun ise “...” ibaresinden oluştuğu, dava konusu markada yer alan “.... ibaresinin anlam itibarıyla tali unsur niteliği taşıdığı, taraf markalarının esas unsur bakımından ayniyet taşıdığı, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama ve ortalamanın üstünde olarak tespit edilse dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu,
Netice itibariyle,
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markası kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu,
Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Kurum kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.10.2025
Kâtip ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır